Ana içeriğe geç
Sözlük

hisse ile cümle

hisse kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Karanlıkta yolunu hissetti.He felt his way through the darkness.
O, yağmuru yüzünde hissetti.He felt the rain on his face.
O kötü hissetmeye başladı.He began to feel ill.
Bir roman yazmak için ani bir dürtü hissetti.He felt a sudden urge to write a novel.
O, ani bir ağrı hissetti.He felt a sudden pain.
Göğsünde akut bir ağrı hissetti.He felt an acute pain in his chest.
O, parasını hisse senetlerine yatırdı.He invested his money in stocks.
O bugün çok daha iyi hissediyor.He feels a lot better today.
Son zamanlarda kendini biraz gergin hissediyor.He's been feeling a little on edge recently.
Eşi öldüğünde büyük üzüntü hissetti.He felt great sorrow when his wife died.
Düne göre çok daha iyi hissediyor.He feels a good deal better than yesterday.
Başarabilmesinin sebebinin arkadaşlarının yardımından kaynaklandığını hissetti.He felt that the reason he was able to succeed was because of his friends' help.
O, yaşlandığını hissetti.He felt himself growing old.
O çok fazla yediği için hasta hissetti.He fell ill because he ate too much.
O, kalbinin hızlı attığını hissetti.He felt his heart beating fast.
O, tamamen aşağılanmış hissetti.He felt utterly humiliated.
Bir şeyin bacağından yukarı çıktığını hissetti.He felt something crawl up his leg.
O, hisse senetlerine çok para yatırdı.He invested a lot of money in stocks.
O çok yalnız hissetti.He felt very lonely.
O, kaybolmuş ve rahatsız hissetti.He felt lost and uncomfortable.
O, sırtında bir ağrı hissetti.He felt a pain in his back.
O, huzursuz hissetti.He felt ill at ease.
O huzursuz hissetti.He felt uneasy.
Sanki onun benimle karşılaşmaktan çekindiğini hissettim.I felt as if he shrank from meeting me.
Hisse senedi satın almaya zorlandı.He was forced to buy stocks.
O, vicdan azabı hissetti.He felt the pangs of conscience.
Beni sıcak karşıladılar, bu yüzden evimde gibi hissettim.They welcomed me warmly, so I felt at home.
Onlar soğuk havanın yaklaştığını hissedebilir.They can sense the approach of cold weather.
Onlar açlık hissediyorlar.They feel hungry.
Onlar, oğullarının vahşi davranışlarıyla kendilerini rezil hissettiler.They felt disgraced by their son's wild behavior.
Onun mektuplarını gördüğünde kendini biraz tedirgin hissetti.When he saw her letter, he felt somewhat uneasy.
Ben onun şirketinde rahat hissediyorum.I feel comfortable in her company.
Onun şirketinde evimde gibi hissetmiyorum.I don't feel at home in her company.
Onunla aynı fikirde olmaya meyilli hissediyorum.I feel inclined to agree with her.
Onun söylediği hakkında ne hissediyorsunuz?How do you feel about what she said?
Ellerini mermer kadar soğuk hissetti.Her hands felt as cold as marble.
O gün boyu huzursuz hissetti.She felt restless all day long.
O sinirli hissettiğinde kekeliyor.She stammers when she feels nervous.
Haberi duyduğunda ağlayacak gibi hissetti.She felt like crying when she heard the news.
Onun, şirkette yüzde 10'luk bir hissesi var.She has a 10 percent interest in the company.
O, o gün çok kötü hissetti.She felt very bad that day.
O, birinin arkasına dokunduğunu hissetti.She felt someone touch her back.
O, yan tarafında bir ağrı hissetti.She felt a pain in her side.
Aşk ve nefret arasında bir şey hissetti.She felt something between love and hatred.
Boynuna bir şeyin dokunduğunu hissetti.She felt something touch her neck.
O her öksürdüğünde çok acı hissetti.Every time she coughed, she felt a great deal of pain.
Kanı görünce bayılacak gibi hissetti.She felt faint at the sight of blood.
Bugün o kötü hissediyor.She feels bad today.
O benim arkadaşımla birlikte rahat hissetmedi.She didn't feel comfortable with my friend.
O, arabasında yanlış giden bir şey hissetti.She felt something go wrong with her car.
O, geleceği hakkında güvensiz hissetti.She felt insecure about her future.
O düştü ve utanmış hissetti.She failed and felt humiliated.
O, kalbinin hızlı çarptığını hissetti.She felt her heart beat quickly.
Onun kalbinin hızlı çarptığını hissettim.She felt her heart beating fast.
O, öğle yemeğinden önce çok iyiydi, ama sonrasında hasta hissetti.She was very well before lunch, but felt sick afterward.
Onun gitmesini istediğini hissettirdi.She hinted that she would like him to leave.
Ona kaba davrandığı için pişmanlık hissetti.She felt regret for having been rude to him.
O çok utanmış hissetmişti ki hiçbir şey söyleyemedi.She felt so humiliated that she couldn't say anything.
O, dizlerinin titrediğini hissetti.She felt her knees tremble.
O, hasta hissediyordu fakat kısa sürede iyileşti.She fell ill, but got well soon.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod