Mevcut koşullar altında, bu yolculuğu yaparken rahat hissetmedim.Under the current conditions, I didn't feel comfortable making this trip.
Onunla derin bir bağ hissediyorum.I feel a deep connection to him.
Bugün çok keyifsiz hissediyorum.I feel down in the dumps today.
İçeride yalnız hissediyorum?I feel alone inside.
İçeride boş hissediyorum.I feel empty inside.
Dan iğneyi hissetmedi bile.Dan didn't even feel the needle.
Dan bile mahcup hissetmedi.Dan didn't even feel embarrassed.
Dan, Linda'nın ölümü konusunda kendini suçlu hissetti.Dan felt guilty about Linda's death.
Seni suçlu hissettirmeye çalışmıyorum.I'm not trying to make you feel guilty.
Şimdi daha iyi hissediyorsun, değil mi?You're feeling better now, aren't you?
Daha iyi hissediyorsun, değil mi?You're feeling better, aren't you?
Ne kadar süredir böyle hissediyorsun?How long have you been feeling like this?
Şimdi kendini daha iyi mi hissediyorsun?Are you feeling better now?
Gerekli hissetmek güzeldir.It's nice to feel needed.
Tom trenin hareket etmeye başladığını hissetti.Tom felt the train begin to move.
O nasıl hisseder?What does that feel like?
Bak, nasıl hissettiğini biliyorum.Look, I know how you feel.
Hissettiğim kadar kötü görünüyor muyum?Do I look as bad as I feel?
Bir deprem gibi hissettim.That felt like an earthquake.
Deprem gibi hissettirdi.That felt like an earthquake.
Bir rahatsızlık hissediyor musunuz?Are you experiencing any discomfort?
Farklı hissediyor musun?Do you feel any different?
Bunun beni daha iyi hissettirmesi mi gerekiyor?Is that supposed to make me feel better?
Bu seni daha iyi hissettirecek.This'll make you feel better.
Dan artık kendini kendi evinde güvende hissetmedi.Dan no longer felt safe in his own house.
Dan annesi artık onu istemiyor gibi hissetti.Dan felt like his mother no longer wanted him.
Gözlerimin dolduğunu hissettim.I felt tears come into my eyes.
Halihazırda daha iyi hissediyorum.I already feel much better.
Farkı hissedebiliyor musun?Can you feel the difference?
Benim için hâlâ bir şey hissediyor musun?Do you still feel something for me?
Seyirci sıkıldığını hissediyor gibi görünüyor.The audience seems to feel bored.
Sıkıldığını hissediyor musun?Do you feel bored?
Ben burada kendimi her zaman kısıtlı hissediyorum.I feel always restricted here.
Tom baskıyı hissediyor.Tom is feeling the pressure.
Ben ihanete uğramış hissettim.I felt betrayed.
Hisse senedi fiyatları bu son ay dengesizdi.Share prices have been erratic this last month.
Arkandan biri senin hakkında konuşsa nasıl hissedersin?How would you feel if someone said that about you behind your back?
Bu şehirde kendimi yalnız hissediyorum.I feel lonely in this town.
Söyledikleri şeyler hissettiklerine aykırı.What they say is contradictory to their feelings.
Umarım yarın daha iyi hissedersin.I hope that you feel better tomorrow.
Nasıl hissettiğimi hakkında hiç bir fikrin yok.You have no idea how I feel.
Şimdi bekaretimi kaybettim, kendimi çok daha güvende hissediyorum.Now that I've lost my virginity, I feel much more confident.
Mary yüzünün kızdığını hissetti.Mary felt her face grow hot.
Ne bekleyeceğinizi bilmediğiniz zaman gergin hissetmeniz normal.It's normal to feel nervous when you don't know what to expect.
Sensiz kayıp hissediyorum kendimi.I feel lost without you.
Sen olmayınca kendimi boşlukta hissediyorum.I feel lost without you.
Bu sabah uyandığımda, kendimi biraz rahatsız hissettim.When I woke up this morning, I felt a little ill.
Erkekler gerekli hissetmek istiyor.Men want to feel needed.
Erkekler önemli hissetmek istiyor.Men want to feel important.
"Daha iyi hissediyor musun?" "Hayır, daha kötü hissediyorum.""Are you feeling better?" "No, I feel worse."
O, yalnız olduğunda kendini üzgün hisseder.He feels sad when he is lonely.
Bir saatlik antremandan sonra iyi hissediyorum.I feel good after one hour workout.
Bu kitlesel histeri.It's mass hysteria.
Bulantı hissediyor musun?Do you feel nauseous?
Kusacak gibi mi hissediyorsun?Are you feeling nauseated?
O sersemlemiş hissediyordu.She felt dazed.
Bir şeyin yanlış olduğunu hissedebiliyorum.I can feel that something is wrong.
Senin hissen yirmi dolar.Your share is twenty dollars.
Senin için derin bir sempati hissediyorum.I feel a deep affection for you.
Bu ilacı al. Yakında daha iyi hissedeceksin.Take this medicine. You'll soon feel better.