Heykelcik televizyon mühendisi Louis McManus tarafından karısını model alarak dizayn edilmiştir.Foi criado pelo engenheiro Louis McManus, que usou a esposa como modelo.
"Derinkuyu'nun heykelcisi öldü".«Faleceu o cartunista Lage».
Lachaise ayrıca iyi bir portre heykelcisi olarak tanınır.Lachaise stond ook bekend als een briljant portrettist.
Muhtemelen bu tapınakta da 108 heykelcik bulunmaktadır, ancak altı tanesine hiçbir zaman ulaşılamamıştır..84 preken van hem bleven bewaard, zij het geen enkele in zijn handschrift.
Kimi zaman hayvan veya insan biçimli heykelciklerdir.Soms zijn het mengvormen van mens en dier of mens en robot.
Üç film 11 oscar heykelciği birden almayı başardı.Tylko dwa inne filmy dostały 11 statuetek Oscara.
Ödülü kazanan kişi 10 bin dolar, bir diploma ve bronz heykelciğin sahibi olur.Nagrodę wysokości 10 tysięcy dolarów otrzymuje pisarz lub pisarka dowolnej narodowości.
Skopas (MÖ 4. yüzyıl), Antik Yunan heykelci.Satyros (IV w. pp. n.e.) – starożytny grecki architekt.
En eski iki yapı evresinde kil heykelcik hiç bulunmamaktadır.Två tidigare klockstaplar har funnits på annan plats än den nuvarande.
Aynı zamanda büyük bir heykelciliğin olduğu da görülmektedir.Det ses även som viktigt att leva autentiskt.
Oscar heykelciğini kazananlar bu ödülü satamazlar.Pokers prestigeturneringar erbjuder inte sökö.
Bundan sonra, kral heykelciklerin tüm Fransa'da sergilenmesini istedi.Kungen beordrar att alla sländor i riket skall eldas upp.
Pişmiş topraktan yapılma idollerin çoğu hayvan heykelcikleridir.Převážná většina prodávaných ryb pochází z umělého chovu.
Tüm heykelcikler birer tapınma nesnesi olarak görülmektedir.Toate celelalte dispozitive sunt cunoscute ca slave.
Heykelcik televizyon mühendisi Louis McManus tarafından karısını model alarak dizayn edilmiştir.A szobrot Louis McManus televíziós mérnök készítette, a női alakot saját feleségéről mintázva.
Bakır bu dönemde heykelcilik için önemli bir madde haline gelmiştir.Az öntöttvas ebben a korszakban vált fontos építőanyaggá.
Tüm heykelcikler birer tapınma nesnesi olarak görülmektedir.Mások szolgálatát egyfajta istentiszteletnek tekintik.
I. Dünya Savaşı'ndan sonra genellikle heykelcilik sanatıyla uğraşmıştır.Az első világháború után a Műcsarnok rendszeres kiállítója volt.
El sanatçılarının -özellikle heykelcilerin- koruyucusu sayılırdı.A kézművesek, főként a fémművesek védőistenének is tartották.
Bu arada Amerikan heykelci Alexander Calder'in "mobil" eserlerinden etkilendi.Näyttelyssä oli mukana myös amerikkalaisen Alexander Calderin mobileja.
Genellikle hayvan figürlerinden oluşan taş heykelciklere sık rastlanmaktadır.Kivikauden asuinpaikoilta löydetään usein koirien luita.
Ayrıca kedi heykelcikleri Eski Mısır’da en çok rastlanan heykellerden biridir.Hans tidligste billedframstilling er blant de eldste eksemplene på store statuer funnet i Egypt.
Ödülü kazanan kişi 10 bin dolar, bir diploma ve bronz heykelciğin sahibi olur.Prisen består av en bronsestatuett, et diplom og 5 000 kroner.
Bazilikadakı heykelcikler o dönem ibadeti hakkında bilgi vermektedir.Sommergjester er fortsatt med på å prege byen.
Ödül heykelciği, heykeltıraş Erturğrul Atlı tarafından tasarlanmıştır.Đồ án sơ khởi được thiết kế bởi họa viên kiến trúc Đặng Thành Hoàng.
Heykelcik televizyon mühendisi Louis McManus tarafından karısını model alarak dizayn edilmiştir.テレビ技術者ルイス・マクマヌス(英語版)がデザインしたもので、彼の妻をモデルとしている。
Heykelcikteki kanatlar sanatın ilham perisini, atom ise bilimin elektronunu temsil etmektedir.翼は芸術の女神を表し、原子は科学を表す。
Oscar heykelciğinin tasarımcısı olarak bilinir.オスカー像のデザインでも知られる。
Kedi heykelcikleri genellikle çok kıymetli taşlardan yapılırdı.通常親の駒は大きく作られていた。
Köprü, yaklaşık 1700 yılında dikilen çoğu Barok stilinde olan 30 heykel ve heykelcik ile dekore edilmektedir.该桥上安放有30座雕塑,其中多数为巴洛克风格,竖立于1700年前后。
Ayrıca "Moonman" olarak anılan ödül heykelciğinin adının "Moon Person" olarak değiştirildiğini açıkladı.本届典礼将奖杯“登月男子”(Moonman)更名为“登月人”(Moon Person)。
Bunda da Ezio heykelciği olacak.另見伊佐那社。
Derain taş heykelciliği üzerine denemeler yaptı.Правили опити за шлифоване на камък.
Bunun yanında yoldaşı kara panter Guenhwyvar'ı çağıran siyah bir heykelciği vardır.Isto tako ima i magičnu crnu figuru kojom poziva veliku crnu panteru Guenhwyvar.
Heykelcikteki kanatlar sanatın ilham perisini, atom ise bilimin elektronunu temsil etmektedir.Krídla reprezentujú umeleckú múzu a atóm predstavuje pokrok vedy.
Antik Yunan heykelciliğinin en önemli adlarından biridir.Je to jedna z najstarších dokladov o modernej gréčtine.
El sanatçılarının -özellikle heykelcilerin- koruyucusu sayılırdı.Bol tiež mecenášom umenia, najmä architektúry.
Bu arada Amerikan heykelci Alexander Calder'in "mobil" eserlerinden etkilendi.Za poslikave na avtomobilu je poskrbel ameriški umetnik Alexander Calder.
"Derinkuyu'nun heykelcisi öldü"."Umrl je oblikovalec Matjaž Vipotnik".
Antik Yunan heykelciliğinin en önemli adlarından biridir.Tai vienas iš garsiausių El Greko kūrinių.
Üç film 11 oscar heykelciği birden almayı başardı.Trys Kusto filmai laimėjo Oskaro statulėles.
Kedi heykelcikleri genellikle çok kıymetli taşlardan yapılırdı.Kartais šiuos antspaudus gamindavo iš pusbrangių akmenų.
Ödülü kazanan kişi 10 bin dolar, bir diploma ve bronz heykelciğin sahibi olur.Auhinnaks on 10 000 dollarit, diplom ja pronkskuju.
Heykelcik televizyon mühendisi Louis McManus tarafından karısını model alarak dizayn edilmiştir.Kujukese autor on televisiooniinsener Louis McManus, kes modellinna kasutas oma abikaasat.
Ama bu heykelcik kolaylıkla ele sığabilecek nitelikte.Aber das ist eine Figur, die einfach eine Hand gefüllt haben würde.
Ama bu heykelcik kolaylıkla ele sığabilecek nitelikte.Ale je to figurka, která by dobře padla do ruky.
Ama bu heykelcik kolaylıkla ele sığabilecek nitelikte.C'est une figurine qui tient aisément dans la main.
Ama bu heykelcik kolaylıkla ele sığabilecek nitelikte.그렇지만 손에 들기에는 손쉬운 조각상입니다.
Ama bu heykelcik kolaylıkla ele sığabilecek nitelikte.Maar dit is wel een figuurtje dat makkelijk in een hand past.
Ama bu heykelcik kolaylıkla ele sığabilecek nitelikte.Mas esta é uma figura que teria facilmente enchido uma mão.
Ama bu heykelcik kolaylıkla ele sığabilecek nitelikte.Pero esta es una cifra que fácilmente hubiera llenado una mano.
Ama bu heykelcik kolaylıkla ele sığabilecek nitelikte.Фигурка легко поместится в ладони.
Balasubramaniam, heykelciliğin, boyamanın ve yerleştirme sanatının dönüm noktasında bulunuyor.Hij doet wonderen met glasvezel.
Balasubramaniam, heykelciliğin, boyamanın ve yerleştirme sanatının dönüm noktasında bulunuyor.그는 조각, 회화, 설치미술이 만나는 곳에서 유리섬유로 놀라운 작업을 합니다.
Balasubramaniam, heykelciliğin, boyamanın ve yerleştirme sanatının dönüm noktasında bulunuyor.עומד בצומת הדרכים של פיסול, ציור ומיצבים, עושה פלאים עם פיברגלאס.
Balasubramaniam, heykelciliğin, boyamanın ve yerleştirme sanatının dönüm noktasında bulunuyor.والذي يمثل فنه نقطة تقاطع ما بين النحت والرسم والتركيب, والذي كان مبدعاً في مجال الألياف الزجاجية.
Balasubramaniam, heykelciliğin, boyamanın ve yerleştirme sanatının dönüm noktasında bulunuyor.グラスファイバーですばらしい作品を創造します バラ自身のちほどTEDで講演を行うので
Belki on veya yüz yıl sonra sanar tarihçileri ve arkeologlar erkek heykelcikleri de bulurlar.그러나 어쩌면 10년 혹은 100년이 지난 후 미술사학자들과 고고학자들은 남자 조각상을 찾아낼 지도 모릅니다.
Belki on veya yüz yıl sonra sanar tarihçileri ve arkeologlar erkek heykelcikleri de bulurlar.Aber vielleicht in zehn Jahren oder hundert Jahre Kunsthistoriker und Archäologen finden männliche Figuren.
Belki on veya yüz yıl sonra sanar tarihçileri ve arkeologlar erkek heykelcikleri de bulurlar.Ale možná, že za deset nebo za sto let najdou kunsthistorici a arecheologové nějaké mužské figurky.