Alice, o her zaman onun pet hakkında konuşmak için hazır olduğu için heyecanla cevap verdi:Alice háo hức trả lời, vì cô luôn luôn sẵn sàng để nói về con vật cưng của mình:
Ama beni heyecanladıran şey şu:Aber das hier bereitet mir Kopfschmerzen:
Ama beni heyecanladıran şey şu:אבל הנה מה שעושה לי את זה:
Ama çok heyecanlandım, ve devam ettim.Aber ich war begeistert und so machte ich weiter.
Ama çok heyecanlandım, ve devam ettim.Ale bol som nadšený, a tak som pokračoval.
Ama çok heyecanlandım, ve devam ettim.Byl jsem ale nadšený a tak jsem pokračoval.
Ama çok heyecanlandım, ve devam ettim.Dar eram entuziasmat, aşa că am continuat.
Ama çok heyecanlandım, ve devam ettim.De izgatott voltam, úgyhogy folytattam.
Ama çok heyecanlandım, ve devam ettim.하지만 저는 흥분되었고, 계속해 나갔죠.
Ama çok heyecanlandım, ve devam ettim.Maar ik vond het spannend, dus ik ging door.
Ama çok heyecanlandım, ve devam ettim.Ma ero esaltato, e quindi ho continuato.
Ama çok heyecanlandım, ve devam ettim.Mais ça m'excitait, donc j'ai continué.
Ama çok heyecanlandım, ve devam ettim.Mas eu estava entusiasmado, então continuei.
Ama çok heyecanlandım, ve devam ettim.Men det var så kul, så jag fortsatte.
Ama çok heyecanlandım, ve devam ettim.Men jag blev upphetsad, så kommer jag hålls.
Ama çok heyecanlandım, ve devam ettim.Men jeg var begejstret, så jeg blev ved.
Ama çok heyecanlandım, ve devam ettim.Mutta olin innoissani, joten jatkoin eteenpäin.
Ama çok heyecanlandım, ve devam ettim.Nhưng tôi đã thấy phấn khích, và tôi tiếp tục.
Ama çok heyecanlandım, ve devam ettim.Nie zamierzałem przestawać.
Ama çok heyecanlandım, ve devam ettim.Pero estaba emocionado, así que continué.
Ama çok heyecanlandım, ve devam ettim.Tapi saya sangat bersemangat, jadi saya teruskan.
Ama çok heyecanlandım, ve devam ettim. Ve başka bir kaç bir şey daha kafama dank etti.E, então, começaram a revelar-se-me algumas outras coisas .
Ama çok heyecanlandım, ve devam ettim. Ve başka bir kaç bir şey daha kafama dank etti.אבל הייתי נלהב, ולכן המשכתי.
Ama çok heyecanlandım, ve devam ettim.Αλλά ήμουν ενθουσιασμένος, και συνέχισα.
Ama çok heyecanlandım, ve devam ettim.Але я дуже втішився і продовжував свою справу.
Ama çok heyecanlandım, ve devam ettim.Но бях развълнуван и продължих.
Ama çok heyecanlandım, ve devam ettim.Но ко мне пришло вдохновение, поэтому я продолжал.
Ama çok heyecanlandım, ve devam ettim.لكنه متحمس ، لذلك ظللت مستمرة.
Ama çok heyecanlandım, ve devam ettim.لكني كنت مستثاراً، لذا فقد واصلت المسيرة
Ama çok heyecanlandım, ve devam ettim.そうして気づいたのは
Ama o seninle nişanlandı. Heyecanlanan bir tek o.On się z tobą zaręczył. <br /> Tylko on się z tego cieszy.
Ama o seninle nişanlandı. Heyecanlanan bir tek o.А он даже успел помолвится в это время с тобой Он единственный, который отому всему радуется
Ama şahsen bu teknolojinin online dünyada kullanılacak olması beni heyecanlandırıyor,제가 특히 온라인에서 이 기술을 사용할 경우 흥분되는 것은, 예를 들어,
Ama şahsen bu teknolojinin online dünyada kullanılacak olması beni heyecanlandırıyor,אבל אני נלהב במיוחד מהשימוש בתוכנה בעולמות אונליין
Ama şahsen bu teknolojinin online dünyada kullanılacak olması beni heyecanlandırıyor,لكنني في الحقيقة أشعر بالسعادة خاصة في استخدام هذه التكنولوجيا على شبكة الإنترنت ،
Ama şahsen bu teknolojinin online dünyada kullanılacak olması beni heyecanlandırıyor,例えばトム・メルヒャーがやってくれたように この技術をオンラインの世界で使うと 面白いのではないかと思います
Amerikan çevre düzenlemesi beni çok heyecanlandırır ve arazinin fiziksel formunun저는 미국의 경관과 유명한 캘리포니아의 센트럴 밸리로부터 맨하탄의 기반암에 이르는
Amerikan çevre düzenlemesi beni çok heyecanlandırır ve arazinin fiziksel formununאני מלאת תשוקה לגבי הנוף האמריקאי ואיך הצורה הפיסית של האדמה,
Amerikan çevre düzenlemesi beni çok heyecanlandırır ve arazinin fiziksel formununأنا متحمسة حول الأراضي الامريكية الأميركي وكيف الشكل المادي للأرض،
Amerikan çevre düzenlemesi beni çok heyecanlandırır ve arazinin fiziksel formunun大好きです。 カリフォルニアのセントラルバリーから
Aradığını görünce çok heyecanlandım.Byłam taka podekscytowana jak zadzwoniłeś.
Aradığını görünce çok heyecanlandım.Ich habe mich sehr über deinen Anruf gefreut.
Aradığını görünce çok heyecanlandım.Ik was zo opgewonden toen je me belde.
Aradığını görünce çok heyecanlandım.J'étais tellement excité par ton appel.
Aradığını görünce çok heyecanlandım.Sono contentissima che tu mi abbia chiamato.
Aradığını görünce çok heyecanlandım.Ενθουσιάστηκα που με τηλεφώνισες.
Aradığını görünce çok heyecanlandım.Я была так рада, что ты позвонил.
Aradığını görünce çok heyecanlandım.卒業してからあってないよね
Aralık ayında, John Madden Football ile birlikte, bu beni ölesiye heyecanlandırıyor.12월에 "존매든 풋볼"과 함께 올라갔습니다. 정말 스릴 넘치는 일이던데요...
Aralık ayında, John Madden Football ile birlikte, bu beni ölesiye heyecanlandırıyor.בדצמבר, בדיוק במיקום גבוה יחד עם "פוטבול בסגנון גון מאדן" וזה ריגש אותי לגמרי
Aralık ayında, John Madden Football ile birlikte, bu beni ölesiye heyecanlandırıyor.في شهر ديسمبر،مع وجود لاعب كرة القدم جون مادن، والذي أخافني إلى حد الموت
Aralık ayında, John Madden Football ile birlikte, bu beni ölesiye heyecanlandırıyor.すぐ次に位置したわけです。 つまり私たちは本当に
Ardından heyecanlanır -- bu heyecanlanmadır, dert etmenize gerek yok.Acum devine entuziasmat. Ăsta e entuziasm, nu trebuie să vă faceţi probleme.
Ardından heyecanlanır -- bu heyecanlanmadır, dert etmenize gerek yok.Ahora se entusiasma -- esto es entusiasmo, no tienen que preocuparse.
Ardından heyecanlanır -- bu heyecanlanmadır, dert etmenize gerek yok.É excitação, não têm que se preocupar com ela.
Ardından heyecanlanır -- bu heyecanlanmadır, dert etmenize gerek yok.E poi si esalta -- quella è esaltazione, non dovete preoccuparvi di questa parte.
Ardından heyecanlanır -- bu heyecanlanmadır, dert etmenize gerek yok.Il devient excité -- voilà l'excitation. Ne vous en préoccupez pas.
Ardından heyecanlanır -- bu heyecanlanmadır, dert etmenize gerek yok.Jetzt wird er aufgeregt - das ist Aufregung, aber darum müssen Sie sich nicht sorgen.
Ardından heyecanlanır -- bu heyecanlanmadır, dert etmenize gerek yok.점점 흥분합니다. 이게 흥분한 증거죠. 걱정하실 필요는 없습니다.
Ardından heyecanlanır -- bu heyecanlanmadır, dert etmenize gerek yok.Most izgatottá válik -- ez az izgatottság, nektek nem kell törődni ezzel.