Ana içeriğe geç
Sözlük

heyecanla ile cümle

heyecanla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Merak ve heyecanla bekliyorlardı.Feszülten és izgatottan vár a szerelmére.
Bu durum seyircileri daha da heyecanlandırmaktaydı.Sokkolni akarták a közönséget még élénkebb történetekkel.
Atak sırasında üzücü, heyecanlandırıcı tartışmalardan kaçmak gerekir.Helyette a harc folyamán rövid periódusokra intenzív és elkeseredett harc bontakozott ki.
Ölümün bilinmezliği insana hayatın bilinen acılarından daha heyecanlan verici geliyor." demiştir.Jos kuolema on todellakin Yhden lahja ihmisille, on se katkera ottaa vastaan!»
Bu şarkı ise beni en heyecanlandırandı.Olin hyvin tyytyväinen tähän lauluun. ...
Ancak bunlar, kısa sürede dinleyicilerimizi heyecanlandıran öğeler oldular.Tämä kuitenkin häiritsee jossain määrin oikeita soittajia.
Yeni bir tabloya heyecanla başladım.Kausi sujui uusien kuvioiden hiomisessa.
Neticeyi tayin edecek 3. devre büyük heyecanla takip edildi.Προσπάθησε την τρίτη διαφυγή από την φυλακή Μαλανδρινού.
Heyecanla olacakları beklemektedirler.Τις ξεφύλλησαν με αγωνία.
Bu durum seyircileri daha da heyecanlandırmaktaydı.Αυτό χρησιμεύει στο να αυξάνεται το ενδιαφέρον των θεατών.
Ölümün bilinmezliği insana hayatın bilinen acılarından daha heyecanlan verici geliyor." demiştir.Dødens usikkerhed prædikes som mere spændende end livets velkendte smerte."
Merak ve heyecanla bekliyorlardı.Irriterende og ivrige.
Ağzından salyaları akar ve heyecanlandığında burnu akardı.Han siklet, og det rant av nesen hans når han var oppskjørtet.
Bu maçtan sonra ise Şener "Hayatımda iki kez heyecanlandım.Det er så kjedelig» («I'd hate to die twice.
Merak ve heyecanla bekliyorlardı.Den vakte både begeistring og bekymring.
James o heyecanla kadına dokunur ve "Mary!" der."Kalau begitu saya dengan senang hati akan mengingat Anda," kata Maria.
Hepimiz derinden heyecanlanıyoruz.Mọi người đều hò reo rất phấn khích.
Hayat üzerine: "Hayat beni heyecanlandırıyor.彼女の口癖は「人生には刺激がなきゃね」。
Kolay heyecanlanır.興奮しやすい。
Hepimiz derinden heyecanlanıyoruz.みんなは大喜び。
Heyecanla, o platformu terk ederken, bunun müteakip tepkilerini düşünmek lazım.駅を降りてすぐあおいはそのことに気づくが、ひなた達のサプライズのことを考え心にしまう。
Şirket henüz hiçbir oyun piyasa sürmeden hayranlar ve piyasa uzmanları tarafından heyecanla karşılanmıştır.現代では専門家でない演奏者のためにリアリゼーションを楽譜に書き起こしたものも多く市販されている。
Kolay heyecanlanır.容易興奮。
Onun çok istekli davranışları Lisa'nın da heyecanlanmasına neden olur.這使他與離開他的Lisa的關係變得緊張。
O, benim sevmediğim her şeyde ilham buluyor ve ben heyecanlanıyorum.他能在我不喜欢的东西上找到灵感,我在他讨厌的东西上找到兴奋点。
Merak ve heyecanla bekliyorlardı.活潑、充滿好奇心。
Heyecanlandığı zaman, ensesindeki kısa tacı kalkar.當怒氣到達頂點時,腦內的回路會短路。
Kepler heyecanla kısa bir cevap yayımladı, Dissertatio cum Nuncio Sidereo (Yıldızlı Messenger ile Sohbet).케플러는 《별의 메신저와의 대화》(Dissertatio cum Nuncio Sidereo)를 통해 매우 열심히 대답해 주었다.
O, benim sevmediğim her şeyde ilham buluyor ve ben heyecanlanıyorum.הוא מוצא השראה בדברים שאני לא אוהב, ואני מתרגש מהדברים שהוא לא אוהב.
Genç Adam, Cobb'un yaşam tarzından heyecanlanır.באטמן דאג לטיפוחו של הנער.
Hepimiz derinden heyecanlanıyoruz.כולנו נרגשים.
Bu şarkı ise beni en heyecanlandırandı.מנגינה זו היא הידועה ביותר לשיר זה.
Merak ve heyecanla bekliyorlardı.Работихме с ентусиазъм и възторг.
Bu işi bana teklif ettiklerinde çok heyecanlandım.В това се уверих, когато тръгнах в тази кампания.
Kepler heyecanla kısa bir cevap yayımladı, Dissertatio cum Nuncio Sidereo (Yıldızlı Messenger ile Sohbet).Dissertatio cum Nuncio Sidereo (Разговори с пратеника на звездите), 1610.
Ben özellikle çok heyecanlandım.To ju je osobito razbijesnilo.
Hepimiz derinden heyecanlanıyoruz.Svi su visoko urbanizirani.
San Jose Mercury News yazarı Charlie McCollum, sonraki bölümün kesinlikle heyecanlandıracağını yazdı.Charlie McCollum iz San Jose Mercury News opisao je zadnje epizode treće sezone kao "apsolutni užitak".
Vodafone Arena’da maça çıkmayı heyecanla bekliyorum.Zápasy sa odohrali v aréne Vodafone Arena.
Gezi, James’ın umduğu gibi geçmemişti, yaptığı işler onu heyecanlandırmıyordu.Toda Jess ne verjame da so se odselili, temveč da se jim je zgodilo nekaj groznega.
Yeni bir tabloya heyecanla başladım.Jis pradėjo naująją fotožurnalistikos erą.
Kepler heyecanla kısa bir cevap yayımladı, Dissertatio cum Nuncio Sidereo (Yıldızlı Messenger ile Sohbet).Kepler vastas entusiastlikult lühikese avaldatud vastusega "Dissertatio cum Nuncio Sidereo".
Mektubu heyecanla alıp eve götürdüm, kendini tanıtıyor ve benimle evlenmek istediğini belirtiyordu...Ta tahtis püsti tõusta, rõhutamaks sellega, et lahkub.
Ahh, evet, o zaman ben duş alayım. Heyecanlandın mı?Ah, ja, dus...ik zal een douche nemen. ben je nerveus?
AIDS, zatürre -- buradan sadece isimleri söylememle ne kadar heyecanlandığınızı görebiliyorum.AIDS, longontsteking -- ik kan zien dat je al geïnteresseerd raakt alleen al bij het horen van deze namen.
AIDS, zatürre -- buradan sadece isimleri söylememle ne kadar heyecanlandığınızı görebiliyorum.AIDS, Lungenentzündung - ich sehe sie sind begeistert wenn sie auch nur genannt werden.
AIDS, zatürre -- buradan sadece isimleri söylememle ne kadar heyecanlandığınızı görebiliyorum.AIDS, viêm phổi -- Tôi có thể thấy rằng các bạn bắt đầu thấy hứng thú, chỉ khi nghe tên của các vấn đề này.
AIDS, zatürre -- buradan sadece isimleri söylememle ne kadar heyecanlandığınızı görebiliyorum.AIDS, zapalenie płuc - widzę, że się ekscytujecie już samymi nazwami.
AIDS, zatürre -- buradan sadece isimleri söylememle ne kadar heyecanlandığınızı görebiliyorum.AIDS, zápal plic -- vidím, jak jste najednou natěšení, už když vyslovím názvy těchto věcí.
AIDS, zatürre -- buradan sadece isimleri söylememle ne kadar heyecanlandığınızı görebiliyorum.AIDS, πνευμονία, -- βλέπω ότι ανυπομονείτε, και μόνο στο άκουσμα αυτών των πραγμάτων.
AIDS, zatürre -- buradan sadece isimleri söylememle ne kadar heyecanlandığınızı görebiliyorum.에이즈, 폐렴 등등. 여러분들이 이런 단어를 듣는 것만으로 귀가 쫑긋 서는 것이 제 눈에 보입니다.
AIDS, zatürre -- buradan sadece isimleri söylememle ne kadar heyecanlandığınızı görebiliyorum.--l'AIDS, la polmonite-- e posso vedere la vostra attenzione accendersi al solo nominarli.
AIDS, zatürre -- buradan sadece isimleri söylememle ne kadar heyecanlandığınızı görebiliyorum.SIDA, neumonía; se que ustedes se entusiasman tan sólo con nombrar estas cosas.
AIDS, zatürre -- buradan sadece isimleri söylememle ne kadar heyecanlandığınızı görebiliyorum.SIDA, pneumonia-- vad ca deveniti interesati doar la auzul acestor probleme.
AIDS, zatürre -- buradan sadece isimleri söylememle ne kadar heyecanlandığınızı görebiliyorum.SIDA, pneumonia -- vejo que começam a ficar entusiasmados, apenas com o simples nome dessas coisas.
AIDS, zatürre -- buradan sadece isimleri söylememle ne kadar heyecanlandığınızı görebiliyorum.СПИД, пневмония -- Я вижу, что вы взволнованы уже от самих названий.
AIDS, zatürre -- buradan sadece isimleri söylememle ne kadar heyecanlandığınızı görebiliyorum.СПИН, пневмония -- виждам как се оживявате, при самото споменаване на тези неща.
AIDS, zatürre -- buradan sadece isimleri söylememle ne kadar heyecanlandığınızı görebiliyorum.איידס, דלקת-ריאות - אני רואה כמה אתם מתרגשים, רק מעצם ציון שמות הדברים האלה.
AIDS, zatürre -- buradan sadece isimleri söylememle ne kadar heyecanlandığınızı görebiliyorum.- الإيدز, والإلتهاب الرئوي - ويمكنني أن أرى الإثارة التي تبدو عليكم, بمجرد ذكر هذه الأمراض.
AIDS, zatürre -- buradan sadece isimleri söylememle ne kadar heyecanlandığınızı görebiliyorum.興奮してきているのがわかりますよ。 これらの問題解決には、幅広い技能を必要とします。
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod