Heyecanlı bir oyundu.Herkes heyecanlandı.Es war ein spannendes Spiel. Jeder war aufgeregt.
Bu plan beni çok heyecanlandırdı.Dieses Vorhaben begeistert mich.
Bart ve Lisa yeni bir başlangıç için heyecanlanırlar.Jenny und Marco wagen einen Neuanfang.
Hepimiz derinden heyecanlanıyoruz.Alle sind zutiefst gerührt.
Merak ve heyecanla bekliyorlardı.Er ermutigte und begeisterte.
Hayat üzerine: "Hayat beni heyecanlandırıyor.Drei Beispiele: „Das Leben macht Sinn.
Van Gogh yükselen güneş ışığı altında heyecanla çalışmaktadır.Walhall erstrahlt fertig im Glanz der aufgehenden Sonne.
Hatta SSCB'nin doğusu Le Corbusier'i oldukça heyecanlandırmıştı.Die Architektur der Kassena inspirierte auch Le Corbusier.
Fırtınalar çoğu zaman korkutucu ve heyecanlandırıcı olur.Les orages sont à la fois effrayants et excitants.
Ancak yerlerinden, insanı heyecanlandıracak tiz bir sesle öterek ayrılırlar.Ils ruent l’homme (et sa femme) de coups, pillent sa maison.
Hepimiz derinden heyecanlanıyoruz.Tout le monde était très excité.
Bart ve Lisa yeni bir başlangıç için heyecanlanırlar.Mark et Elizabeth entament une liaison.
Genç Adam, Cobb'un yaşam tarzından heyecanlanır.Le garçon survit grâce à l'enjôlement de Piper.
Heyecanlanmak için bir sebep daha yaratmıştı Nexus hikâyesi.Avec la Seconde Guerre mondiale s’ouvrit une nouvelle page de l’histoire d’Agnès.
İnsanları aynı düşünceler, aynı duygular, aynı heyecanlar çevresinde toplar.Ils partagent les mêmes goûts, les mêmes idées.
Genç Adam, Cobb'un yaşam tarzından heyecanlanır.El escritor se muestra emocionado por el estilo de vida de Cobb.
Holstinin'in heavy metal grubu kurma düşüncesini Granovsky heyecanla kabul etmişti.La idea de Holstinin de crear una banda de heavy metal fue aceptada por Granovsky con entusiasmo.
O, benim sevmediğim her şeyde ilham buluyor ve ben heyecanlanıyorum.Se inspira en las cosas que no me gustan, y me emociono por las cosas que no le gustan.
Ancak yerlerinden, insanı heyecanlandıracak tiz bir sesle öterek ayrılırlar.En cuanto a sus habitantes, se los hace descender de: Los vacceos.
Heyecanla olacakları beklemektedirler.Se intensifican con la ansiedad.
Gezi, James’ın umduğu gibi geçmemişti, yaptığı işler onu heyecanlandırmıyordu.El jefe Ross, tal como era de esperar, no lo hizo.
Korktukları zaman veya heyecanlandıklarında havlarlar.Se utiliza en los momentos de angustia o agitación.
O, benim sevmediğim her şeyde ilham buluyor ve ben heyecanlanıyorum.Amo tutto di te, anche le cose che non mi piacciono, le amo.
Ancak yerlerinden, insanı heyecanlandıracak tiz bir sesle öterek ayrılırlar.Scolpisce poi dalle pietre gli uomini e li destina nelle terre che a loro assegna.
Hepimiz derinden heyecanlanıyoruz.Eravamo tutti molto eccitati.
Kolay heyecanlanır.Si entusiasma facilmente.
Heyecanlandığı ve aşık olduğu zamanlar kusar.Tutto ti appare chiaro quando sei innamorato.
Zafer bizi heyecanlandırdı.Победа привела нас в возбуждение.
Heyecanlanınca bütün bildiklerimi unutuyorum ve sözleri karıştırıyorum.Если я волнуюсь, то забываю, всё что знаю, и путаю слова.
Kışın aç kalan ayı ve kurtların köye inmeleri köy hayatının en büyük heyecanlarındandır.Приход в деревню в зимнее время голодных медведей и волков - одно из самых ярких событий деревенской жизни.
Bart ve Lisa yeni bir başlangıç için heyecanlanırlar.Барт и Лиза взволнованы перспективой начать новую жизнь.
Yeni bir tabloya heyecanla başladım.Участвует в очередной авантюре с картиной.
Merak ve heyecanla bekliyorlardı.Он был взволнован и сердит.
Okulun kapatıldığının açıklanmasından sonra, Bart eğlenceli bir kar günü için heyecanla hazırlanır.بعد تلقيه كلمة إغلاق المدراس، يستعد بارت لمتعة يوم الثلج.
Okyanusta yüzerken bulunan bir uzay gemisi herkesi heyecanlandırır.كان كل شخص يغادر منطقة الخطر التي أبحر إليـها هو بشجاعة.
Oyun sona erdikten sonra 'Oğlum, oyununu heyecanla seyrettim.بعد نهاية المباراة عبر دروغبا عن سعادته بالنتيجة التي تعتبر جيدة جدا .
Okulun kapatıldığının açıklanmasından sonra, Bart eğlenceli bir kar günü için heyecanla hazırlanır.Após ser avisado, Bart se prepara para ter um dia de neve divertido.
Holstinin'in heavy metal grubu kurma düşüncesini Granovsky heyecanla kabul etmişti.A ideia de Holstinin de criar uma banda de heavy metal foi aceita com bastante entusiasmo por Granovsky.
Hepimiz derinden heyecanlanıyoruz.Todos estão muito excitados.
"Yatırımcıyı heyecanlandıran teşvikler".«Apoio ao Investidor».
Hepimiz derinden heyecanlanıyoruz.Iedereen is uiterst opgewekt.
İnsanları aynı düşünceler, aynı duygular, aynı heyecanlar çevresinde toplar.Zij zitten naast elkaar en ervaren dezelfde dingen, dezelfde geluiden, ontmoeten dezelfde mensen.
Merak ve heyecanla bekliyorlardı.Hij was opgewonden en prikkelbaar.
Gezi, James’ın umduğu gibi geçmemişti, yaptığı işler onu heyecanlandırmıyordu.Mattia heeft niets te vrezen, James kent hem namelijk niet.
"Yatırımcıyı heyecanlandıran teşvikler".Model człowieka, w którego zainwestowano”.
Merak ve heyecanla bekliyorlardı.Był pełen zapału i entuzjazmu.
Korktukları zaman veya heyecanlandıklarında havlarlar.Na ogół tylko gdy się przestraszy lub rozgniewa.
Okulun kapatıldığının açıklanmasından sonra, Bart eğlenceli bir kar günü için heyecanla hazırlanır.När radion meddelar att skolorna har stängt, gör sig Bart redo för en rolig dag i snön.
Ben özellikle çok heyecanlandım.Jag är väldigt exalterad.
Hepimiz derinden heyecanlanıyoruz.Alla väntar med spänning.
Bu sırada Pepa sahneye köpeği ile birlikte girer ve erkekler de onun çevresini heyecanla sarar.Pepa gör entré i en vagn dragen av hundar och männen svärmar kring henne.
Bu videoya heyecanlanan oyuncular bunu yeni bir modun habercisi olarak nitelendirdi.Regissörer som förstod det nya mediet motarbetade det.
Onun çok istekli davranışları Lisa'nın da heyecanlanmasına neden olur.Його невдячний вчинок дуже засмутив лиса.
Heyecanla olacakları beklemektedirler.Чекають на провокації.
Hepimiz derinden heyecanlanıyoruz.Всі ми почувалися по-справжньому піднесено.
O, benim sevmediğim her şeyde ilham buluyor ve ben heyecanlanıyorum.Nikoho nenavštěvuji, nic mě netěší a ke všemu jsem lhostejná.
Ölümün bilinmezliği insana hayatın bilinen acılarından daha heyecanlan verici geliyor." demiştir.Incertitudinea ei este mai încântătoare decât orice suferință a vietii””.
İnsanları aynı düşünceler, aynı duygular, aynı heyecanlar çevresinde toplar.Avem aceleași gesturi, facem aceeași trudă, creăm cu aceeași bucurie.
Hepimiz derinden heyecanlanıyoruz.Cu toții erau exaltați.
Heyecanlanmak için bir sebep daha yaratmıştı Nexus hikâyesi.Az újabb fordulópontot a Nexus kettészakadása jelentette számára.