heyecanlı ile cümle
heyecanlı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
(Ses:Elif Erdal) Heyecanlı, macera sever çocuk, konuşan balina Bubbie tarafından bulundu ve büyütüldü.Este un băiețel iubitor de aventură și agitat care a fost crescut de Bubbie, balena vorbitoare.
BBC ile yaptığı bir röportajda Madonna şunları söyledi: "Yeni şeyler yapmak istiyorum çünkü çok heyecanlıyım.Într-un interviu pentru BBC, Madonna a declarat: „Evident, vreau să încerc lucruri noi de care sunt încântată.
1.Sezonun en heyecanlı bölümüdür.Este cel mai emoționat sezon.
Bu projenin içinde olduğum için çok heyecanlıyım.Sunt foarte fericit, pentru că acesta este un proiect în care vreau să fiu implicat.
Mesela kadın çok heyecanlı olabilir.La umezeală ea poate fi foarte mucoasă.
Kur yapan erkekler tiz ve heyecanlı bir ses çıkarırlar.Masculii cântă scoțând un sunet ascuțit.
"Burada olmaktan çok mutluyum ve heyecanlıyım.Boldog és büszke voltam, hogy bekerülhettem oda.
Müsabaka çok heyecanlı oldu.Vastaanotto oli innostunut.
Bu uğurda birbirinden heyecanlı maceralara atılır.Samalla matkataan vaarallisesta seikkailusta toiseen.
Çok heyecanlıyım!Silloin jännitän.
Heyecanlı bir kitap okumakta olan Poppy, diğerleri tarafından aralıklarla rahatsız edilir.Fowler on huumeisiin sotkeutunut kovanahkainen mutta uuvahtanut Timesin kirjeenvaihtaja.
Heyecanlı mizacı ile tanınmıştı.Tunnettiin hyvin ärhäkästä temperamentistaan.
İlk kez rap yapacağım için çok heyecanlıyım" demiştir."Για πρώτη φορά έχω ήρεμο μυαλό".
Bu konuda heyecanlıyım dedi.Ήμουν απόλυτα συνεπαρμένος από αυτήν.
"Burada olmaktan çok mutluyum ve heyecanlıyım."Jeg er meget glad og stolt over udtagelsen.
Anadolu'da yerel nüfustan heyecanlı bir karşılama gördü.I Antwerpen fik ekspeditionen en varm velkomst.
Battlefield Bad Company 2’deki görevler oldukça heyecanlıdır."Battlefield: Bad Company".
BBC ile yaptığı bir röportajda Madonna şunları söyledi: "Yeni şeyler yapmak istiyorum çünkü çok heyecanlıyım.I et interview med MTV News, sagde Bieber, "Jeg er virkelig begejstreret. virkelig iørefaldende.
Anadolu'da yerel nüfustan heyecanlı bir karşılama gördü.I Antwerpen fikk ekspedisjonen en varm velkomst.
Ben de çok heyecanlıyım.(«Jeg er også redd.
Rock ise heyecanlı ifadelerle ''Ben Oscar'a ev sahibi olacağım için çok memnunum.«Trent Reznor: 'I Am Truly Stunned' to Win an Oscar».
Blerim ile çalışacağıma çok heyecanlıyım."Min Gud, hvor trett jeg er av å arbeide for ham.»
Oyun biraz daha heyecanlı bir hale getirilmeye çalışılmıştır.Dette gjør spillet mer utfordrende.
Benimle iletişime geçti ve parça için heyecanlı olduğu görülebiliyordu.Han var vanskelig å kommunisere med og virket fjern.
Mesela kadın çok heyecanlı olabilir.Det kan by på store påkjenninger.
Onun sesi benim albümümde yer alacağı için çok heyecanlıyım." demiştir.Tôi rất phấn khích khi có giọng hát của cô ấy tham gia vào album của tôi."
Çok heyecanlıyım!Tôi hào hứng lắm.
Battlefield Bad Company 2’deki görevler oldukça heyecanlıdır.Thiệt hại về nhân lực của hai phe trong Chiến dịch Battleaxe là tương đối nhẹ.
Şu anda oldukça heyecanlıyım.私はいま、感動で溢れています。
Ayrıca ben de çok heyecanlıyım," dedi.だからボクもすごい力もらったし」とのこと。
Blerim ile çalışacağıma çok heyecanlıyım."おれパラで仲良くなれて嬉しい」と話している。
Bu dönem bilim tarihinin heyecanlı bir dönemiydi.あの時代の歴史は本当に面白いです。
1.Sezonun en heyecanlı bölümüdür.SEASON1のベストセレクション。
Heyecanlı mizacı ile tanınmıştı.鷹揚な芸風で知られた。
Mesela kadın çok heyecanlı olabilir.特に女性にとってはアクが強すぎたかもしれない。
İlk kez rap yapacağım için çok heyecanlıyım" demiştir.これではじめてわかったよ、ぞっとするということが」と叫ぶ。
Bu konuda heyecanlıyım dedi.」と興奮していたとのこと。
Çok heyecanlıyım!SO EXCITED!
Bu heyecanlı serüveni kaçırmayın...このうしろめたさの執心をとむらいたまえ。
O oldukça heyecanlı.彼はすっかり興奮している。
GameSpot, oyunu karmaşık sistemleri, güzel dünyası, heyecanlı sıra tabanlı savaş ile öyküsünden övdü.GameSpot對於本作中複雜的系統、美麗的世界以及刺激的回合制戰鬥給予讚賞。
Çok heyecanlıyım!我感到很興奮。
Diğer yandan Ted ve Robin heyecanlı bir ilişki yaşamaktadırlar.就这样,湯姆和丹尼度过了一个愉快的暑假。
Heyecanlı atomların yoğunlaşmasıyla form alır.刺激某些酶的活性。
Carrera heyecanlı bir Unreal Tournament oyunu oynayıcısıdır.凱妮絲在無意間成為了遊戲的有利競爭者。
İnsanlar albümü dinleyeceği için heyecanlıyım.난 사람들이 이 앨범을 듣는 것에 대해 흥분 돼.
Bu projenin içinde olduğum için çok heyecanlıyım.저는 관여하고 싶은 프로젝트에 참가하여 기쁩니다.
Mesela kadın çok heyecanlı olabilir.특히 여성은 이로 인해 불임이 될 수도 있다.
Ayrıca ben de çok heyecanlıyım," dedi.저도 책임을 통감하고 있습니다."라고 말했다.
Şu anda oldukça heyecanlıyım.우리는 상당히 흥분했다.
Milliyetçi, hırslı, heyecanlı bir gençti.헨리는 호기심 많고 모험심이 강한 아이였다.
Bu arada son derece heyecanlıdır.이에 그녀는 아예 넋이 나가버린다.
Çok heyecanlıyım!אני מאוד מתרגשת.
Heyecanlı mizacı ile tanınmıştı.היה ידוע כציוני נלהב.
Reptil : Takımın en heyecanlısıdır.טוד - הכי מהיר בקבוצה.
Bu projenin içinde olduğum için çok heyecanlıyım.כשפנו אליי להשתתף במיזם הזה התרגשתי מאוד.
Heyecanlıyız, çünkü bu defa hedefe ulaşacağımıza samimiyetle inanıyoruz.אבל אין ספק שאנחנו יכולים בקלות לחרוג ממחסומים אלה, אם אנחנו נחושים לחלוטין כדי להגיע למטרה זו ...
Bu konuda heyecanlıyım dedi.הוא כל כך נלהב לנושא'.
Ayrıca ben de çok heyecanlıyım," dedi.גם כן מלהיב".
Bu uğurda birbirinden heyecanlı maceralara atılır.מכך החבורה נקלעת להרפתקה יוצאת דופן.