Ardından heyecanlanır -- bu heyecanlanmadır, dert etmenize gerek yok.Sekarang dia jadi bersemangat -- itu semangat, yang tak perlu Anda khawatirkan.
Ardından heyecanlanır -- bu heyecanlanmadır, dert etmenize gerek yok.Sen blir han upphetsad -- det där är upphetsning ni behöver inte oroa er för det.
Ardından heyecanlanır -- bu heyecanlanmadır, dert etmenize gerek yok.Tady ho to nějak nadchlo, ale to nás teď nezajímá.
Ardından heyecanlanır -- bu heyecanlanmadır, dert etmenize gerek yok.Teraz sa rozruší -- to je vzrušenie. O to sa nebojte.
Ardından heyecanlanır -- bu heyecanlanmadır, dert etmenize gerek yok.Teraz się rozpala. (Fortepian) Podniecenie, nie musicie się o to martwić.
Ardından heyecanlanır -- bu heyecanlanmadır, dert etmenize gerek yok.Τώρα αρχίζει να διεγείρεται -- αυτό είναι διέγερση, μην ανησυχείτε γι' αυτό.
Ardından heyecanlanır -- bu heyecanlanmadır, dert etmenize gerek yok.Сега се въодушевява - не бива да ви притеснява тази възбуда.
Ardından heyecanlanır -- bu heyecanlanmadır, dert etmenize gerek yok.Тепер він стає збудженим. (Фортепіано) Це збудження, не хвилюйтеся.
Ardından heyecanlanır -- bu heyecanlanmadır, dert etmenize gerek yok.עכשיו הוא מתרגש -- ♫♫♫ זאת התרגשות. זה לא צריך להטריד אתכם.
Ardından heyecanlanır -- bu heyecanlanmadır, dert etmenize gerek yok.والآن هو يزداد حماسة , هذا أمرٌ حماسي ليس عليكم أن تقلقوا بشأن هذا .
Ardından heyecanlanır -- bu heyecanlanmadır, dert etmenize gerek yok.興奮は別に気にしなくてもいいです
Asıl heyecanlı olan şey 1976'daydı재미있는 것은, 1976년
Asıl heyecanlı olan şey 1976'daydıEm 1976, aconteceu uma coisa excitante.
Asıl heyecanlı olan şey 1976'daydıהדבר המרגש היה, שב- 1976,
Asıl heyecanlı olan şey 1976'daydıوكان الحدث المثير في سنة 1976 ،
Asıl heyecanlı olan şey 1976'daydı人力飛行機に興味を持ちました
Aslında, biz hem zorlu hem de heyecan verici zamanlarda yaşıyoruz.De hecho, vivimos tiempos desafiantes y de entusiasmo.
Aslında, biz hem zorlu hem de heyecan verici zamanlarda yaşıyoruz.En effet, nous vivons dans une époque à la fois problématique et excitante.
Aslında, biz hem zorlu hem de heyecan verici zamanlarda yaşıyoruz.Inderdaad, we leven in zowel uitdagende alsook spannende tijden.
Aslında, biz hem zorlu hem de heyecan verici zamanlarda yaşıyoruz.In der Tat leben wir in gleichzeitig herausfordernden und aufregenden Zeiten.
Aslında, biz hem zorlu hem de heyecan verici zamanlarda yaşıyoruz.In effetti, viviamo in tempi di sfide ma che riservano momenti emozionanti.
Aslında, biz hem zorlu hem de heyecan verici zamanlarda yaşıyoruz.Într-adevăr, trăim timpuri atât provocatoare cât şi interesante.
Aslında, biz hem zorlu hem de heyecan verici zamanlarda yaşıyoruz.Kita benar-benar hidup pada waktu yang menantang sekaligus menarik.
Aslında, biz hem zorlu hem de heyecan verici zamanlarda yaşıyoruz.정말로, 우리는 놀라운 만큼 도전이 되는 시대에 살고 있습니다.
Aslında, biz hem zorlu hem de heyecan verici zamanlarda yaşıyoruz.Na verdade, vivemos em tempos tão desafiadores quanto entusiasmantes.
Aslında, biz hem zorlu hem de heyecan verici zamanlarda yaşıyoruz.Skutečně žijeme v náročné, ale také vzrušující době.
Aslında, biz hem zorlu hem de heyecan verici zamanlarda yaşıyoruz.Tak, żyjemy w czasach pełnych nowych wyzwań, ale też ekscytujących.
Aslında, biz hem zorlu hem de heyecan verici zamanlarda yaşıyoruz.Thật vậy, ta sống trong thời đại vừa khó khăn vừa thật lý thú.
Aslında, biz hem zorlu hem de heyecan verici zamanlarda yaşıyoruz.Valójában kihívást jelentő, ugyanakkor izgalmas időkben élünk.
Aslında, biz hem zorlu hem de heyecan verici zamanlarda yaşıyoruz.Žijeme v náročnej dobe, ktorá je zároveň vrzušujúca.
Aslında, biz hem zorlu hem de heyecan verici zamanlarda yaşıyoruz.Είναι αλήθεια πως ζούμε τόσο σε δύσκολες όσο και θαυμαστές εποχές.
Aslında, biz hem zorlu hem de heyecan verici zamanlarda yaşıyoruz.Ми дійсно живемо в багатообіцяючі і хвилюючі часи.
Aslında, biz hem zorlu hem de heyecan verici zamanlarda yaşıyoruz.Мы действительно живём в многообещающие и волнующие времена.
Aslında, biz hem zorlu hem de heyecan verici zamanlarda yaşıyoruz.Наистина, ние живеем в както предизвикателни, така и вълнуващи времена.
Aslında, biz hem zorlu hem de heyecan verici zamanlarda yaşıyoruz.למעשה, אנחנו חיים בזמנים שהם בו זמנית מאתגרים ומרגשים.
Aslında, biz hem zorlu hem de heyecan verici zamanlarda yaşıyoruz.حقا، نحن نعيش في أزمنة تحديات و أزمنة مثيرة.
Aslında, biz hem zorlu hem de heyecan verici zamanlarda yaşıyoruz.能力が試される時代 刺激的な時代を生きています 世界人口が高齢化しているため
Aslında, bu işin en heyecean verici yanı genç ressamların getirebileceği enerji ve heyecanı düşünmek.Cu adevărat, ce e cel mai interesant e să reflectăm la energia şi emoţia pe care o provoacă tinerii artişti.
Aslında, bu işin en heyecean verici yanı genç ressamların getirebileceği enerji ve heyecanı düşünmek.Het meest spannende hiervan is het denken over de energie en spanning die jonge kunstenaars kunnen meebrengen.
Aslında, bu işin en heyecean verici yanı genç ressamların getirebileceği enerji ve heyecanı düşünmek.실로 이에 관한 가장 흥미로운 것은 젊은 예술가가 가지고올 수 있는 흥분과 에너지에 대한 생각입니다.
Aslında, bu işin en heyecean verici yanı genç ressamların getirebileceği enerji ve heyecanı düşünmek.Najbardziej ekscytujące są przy tym ta energia i ekscytacja, którą mogą wnieść młodzi artyści.
Aslında, bu işin en heyecean verici yanı genç ressamların getirebileceği enerji ve heyecanı düşünmek.Самое захватывающее во всём этом - это энергия и восхищение, которые могут дать молодые художники.
Aslında, bu işin en heyecean verici yanı genç ressamların getirebileceği enerji ve heyecanı düşünmek.באמת, מה שהכי מרגש בזה היא חשיבה על האנרגיה וההתרגשות שאמנים צעירים יכולים להביא.
Aslında, bu işin en heyecean verici yanı genç ressamların getirebileceği enerji ve heyecanı düşünmek.و الأكثر إثارة حقاً في هذا هو التفكير حول الطاقة والإثارة التي يمكن للفنانين الشباب جلبها.
Aslında, bu işin en heyecean verici yanı genç ressamların getirebileceği enerji ve heyecanı düşünmek.あり余るパワーを考えると とても わくわくします 芸術家の作品は
Aslında bunu diğer videoma saklayayım çünkü hızlı iş yapıp heyecanlanmayı sevmem.Bueno, en realidad lo voy a dejar para el próximo video, porque detesto tener que apurarme.
Aslında bunu diğer videoma saklayayım çünkü hızlı iş yapıp heyecanlanmayı sevmem.Et bien, je garde ça pour la prochaine vidéo car je déteste me presser.
Aslında bunu diğer videoma saklayayım çünkü hızlı iş yapıp heyecanlanmayı sevmem.이건 다음 영상으로 미루어두죠 왜냐하면 전 서두르는걸 싫어하거든요
Aslında bunu diğer videoma saklayayım çünkü hızlı iş yapıp heyecanlanmayı sevmem.Nechám si to na příští video, protože nesnáším, když musím spěchat.
Aslında bunu diğer videoma saklayayım çünkü hızlı iş yapıp heyecanlanmayı sevmem.Pozwólcie mi oszczędzić to do następnego wideo, ponieważ nienawidzę być poganiany.
Aslında bunu diğer videoma saklayayım çünkü hızlı iş yapıp heyecanlanmayı sevmem.Добре, насправді дозвольте зберегти це мені до наступного відео, томущо я не хочу поспішати.
Aslında bunu diğer videoma saklayayım çünkü hızlı iş yapıp heyecanlanmayı sevmem.Е, нека всъщност да запазя за следващото видео, защото мразя да бързам.
Aslında bunu diğer videoma saklayayım çünkü hızlı iş yapıp heyecanlanmayı sevmem.בעצם, אשמור זאת לסירטון הבא, כי אני לא אוהב למהר.
Aslında, heyecanlı bir başlangıç.사실, 그때가 내면적인 출발점이었습니다
Aslında, heyecanlı bir başlangıç.Nous devions concentrer toutes... nos ressources dans cette start-up interne.
Aslında, heyecanlı bir başlangıç.Tatsächlich war es ein internes Start-up.
"Aslında ilk söylediğiniz 7 şeyi önemsemedim... ...fakat 8. ilgimi çekti ve heyecanlandım.""당신이 얘기한 나머지 사항에는 전혀 관심이 안 가는데 여덟 번째 사항을 듣고 흥미를 느꼈다"고요
"Aslında ilk söylediğiniz 7 şeyi önemsemedim... ...fakat 8. ilgimi çekti ve heyecanlandım.""نعم تجاهلت الأمور السبعة التي قلتها، ولكن الأمر الثامن أثار اهتمامي. "
"Aslında ilk söylediğiniz 7 şeyi önemsemedim... ...fakat 8. ilgimi çekti ve heyecanlandım."会社のポジショニングと商品のポジショニングの 両方を考えてください
Aslında o çok heyecanlı.De fapt, ea este foarte entuziasmata.