Ana içeriğe geç
Sözlük

heyecan ile cümle

heyecan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Heyecanlı mizacı ile tanınmıştı.Znan je bil tudi po svojem nadutem značaju.
Gezi, James’ın umduğu gibi geçmemişti, yaptığı işler onu heyecanlandırmıyordu.Toda Jess ne verjame da so se odselili, temveč da se jim je zgodilo nekaj groznega.
Çok heyecanlıyım!Veliko navdušenje.
İnsan hem korkar hem heyecan duyar.Človek se počuti vznesenega, vzburjenega in močnega.
Yine de 20 saniye için gerçekten heyecan vericiydi.Iš viso sužaisti 32 turai.
Heyecan bildirme işlevi: Off!Informacinis leidinys: „Palanga.
1.Sezonun en heyecanlı bölümüdür.101 įdomiausia vieta. .
Büyük bir heyecana sahne olan final serisinde rakibine elenerek ligi ikinci sırada bitirdi.Į konkurso finalą transliuotojas grąžino dar vieną atlikėją, iškritusį antrąjame etape.
Bu çocuk heyecan verici.Sūnus Keistutis Devenis.
Yeni bir tabloya heyecanla başladım.Jis pradėjo naująją fotožurnalistikos erą.
Kepler heyecanla kısa bir cevap yayımladı, Dissertatio cum Nuncio Sidereo (Yıldızlı Messenger ile Sohbet).Kepler vastas entusiastlikult lühikese avaldatud vastusega "Dissertatio cum Nuncio Sidereo".
"Heyecan erken başladı"."Kurb, et ta nii varakult läks.
İdmanları bile heyecan yaratıyor.Keegi kogub erutusi.
Evdeki işler çok heyecanlı bir hale dönüşmek üzeredir.Kodus on vennad üpris mures toimunu pärast.
Mektubu heyecanla alıp eve götürdüm, kendini tanıtıyor ve benimle evlenmek istediğini belirtiyordu...Ta tahtis püsti tõusta, rõhutamaks sellega, et lahkub.
2010 Amerika Açık Grand Slam heyecanı 4. turunda Şarapova için sona ermiştir.2000. aastal jõudis Henin USA lahtistel 4. ringi.
Heyecanlı mizacı ile tanınmıştı.Oli kurikuulus oma kokkuhoidlikkuse poolest.
Kep giyip o heyecani tarifsiz. ^ (Almanca)Lõbusad tutvused. jm (nimestik pole täielik)
18 yaşındaydım, çok heyecanlıydım.저는 18살이었고 매우 흥분했습니다.
18 yaşındaydım, çok heyecanlıydım.Avevo 18 anni, ero molto emozionata
18 yaşındaydım, çok heyecanlıydım.Bylo mi 18. Byla jsem nadšená.
18 yaşındaydım, çok heyecanlıydım.Eu aveam 18 ani și eram foarte emoționată.
18 yaşındaydım, çok heyecanlıydım.Ik was 18, en erg opgewonden.
18 yaşındaydım, çok heyecanlıydım.J'avais 18 ans, j'étais très excitée.
18 yaşındaydım, çok heyecanlıydım.Lúc đó tôi 18 tuổi; Tôi rất phấn khích.
18 yaşındaydım, çok heyecanlıydım.Miałam wtedy 18 lat, byłam bardzo podekscytowana.
18 yaşındaydım, çok heyecanlıydım.Tenía 18 años, estaba muy entusiasmada.
18 yaşındaydım, çok heyecanlıydım.Бях на 18 и много въодушевена.
18 yaşındaydım, çok heyecanlıydım.Мне было 18 лет, их предложение привело меня в восторг.
18 yaşındaydım, çok heyecanlıydım.אז הייתי בת 18, מאד התרגשתי.
18 yaşındaydım, çok heyecanlıydım.وكان عمري 18، وكنت متحمسة للغاية.
18 yaşındaydım, çok heyecanlıydım.初めての展覧会にすべての写真を提供したら
--20 yıl önce Finacial Times'da-- birini gazeteyi okurken görmek çok heyecan vericiydi.Financial Times, 20 лет назад -- это было очень волнующе увидеть кого-то, читающего газету.
--20 yıl önce Finacial Times'da-- birini gazeteyi okurken görmek çok heyecan vericiydi.Financial Times, il y a 20 ans -- c'était très très excitant de voir quelqu'un en train de lire un journal.
--20 yıl önce Finacial Times'da-- birini gazeteyi okurken görmek çok heyecan vericiydi.Financial Times преди 20 години, беше изключително вълнуващо да видиш някой да чете вестник.
--20 yıl önce Finacial Times'da-- birini gazeteyi okurken görmek çok heyecan vericiydi.처음 일을 시작했을 때 다른 사람들이 신문을 읽는 것을 지켜 보는 것은 아주 즐거운 경험이었습니다.
--20 yıl önce Finacial Times'da-- birini gazeteyi okurken görmek çok heyecan vericiydi.la Financial Times, acum 20 ani -- era foarte, foarte emoţionant să vezi pe cineva citind ziarul.
--20 yıl önce Finacial Times'da-- birini gazeteyi okurken görmek çok heyecan vericiydi.בעיתון הפייננשיאל טיימס, לפני 20 שנים -- זה היה מאד, מאד מלהיב לראות מישהו קורא את העיתון.
--20 yıl önce Finacial Times'da-- birini gazeteyi okurken görmek çok heyecan vericiydi.فايننشال تايمز، قبل 20 سنة مضت كانت مثيرة جدا لترى أحدهم يقرأ الصحيفة
--20 yıl önce Finacial Times'da-- birini gazeteyi okurken görmek çok heyecan vericiydi.誰かが記事を読んでいると とてもドキドキしたものです 地下鉄で肩越しに
5000 yıldan beri orada durup, bizim gelip bulmamızı bekliyormuş. Çok heyecan verici.To niesamowite.
A: Benim için en heyecanlı olan, kendi yolumda olmak ve ilerlemekti.Самое интересное для меня на моем пути было - движение вперед.
Afganistan'da El-Kaide'yi nasıl ortadan kaldıracağımız konusunda onlarla görüşürdüm. Heyecan vericiydi.Bylo to vzrušující.
Afganistan'da El-Kaide'yi nasıl ortadan kaldıracağımız konusunda onlarla görüşürdüm. Heyecan vericiydi.Dat was opwindend.
Afganistan'da El-Kaide'yi nasıl ortadan kaldıracağımız konusunda onlarla görüşürdüm. Heyecan vericiydi.Y eso fue emocionante.
Afganistan'da El-Kaide'yi nasıl ortadan kaldıracağımız konusunda onlarla görüşürdüm. Heyecan vericiydi.Но беше и вълнуващо.
"Afrika Soruşturmaları"nı piyasaya sürerken heyecanlı olmamın sebebi buydu."Afrika deckt auf" besonders, in der wir in vielen afrikanischen Ländern ermittelten.
"Afrika Soruşturmaları"nı piyasaya sürerken heyecanlı olmamın sebebi buydu."아프리카 조사" 시리즈를 시작했을 때, 제가 유난히 흥분했었던 이유입니다.
"Afrika Soruşturmaları"nı piyasaya sürerken heyecanlı olmamın sebebi buydu.lorsqu'on a lancé notre série "L'Afrique mène l'enquête" où nous enquêtions sur beaucoup de pays africains.
"Afrika Soruşturmaları"nı piyasaya sürerken heyecanlı olmamın sebebi buydu.כשהשקנו את הסדרה "חקירות באפריקה" חקרנו הרבה מדינות באפריקה.
"Afrika Soruşturmaları"nı piyasaya sürerken heyecanlı olmamın sebebi buydu.عندما بدأنا بسلسلة " أفريقيا تستقصي" حيث أننا أجرينا تحقيقا في الكثير من البلدان الأفريقية.
"Afrika Soruşturmaları"nı piyasaya sürerken heyecanlı olmamın sebebi buydu.胸が高鳴った この「アフリカ潜入調査」シリーズは成功し
Ahh, evet, o zaman ben duş alayım. Heyecanlandın mı?Ah, ja, dus...ik zal een douche nemen. ben je nerveus?
AIDS, zatürre -- buradan sadece isimleri söylememle ne kadar heyecanlandığınızı görebiliyorum.AIDS, longontsteking -- ik kan zien dat je al geïnteresseerd raakt alleen al bij het horen van deze namen.
AIDS, zatürre -- buradan sadece isimleri söylememle ne kadar heyecanlandığınızı görebiliyorum.AIDS, Lungenentzündung - ich sehe sie sind begeistert wenn sie auch nur genannt werden.
AIDS, zatürre -- buradan sadece isimleri söylememle ne kadar heyecanlandığınızı görebiliyorum.AIDS, viêm phổi -- Tôi có thể thấy rằng các bạn bắt đầu thấy hứng thú, chỉ khi nghe tên của các vấn đề này.
AIDS, zatürre -- buradan sadece isimleri söylememle ne kadar heyecanlandığınızı görebiliyorum.AIDS, zapalenie płuc - widzę, że się ekscytujecie już samymi nazwami.
AIDS, zatürre -- buradan sadece isimleri söylememle ne kadar heyecanlandığınızı görebiliyorum.AIDS, zápal plic -- vidím, jak jste najednou natěšení, už když vyslovím názvy těchto věcí.
AIDS, zatürre -- buradan sadece isimleri söylememle ne kadar heyecanlandığınızı görebiliyorum.AIDS, πνευμονία, -- βλέπω ότι ανυπομονείτε, και μόνο στο άκουσμα αυτών των πραγμάτων.
AIDS, zatürre -- buradan sadece isimleri söylememle ne kadar heyecanlandığınızı görebiliyorum.에이즈, 폐렴 등등. 여러분들이 이런 단어를 듣는 것만으로 귀가 쫑긋 서는 것이 제 눈에 보입니다.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod