Ana içeriğe geç
Sözlük

heyecan ile cümle

heyecan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Ayrıca ben de çok heyecanlıyım," dedi.저도 책임을 통감하고 있습니다."라고 말했다.
Wolff HuffPost Live'a konuşarak, "Bu heyecan verici, kendimi gerçekten şanslı hissediyorum.울프는 허프포스트 라이브에서 "나는 흥분되며 운이 좋아요.
Şu anda oldukça heyecanlıyım.우리는 상당히 흥분했다.
İçinde olduğu her oyuna yoğun heyecan ve enerji kattı.온 힘을 다해 파고들어서 여유와 놀이가 생겼다.
Hatta heyecandan eli titreyen cellâda: "Oğulum ne titreyip duruyorsun?채충순 등이 놀란 체하며, “태조의 후손이 어디 계시오?”
Milliyetçi, hırslı, heyecanlı bir gençti.헨리는 호기심 많고 모험심이 강한 아이였다.
Bu arada son derece heyecanlıdır.이에 그녀는 아예 넋이 나가버린다.
O, benim sevmediğim her şeyde ilham buluyor ve ben heyecanlanıyorum.הוא מוצא השראה בדברים שאני לא אוהב, ואני מתרגש מהדברים שהוא לא אוהב.
Heyecan verici ve aynı zamanda korkutucu...מרתק וגם קצת מפחיד...
Çok heyecanlıyım!אני מאוד מתרגשת.
Bu tip seri katiller heyecan peşindedirler ve öldürmekten zevk alırlar.רוצחים סדרתיים מסוג זה שואבים הנאה מעצם פעולת הרצח.
Heyecanlı mizacı ile tanınmıştı.היה ידוע כציוני נלהב.
Reptil : Takımın en heyecanlısıdır.טוד - הכי מהיר בקבוצה.
Bu projenin içinde olduğum için çok heyecanlıyım.כשפנו אליי להשתתף במיזם הזה התרגשתי מאוד.
Bunlar eğlenceli ve heyecan vericiydi."בחוץ הוא היה מהיר ונלהב;".
Heyecanlıyız, çünkü bu defa hedefe ulaşacağımıza samimiyetle inanıyoruz.אבל אין ספק שאנחנו יכולים בקלות לחרוג ממחסומים אלה, אם אנחנו נחושים לחלוטין כדי להגיע למטרה זו ...
Başta iki kardeş de heyecan verici bir maceranın beklentisi ile mutludur.עלילת הסדרה מתמקדת בשני אחים בעלי דמיון מפותח עם רצון עז להרפתקאות.
Bu konuda heyecanlıyım dedi.הוא כל כך נלהב לנושא'.
Şu an herkes stüdyoda koşturuyor, bu inanılmaz derecede heyecan verici.כל אחד מסתגר בפינה שלו וזה עצוב מאוד.
Genç Adam, Cobb'un yaşam tarzından heyecanlanır.באטמן דאג לטיפוחו של הנער.
Ayrıca ben de çok heyecanlıyım," dedi.גם כן מלהיב".
Hepimiz derinden heyecanlanıyoruz.כולנו נרגשים.
Bu şarkı ise beni en heyecanlandırandı.מנגינה זו היא הידועה ביותר לשיר זה.
Bu çocuk heyecan verici.אבל התכנית הזאת היא מאוד מרגשת.
Heyecandan bayılabilirdim.הסכמתי בהתלהבות.
Bu uğurda birbirinden heyecanlı maceralara atılır.מכך החבורה נקלעת להרפתקה יוצאת דופן.
Yeliz ailesini ağırlyacağı için çok heyecanlıdır.Дезире израства силно привързана към семейството си.
Merak ve heyecanla bekliyorlardı.Работихме с ентусиазъм и възторг.
Bitkilerin de heyecansal bir yaşamları vardır.Медузите имат подвижен начин на живот.
Bu işi bana teklif ettiklerinde çok heyecanlandım.В това се уверих, когато тръгнах в тази кампания.
Romandaki heyecan verici maceraları övenler de vardı.Романът съдържа и приключенски мотиви.
(Ses:Elif Erdal) Heyecanlı, macera sever çocuk, konuşan balina Bubbie tarafından bulundu ve büyütüldü.Флапджак – Той е интересен, обича приключенията и е отгледан от Бъби, говорещия кит.
24 dizisindeki rolüyle ABD televizyonlarında sahneye ilk kez heyecan-gerilim türünde rol aldı.Американските телевизии минават на 24–часов режим на работа, което се случва за пръв път в историята.
Kepler heyecanla kısa bir cevap yayımladı, Dissertatio cum Nuncio Sidereo (Yıldızlı Messenger ile Sohbet).Dissertatio cum Nuncio Sidereo (Разговори с пратеника на звездите), 1610.
Çok heyecan verici geliyor.Звучи много вълнуващо.
O oldukça heyecan vericiydi.Беше доста вълнуващо.
Tom heyecanlı görünüyordu.Том изглеждаше развълнуван.
BBC ile yaptığı bir röportajda Madonna şunları söyledi: "Yeni şeyler yapmak istiyorum çünkü çok heyecanlıyım.Madonna je za BBC izjavila: "Želim raditi neke nove stvari jer me to veseli.
Alex Ross, Max Shreck'i senaryodaki en heyecan verici karakter olarak tanımladı.Alex Ross je nazvao Maxa Shrecka "najuzbudljivijim likom u scenariju".
Burton 1989 yılında "Eğer devam filminde yeni ve heyecan verici bir şey teklif ederlerse geri döneceğim."Vratit ću se ako nastavak ponudi nešto novo i uzbudljivo," rekao je 1989.
Ama resim yapmak, öylesine heyecan ve keyif verici bir şeydi işte.Njegov stil pisanja bio je zanimljiv i slikovit.
Onun tekniği ve ses renginin kullanımı ve onun icra etme heyecanı efsanevi kabul edilirdi.Njegova tehnika, korištenje boje tona i uzbudljivost njegova sviranja bili su legendarni.
Bu heyecanlı serüveni kaçırmayın...Tu ne pjevaj, ljepotice...
Ben özellikle çok heyecanlandım.To ju je osobito razbijesnilo.
Yine de 20 saniye için gerçekten heyecan vericiydi.Stvaran je omjer dvadeset puta veći.
Heyecan vardı üzerimde ama oyuna girerken maça konsantre oldum.Prije finala bio sam nervozan, ali meč sam odigrao kao u transu.
Hepimiz derinden heyecanlanıyoruz.Svi su visoko urbanizirani.
San Jose Mercury News yazarı Charlie McCollum, sonraki bölümün kesinlikle heyecanlandıracağını yazdı.Charlie McCollum iz San Jose Mercury News opisao je zadnje epizode treće sezone kao "apsolutni užitak".
Şu anda oldukça heyecanlıyım.Teraz sa cítim veľmi najedený.
Vodafone Arena’da maça çıkmayı heyecanla bekliyorum.Zápasy sa odohrali v aréne Vodafone Arena.
Bunlar eğlenceli ve heyecan vericiydi."Bolo to niečo veľmi krásne a pohyblivé."
Fakat bu heyecan Beyaz ordu tarafından kanla bastırıldı.Stávka tak bola krvavo potlačená armádou.
Bu heyecana üç yıl sonra Roma askerlerince son verildi.Ten po niekoľkých rokoch vojen Rimania zničili.
Ortaya çıkan sonuç gerçekten şaşırtıcı ve heyecan vericiydi.Útok bol prekvapivý a účinný.
Tek yanmalı motoru, geçmiş yüzyılın en heyecan veren buluşlarından biri olmuştu.Kniha je aj dokumentom o desaťročí, ktoré patrilo medzi najvzrušujúcejšie obdobie minulého storočia.
Yapılan tanıtımlar halkta heyecan ve ilgi uyandırmıştır.Fotografia vyvolala pohoršenie i nadšenie.
Ben de çok heyecanlıyım.Tako tudi zanosi.
İnsanlar albümü dinleyeceği için heyecanlıyım.Producenti albuma so bili ob poslušanju navdušeni.
Yine de 20 saniye için gerçekten heyecan vericiydi.Dobesedno je trajal 20 ur.
Kocası Matt yeni evi ile heyecanlıyken eşi Jennifer ve demanslı annesi Emma huzursuz hisseder.Medtem je možu Mattu hiša všeč, se njegova žena Jennifer in mati z demenco Emma počutita neprijetno.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod