Yine de bu oyunlar seyircilerde hayranlık ve heyecan yaratmıştır.Akan tetapi, olahraga ini membangkitkan semangat penonton.
James o heyecanla kadına dokunur ve "Mary!" der."Kalau begitu saya dengan senang hati akan mengingat Anda," kata Maria.
Yine de 20 saniye için gerçekten heyecan vericiydi.Nhưng 20 giây đó vẫn làm tôi háo hức.
Onun sesi benim albümümde yer alacağı için çok heyecanlıyım." demiştir.Tôi rất phấn khích khi có giọng hát của cô ấy tham gia vào album của tôi."
Çok heyecanlıyım!Tôi hào hứng lắm.
Hepimiz derinden heyecanlanıyoruz.Mọi người đều hò reo rất phấn khích.
İdmanları bile heyecan yaratıyor.Nó thực sự làm họ xúc động, bạn biết đấy.
Bunlar eğlenceli ve heyecan vericiydi."Đó là một màn trình diễn tuyệt vời và cảm động".
Heyecan bildirme işlevi: Off!Phổ Tuệ bảo: - Dừng!
Heyecan verici ve aynı zamanda korkutucu...Nó vừa hứng thú nhưng cũng rất đáng sợ.
Bu devrim tüm geri kalmış toplumlarda büyük heyecan uyandırır.Đây là cái nôi sản sinh ra các nhà cách mạng lớn của tỉnh Hưng Yên.
Battlefield Bad Company 2’deki görevler oldukça heyecanlıdır.Thiệt hại về nhân lực của hai phe trong Chiến dịch Battleaxe là tương đối nhẹ.
Heyecandan kalbim durayazdı.Sự căng thẳng ngày một sâu sắc.
Hayat üzerine: "Hayat beni heyecanlandırıyor.彼女の口癖は「人生には刺激がなきゃね」。
İnsan hem korkar hem heyecan duyar.人間に同情し、一喜一憂する。
Gençtik, heyecan içindeydik.若い私たちは興奮状態です。
Şu anda oldukça heyecanlıyım.私はいま、感動で溢れています。
Çünkü Euro 2008 heyecanı başlar.2002年にはユーロの流通が始まった。
Ayrıca ben de çok heyecanlıyım," dedi.だからボクもすごい力もらったし」とのこと。
Demek ki hepsini heyecan ve çarpıntı kaplamıştı.すると、全員が激しい喜びと感動に包まれた。
Blerim ile çalışacağıma çok heyecanlıyım."おれパラで仲良くなれて嬉しい」と話している。
Bu dönem bilim tarihinin heyecanlı bir dönemiydi.あの時代の歴史は本当に面白いです。
Kolay heyecanlanır.興奮しやすい。
1.Sezonun en heyecanlı bölümüdür.SEASON1のベストセレクション。
Heyecanlı mizacı ile tanınmıştı.鷹揚な芸風で知られた。
Mesela kadın çok heyecanlı olabilir.特に女性にとってはアクが強すぎたかもしれない。
Hepimiz derinden heyecanlanıyoruz.みんなは大喜び。
Wolff HuffPost Live'a konuşarak, "Bu heyecan verici, kendimi gerçekten şanslı hissediyorum.ウルフはハフポスト・ライブにおいて、「僕はとても幸運だったよ。
İlk kez rap yapacağım için çok heyecanlıyım" demiştir.これではじめてわかったよ、ぞっとするということが」と叫ぶ。
Yapısı heyecan verici...是れ全く造化の妙趣である。
Filmde kent son derece sıkıcı ve heyecansız olarak tanıtılır.テレビ対局では非常に辛辣かつ辛口な解説をすることで有名。
Bu konuda heyecanlıyım dedi.」と興奮していたとのこと。
Heyecanla, o platformu terk ederken, bunun müteakip tepkilerini düşünmek lazım.駅を降りてすぐあおいはそのことに気づくが、ひなた達のサプライズのことを考え心にしまう。
Çok heyecanlıyım!SO EXCITED!
Bu devrim tüm geri kalmış toplumlarda büyük heyecan uyandırır.政治革命は、古い所有関係が転覆された社会革命と対比させた用語である。
Şirket henüz hiçbir oyun piyasa sürmeden hayranlar ve piyasa uzmanları tarafından heyecanla karşılanmıştır.現代では専門家でない演奏者のためにリアリゼーションを楽譜に書き起こしたものも多く市販されている。
Bu heyecanlı serüveni kaçırmayın...このうしろめたさの執心をとむらいたまえ。
O oldukça heyecanlı.彼はすっかり興奮している。
Kolay heyecanlanır.容易興奮。
Hatta heyecandan eli titreyen cellâda: "Oğulum ne titreyip duruyorsun?廣告標語為「怎麼了大叔,你在發抖啊。
GameSpot, oyunu karmaşık sistemleri, güzel dünyası, heyecanlı sıra tabanlı savaş ile öyküsünden övdü.GameSpot對於本作中複雜的系統、美麗的世界以及刺激的回合制戰鬥給予讚賞。
Çok heyecanlıyım!我感到很興奮。
Diğer yandan Ted ve Robin heyecanlı bir ilişki yaşamaktadırlar.就这样,湯姆和丹尼度过了一个愉快的暑假。
Heyecanlı atomların yoğunlaşmasıyla form alır.刺激某些酶的活性。
Onun çok istekli davranışları Lisa'nın da heyecanlanmasına neden olur.這使他與離開他的Lisa的關係變得緊張。
İlk önce konuşma büyük bir heyecan yaratmadı.創作最初發佈時,並沒有引起很大反響。
Heyecan bildirme işlevi: Off!TV頻道『綜述!
O, benim sevmediğim her şeyde ilham buluyor ve ben heyecanlanıyorum.他能在我不喜欢的东西上找到灵感,我在他讨厌的东西上找到兴奋点。
Fakat bunun getirisi olmayıp sadece oyuna heyecan getirmek için yapılmış bir görüntüdür.本作沒有出現,只在遊戲中登場。
Merak ve heyecanla bekliyorlardı.活潑、充滿好奇心。
Çünkü Euro 2008 heyecanı başlar.2008年 開始於東京進行Live活動。
Heyecanlandığı zaman, ensesindeki kısa tacı kalkar.當怒氣到達頂點時,腦內的回路會短路。
Carrera heyecanlı bir Unreal Tournament oyunu oynayıcısıdır.凱妮絲在無意間成為了遊戲的有利競爭者。
İdmanları bile heyecan yaratıyor.但是騎起來也很刺激...。
"Heyecan erken başladı".特技是早起。
Bitkilerin de heyecansal bir yaşamları vardır.佛家也有一套养生之道。
İnsanlar albümü dinleyeceği için heyecanlıyım.난 사람들이 이 앨범을 듣는 것에 대해 흥분 돼.
Kepler heyecanla kısa bir cevap yayımladı, Dissertatio cum Nuncio Sidereo (Yıldızlı Messenger ile Sohbet).케플러는 《별의 메신저와의 대화》(Dissertatio cum Nuncio Sidereo)를 통해 매우 열심히 대답해 주었다.
Bu projenin içinde olduğum için çok heyecanlıyım.저는 관여하고 싶은 프로젝트에 참가하여 기쁩니다.
Mesela kadın çok heyecanlı olabilir.특히 여성은 이로 인해 불임이 될 수도 있다.