Merak ve heyecanla bekliyorlardı.Feszülten és izgatottan vár a szerelmére.
Survivor Series’deki maça kadar heyecan büyüdü.Egy versenyt szerveztek, mely a Survivor Series nevű rendezvényen bontakozott ki.
Bu durum seyircileri daha da heyecanlandırmaktaydı.Sokkolni akarták a közönséget még élénkebb történetekkel.
Hatta heyecandan eli titreyen cellâda: "Oğulum ne titreyip duruyorsun?Gúnyosan annyit fűzött hozzá: „Ejnye, fiacskáim, mit csináltok?”
Gençtik, heyecan içindeydik.Fiatal volt, és félt.
Atak sırasında üzücü, heyecanlandırıcı tartışmalardan kaçmak gerekir.Helyette a harc folyamán rövid periódusokra intenzív és elkeseredett harc bontakozott ki.
Büyük bir heyecana sahne olan final serisinde rakibine elenerek ligi ikinci sırada bitirdi.A meseszerű idill a második felvonással véget is ért.
İlk önce konuşma büyük bir heyecan yaratmadı.Puheella ei aluksi ollut paljonkaan vaikutusta.
Müsabaka çok heyecanlı oldu.Vastaanotto oli innostunut.
Bu uğurda birbirinden heyecanlı maceralara atılır.Samalla matkataan vaarallisesta seikkailusta toiseen.
Heyecan verici ve aynı zamanda korkutucu...Se on aika surullista ja samalla hassua...
Çok heyecanlıyım!Silloin jännitän.
Onun tekniği ve ses renginin kullanımı ve onun icra etme heyecanı efsanevi kabul edilirdi.Hänen tekniikkansa sekä sointinsa väri ja jännitteisyys ovat monien mielestä yhä ylittämättömiä.
Yine de 20 saniye için gerçekten heyecan vericiydi.Lisäksi hän oli normaalimäessä 20:s.
Ölümün bilinmezliği insana hayatın bilinen acılarından daha heyecanlan verici geliyor." demiştir.Jos kuolema on todellakin Yhden lahja ihmisille, on se katkera ottaa vastaan!»
Bu şarkı ise beni en heyecanlandırandı.Olin hyvin tyytyväinen tähän lauluun. ...
Ancak bunlar, kısa sürede dinleyicilerimizi heyecanlandıran öğeler oldular.Tämä kuitenkin häiritsee jossain määrin oikeita soittajia.
Heyecanlı bir kitap okumakta olan Poppy, diğerleri tarafından aralıklarla rahatsız edilir.Fowler on huumeisiin sotkeutunut kovanahkainen mutta uuvahtanut Timesin kirjeenvaihtaja.
Gençtik, heyecan içindeydik.Nuorena hän oli kiinnostunut voimistelusta.
Yeni bir tabloya heyecanla başladım.Kausi sujui uusien kuvioiden hiomisessa.
Heyecanlı mizacı ile tanınmıştı.Tunnettiin hyvin ärhäkästä temperamentistaan.
Heyecan verici ve aynı zamanda korkutucu...Ήταν συναρπαστικά και τρομακτικά ταυτόχρονα ...
Wolff HuffPost Live'a konuşarak, "Bu heyecan verici, kendimi gerçekten şanslı hissediyorum.Ο Γουλφ είπε στο δίκτυο HuffPost Live, "Αυτό είναι συναρπαστικό.
Bu devrim tüm geri kalmış toplumlarda büyük heyecan uyandırır.Όμως η Επανάσταση ξεσήκωσε ενθουσιώδεις αντιδράσεις σχεδόν σε όλους τους τομείς της ρωσικής κοινωνίας.
Neticeyi tayin edecek 3. devre büyük heyecanla takip edildi.Προσπάθησε την τρίτη διαφυγή από την φυλακή Μαλανδρινού.
İlk kez rap yapacağım için çok heyecanlıyım" demiştir."Για πρώτη φορά έχω ήρεμο μυαλό".
Heyecanla olacakları beklemektedirler.Τις ξεφύλλησαν με αγωνία.
Bu konuda heyecanlıyım dedi.Ήμουν απόλυτα συνεπαρμένος από αυτήν.
Burton 1989 yılında "Eğer devam filminde yeni ve heyecan verici bir şey teklif ederlerse geri döneceğim."Θα επιστρέψω μόνο αν η συνέχεια προσφέρει κάτι καινούριο και συναρπαστικό", είπε το 1989.
Yılında Altın Koza Heyecanı".Μία αρχαία Φωκική πόλη μέσα στο χρόνο.»
Bu durum seyircileri daha da heyecanlandırmaktaydı.Αυτό χρησιμεύει στο να αυξάνεται το ενδιαφέρον των θεατών.
Bunlar eğlenceli ve heyecan vericiydi."Είναι πραγματικά πολύ συναρπαστικό και διασκεδαστικό".
O sansasyonel, o heyecan verici.Είναι εκπλεπτυσμένη και περιπετειώδης.
Fakat bu heyecan Beyaz ordu tarafından kanla bastırıldı.Η προσπάθεια όμως αυτή, βάφτηκε με αίμα.
Taylor ve Kesselring'in birlikte çay içerken çekildikleri fotoğrafları ABD'de heyecan yarattı.Fotos af Taylor og Kesselring som drikker te sammen, skabte røre i De Forenede Stater.
Ölümün bilinmezliği insana hayatın bilinen acılarından daha heyecanlan verici geliyor." demiştir.Dødens usikkerhed prædikes som mere spændende end livets velkendte smerte."
"Burada olmaktan çok mutluyum ve heyecanlıyım."Jeg er meget glad og stolt over udtagelsen.
Anadolu'da yerel nüfustan heyecanlı bir karşılama gördü.I Antwerpen fik ekspeditionen en varm velkomst.
Merak ve heyecanla bekliyorlardı.Irriterende og ivrige.
Başta iki kardeş de heyecan verici bir maceranın beklentisi ile mutludur.Begge er unge adelige kvinder fuld af eventyrlyst.
Aşırı heyecan hallerinde kendini kolayca kaybediyor olma.Tag ikke tilfældig modgang alt for alvorligt.
Battlefield Bad Company 2’deki görevler oldukça heyecanlıdır."Battlefield: Bad Company".
Bu onları tahrik eder ve heyecan uyandırır.Det hæver forbandelsen og vækker hende.
Heyecandan kalbim durayazdı.Stemningen var ladet.
BBC ile yaptığı bir röportajda Madonna şunları söyledi: "Yeni şeyler yapmak istiyorum çünkü çok heyecanlıyım.I et interview med MTV News, sagde Bieber, "Jeg er virkelig begejstreret. virkelig iørefaldende.
Bunlar eğlenceli ve heyecan vericiydi."«Morsomt og spennende».
Anadolu'da yerel nüfustan heyecanlı bir karşılama gördü.I Antwerpen fikk ekspedisjonen en varm velkomst.
"Bilimi seçtim çünkü heyecan orada gibi görünüyordu.""Jeg ønsket å ta operativ psykologi fordi det er spennende.
Ağzından salyaları akar ve heyecanlandığında burnu akardı.Han siklet, og det rant av nesen hans når han var oppskjørtet.
Ben de çok heyecanlıyım.(«Jeg er også redd.
Rock ise heyecanlı ifadelerle ''Ben Oscar'a ev sahibi olacağım için çok memnunum.«Trent Reznor: 'I Am Truly Stunned' to Win an Oscar».
Blerim ile çalışacağıma çok heyecanlıyım."Min Gud, hvor trett jeg er av å arbeide for ham.»
Oyun biraz daha heyecanlı bir hale getirilmeye çalışılmıştır.Dette gjør spillet mer utfordrende.
Bu maçtan sonra ise Şener "Hayatımda iki kez heyecanlandım.Det er så kjedelig» («I'd hate to die twice.
Benimle iletişime geçti ve parça için heyecanlı olduğu görülebiliyordu.Han var vanskelig å kommunisere med og virket fjern.
İdmanları bile heyecan yaratıyor.Den kan også opptre i stimer.
Merak ve heyecanla bekliyorlardı.Den vakte både begeistring og bekymring.
Yapılan tanıtımlar halkta heyecan ve ilgi uyandırmıştır.Publikum jubler av begeistring og forundring.
Mesela kadın çok heyecanlı olabilir.Det kan by på store påkjenninger.
Çünkü Euro 2008 heyecanı başlar.2008 - Pembukaan Euro 2008.