Bu kadın hevesle doluydu.У неё в сердце горел огонь!
Bu kadın hevesle doluydu.У неї в очах горів вогонь.
Bu kadın hevesle doluydu.הייתה אש בבטן הזאת.
Bu kadın hevesle doluydu.كانت لديها الحماسة.
Bu kadın hevesle doluydu.彼女は勉強を続け ホプキンス大学の医学士/博士号を修了しました
Bunlar heveslendirmeye dayalı yukarı satış örnekleridir.이러한 상향 판매 방식은 사람들의 열망과 함께
Bunlar heveslendirmeye dayalı yukarı satış örnekleridir.Y todos estos eran una especie de up-sell basada en las aspiraciones.
Bunlar heveslendirmeye dayalı yukarı satış örnekleridir.وكل تلك الاستراتيجيات كانت عبارة عن ارتقاء بالصفقة بناء على زيادة التطلعات
Bunlar heveslendirmeye dayalı yukarı satış örnekleridir.価格と同様に質も機能も高まります
Bunun yiyeceklerimiz ile heves ettiğimiz bir ilişki şekli olmadığının farkındayım.Chápem, že toto nie je ten druh vzťahu, ktorý zvyčajne chceme s naším jedlom mať.
Bunun yiyeceklerimiz ile heves ettiğimiz bir ilişki şekli olmadığının farkındayım.Chápu, že tohle není typ vztahu, který jsme zvyklí mít se svým jídlem.
Bunun yiyeceklerimiz ile heves ettiğimiz bir ilişki şekli olmadığının farkındayım.Eu tenho consciência de que este não é o tipo de relação que habitualmente aspiramos ter com a nossa comida.
Bunun yiyeceklerimiz ile heves ettiğimiz bir ilişki şekli olmadığının farkındayım.Ik weet dat dit niet het soort relatie is die we meestal nastreven met ons voedsel.
Bunun yiyeceklerimiz ile heves ettiğimiz bir ilişki şekli olmadığının farkındayım.Îmi dau seama că acesta nu este tipul de relaţie la care aspirăm de obicei să îl avem cu mâncarea noastră.
Bunun yiyeceklerimiz ile heves ettiğimiz bir ilişki şekli olmadığının farkındayım.Jeg indser at dette ikke er den slags forhold vi normalt efterstræber at have med vores mad.
Bunun yiyeceklerimiz ile heves ettiğimiz bir ilişki şekli olmadığının farkındayım.Je me rend compte que ce n'est pas le genre de relation que nous souhaitons avoir avec notre nourriture.
Bunun yiyeceklerimiz ile heves ettiğimiz bir ilişki şekli olmadığının farkındayım.저는 이것이 우리가 일반적으로 음식에 대해 가지는 열망의 관계와는 다른 종류란 것을 깨달았습니다
Bunun yiyeceklerimiz ile heves ettiğimiz bir ilişki şekli olmadığının farkındayım.Me doy cuenta de que este no es el tipo de relación que normalmente aspiramos a tener con nuestra comida.
Bunun yiyeceklerimiz ile heves ettiğimiz bir ilişki şekli olmadığının farkındayım.Mi rendo conto che questo non è il tipo di rapporto che di solito aspiriamo di avere con il nostro cibo.
Bunun yiyeceklerimiz ile heves ettiğimiz bir ilişki şekli olmadığının farkındayım.Mir ist klar, das ist nicht die Art Beziehung, die wir gewöhnlich mit unserer Nahrung anstreben.
Bunun yiyeceklerimiz ile heves ettiğimiz bir ilişki şekli olmadığının farkındayım.Saya sadar ini bukanlah jenis hubungan yang biasanya kita inginkan dari makanan kita.
Bunun yiyeceklerimiz ile heves ettiğimiz bir ilişki şekli olmadığının farkındayım.Tôi nhận rằng đây không phải là dạng quan hệ mà chúng ta thường ước có được ở thức ăn.
Bunun yiyeceklerimiz ile heves ettiğimiz bir ilişki şekli olmadığının farkındayım.Tudatában vagyok, hogy nem ilyen kapcsolatra törekszünk az élelmünkkel.
Bunun yiyeceklerimiz ile heves ettiğimiz bir ilişki şekli olmadığının farkındayım.Wiem, że nie jest to związek z jedzeniem, jaki zwykle chcemy mieć.
Bunun yiyeceklerimiz ile heves ettiğimiz bir ilişki şekli olmadığının farkındayım.Αντιλαμβάνομαι ότι αυτή δεν είναι το είδος της σχέσης που επιθυμούμε να έχουμε με το φαγητό μας.
Bunun yiyeceklerimiz ile heves ettiğimiz bir ilişki şekli olmadığının farkındayım.Осъзнавам, че това не е от типа връзка, която ние обикновено се стремим да имаме с храната си.
Bunun yiyeceklerimiz ile heves ettiğimiz bir ilişki şekli olmadığının farkındayım.Я понимаю, что это совсем не то, как мы стремимся видеть наши отношения с нашей едой.
Bunun yiyeceklerimiz ile heves ettiğimiz bir ilişki şekli olmadığının farkındayım.Я розумію, що це не ті стосунки, із нашою їжею, яких ми прагнемо.
Bunun yiyeceklerimiz ile heves ettiğimiz bir ilişki şekli olmadığının farkındayım.אני מבינה שזה לא סוג מערכת היחסים שאנחנו בדר"כ שואפים לפתח עם המזון שלנו.
Bunun yiyeceklerimiz ile heves ettiğimiz bir ilişki şekli olmadığının farkındayım.لأقد أدركت هذا بأنه ليس نوعا من العلاقة التي دائما ما نطمح أن تكون مع غذائنا.
Bunun yiyeceklerimiz ile heves ettiğimiz bir ilişki şekli olmadığının farkındayım.違うことは分かっています 食べ物に食べられたくはないですよね
Bu öğrenme ve deneyim isteğiyle tutuşan, sönmek bilmeyen, yılmaz heves.이것이 바로 학습과 경험에 대한 억제할 수 없는, 굽힐 수 없는 욕구입니다
Bu öğrenme ve deneyim isteğiyle tutuşan, sönmek bilmeyen, yılmaz heves.זה אותו התיאבון הבריא שאינו יודע שובע, ללמידה והתנסות,
Bu öğrenme ve deneyim isteğiyle tutuşan, sönmek bilmeyen, yılmaz heves.هذا شيء صعب إخماده , شهية واسعة للتعلم والخبرة
Bu öğrenme ve deneyim isteğiyle tutuşan, sönmek bilmeyen, yılmaz heves.どんなに馬鹿げていても どんなにマニアックでも
Çalışma hayatına yeniden heves katmalıyız.Chúng ta phải cố gắng răn dạy lại về đạo đức nghề nghiệp.
Çalışma hayatına yeniden heves katmalıyız.Dobbiamo cercare di ri-moralizzare il lavoro.
Çalışma hayatına yeniden heves katmalıyız.Illene megpróbálnunk újra erkölcsössé tenni a munkahelyeket.
Çalışma hayatına yeniden heves katmalıyız.Kita harus mencoba re-moralisasi kerja.
Çalışma hayatına yeniden heves katmalıyız.일터에 윤리와 도덕을 되살려 내야합니다.
Çalışma hayatına yeniden heves katmalıyız.Mali by sme sa snažiť znova vniesť morálnosť na pracovisko.
Çalışma hayatına yeniden heves katmalıyız.Měli bychom se snažit vrátit práci morálku.
Çalışma hayatına yeniden heves katmalıyız.Musimy spróbować sprawić, aby praca znów była moralna.
Çalışma hayatına yeniden heves katmalıyız.Nous devons essayer de re-moraliser le travail.
Çalışma hayatına yeniden heves katmalıyız.Temos de tentar voltar a moralizar o trabalho.
Çalışma hayatına yeniden heves katmalıyız.Trebuie să încercăm să re-moralizăm munca.
Çalışma hayatına yeniden heves katmalıyız.Vi borde göra arbete moraliskt igen.
Çalışma hayatına yeniden heves katmalıyız.Vi bør forsøge at re-moralisere arbejde.
Çalışma hayatına yeniden heves katmalıyız.We zouden moeten proberen opnieuw moraliteit in het werk te brengen.
Çalışma hayatına yeniden heves katmalıyız.Wir sollten versuchen Arbeit zu re-moralisieren.
Çalışma hayatına yeniden heves katmalıyız.Πρέπει να προσπαθήσουμε να αποκαταστήσουμε την ηθική στην εργασία.
Çalışma hayatına yeniden heves katmalıyız.Ми повинні спробувати і ре-моралізувати роботу.
Çalışma hayatına yeniden heves katmalıyız.Мы должны попытаться вновь сделать работу этичной.
Çalışma hayatına yeniden heves katmalıyız.Трябва да се опитаме да реморализираме работата.
Çalışma hayatına yeniden heves katmalıyız.עלינו להשתדל להחזיר לעבודתנו את המוסריות.
Çalışma hayatına yeniden heves katmalıyız.يجب أن نسعى إلى إعادة الأخلاقيات إلى العمل.
Çalışma hayatına yeniden heves katmalıyız.ですが倫理の授業を増やしても意味はありません
Churchill'e göre cesaret, hevesini kaybetmeden, bir yenilgiden diğerine geçme yeteneğidir.A kurázsi az, mondja Churchill, amikor vereségről vereségre haladunk töretlen lelkesedéssel.
Churchill'e göre cesaret, hevesini kaybetmeden, bir yenilgiden diğerine geçme yeteneğidir.Curajul, cum spunea Churchill, e abilitatea de a trece de la o înfrângere la alta fără a pierde entuziasmul.
Churchill'e göre cesaret, hevesini kaybetmeden, bir yenilgiden diğerine geçme yeteneğidir.El valor, según Churchill, es la capacidad de ir de un fracaso a otro sin perder el entusiasmo.