her zaman ile cümle
her zaman kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Tom'un büyük bir sınavdan önce her zaman gece uyuma sorunu var.Tom always has trouble sleeping the night before a big exam.
O her zaman ticaret yapıyor.He's always trading.
O, her zaman ticaret yapıyor.He's always trading.
Tom her zaman bana bir çocuk gibi davranıyor.Tom always treats me like a child.
Tom her zaman hayal kuruyor.Tom is always daydreaming.
Tom her zaman şaka yapıyor.Tom is always joking.
Sevgili çocuklar, her zaman dürüst olun.Dear children, always be honest!
Her zaman sağlıklı yerim.I always eat healthy.
Her zaman sağlıklı yemek yemeye çalışırım.I always try to eat healthy food.
İnsanlar onu her zaman yapar.People do that all the time.
Tom ve Mary her zaman uygun giysiler giyerler.Tom and Mary always wear matching clothes.
O her zaman bunu söyler.He always says that.
Her zaman ihtiyacın olanı al.Take all the time you need.
Her zaman istediğini al.Take all the time you want.
Her zaman görünürde olmam zor.It's hard for me to always be in the spotlight.
Bunu her zaman yapar mısınız?Do you do this all the time?
Kızlar onu her zaman söylüyorlar.Girls say that all the time.
O her zaman oradaydı.It was there all the time.
O her zaman sendin, değil mi?It was you all along, wasn't it?
Bu her zaman yapılır.It's done all the time.
Hatalar her zaman yapılır.Mistakes are made all the time.
Biz her zaman seni koruduk.We've always protected you.
Ben her zaman kendi kendime konuşurum.I talk to myself all the time.
Ne kadar saklamaya çalışırsan çalış, yalanlar her zaman ortaya çıkar.However long you try to hide it, the lies will come out anyway.
Tehlike her zaman korkunun gözlerinden daha büyük görünüyor.Danger always looks bigger through the eyes of fear.
Daha çok her zaman daha iyi mi?Is more always better?
Daha çok her zaman daha iyi değildir.More is not always better.
O tekrar aldatılmak istemiyordu ve her zaman tetikteydi.He didn't want to be cheated again, and was always on the alert.
Her zaman peşinde olduğum şeyi alırım.I always get what I'm after.
Tom her zaman kendi bildiğini okur gibi görünüyor.Tom always seems to get his own way.
Bugün pazartesi, bu yüzden pazartesi günü her zaman yaptığımı yapacağım.Today is Monday, so I'll do what I always do on Monday.
Her zaman elinden geleni yapmaya çalışmalısın.You should always try to do your best.
O çok konuşmayan bir adam ama her zaman sözünü tutar.He's a man who doesn't speak much but always keeps his promises.
Biz her zaman birbirimize yardım ederiz.We always help each other out.
Sen her zaman bir dövüşçüydün.You have always been a fighter.
Her zaman insanları o şekilde mi selamlarsın?Do you always greet people that way?
Tom her zaman gerçekten tek başın mı yüzer? Tehlikeli değil mi?Does Tom really always swim by himself? Isn't that dangerous?
Tom'u her zaman yakın bir arkadaş kabul ettim.I've always considered Tom a close friend.
Seni her zaman tanıdım gibi geliyor.It feels like I've known you forever.
Telefonda hâlâ her zaman birbirimizle konuşabiliriz.We can always still talk to each other on the phone.
Her zaman yaptığımızı yapmalıyız.We should do what we always do.
Her zaman dediğini yapacağız.We'll always do whatever you say.
Sen her zaman bunu yapıyorsun, biliyorsun.You do that all the time, you know.
Muhtemelen bunu her zaman yapıyorsun.You probably do this all the time.
Her zaman en iyi arkadaşım olacaksın.You'll always be my best friend.
Her zaman ailenin parçası olacaksın.You'll always be part of the family.
Tom neredeyse her zaman tavsiyemi görmezden gelir.Tom almost always ignores my advice.
Tom neredeyse her zaman koyu kıyafetler giyer.Tom almost always wears dark clothes.
Tom her zaman Mary'nin fikrini ister.Tom always asks for Mary's opinion.
Tom her zaman benim fikrimi ister.Tom always asks for my opinion.
Tom her zaman aynı soruları sorar.Tom always asks the same questions.
Tom her zaman kahvaltı için meyve yedi.Tom always ate fruit for breakfast.
Tom Mary'ye yardım etmek her zaman için elinden geleni yaptı.Tom always did his best to help Mary.
Tom bana yardım etmek için her zaman elinden geleni yaptı.Tom always did his best to help me.
Tom her zaman hoşuna gittiği gibi yapar.Tom always does as he pleases.
Tom Mary'yi mutlu etmek için her zaman elinden geleni yapar.Tom always does his best to make Mary happy.
Tom her zaman akşam yemeğini ailesi ile birlikte yer.Tom always eats dinner with his family.
Tom her zaman yaklaşık 6.00'da eve gelir.Tom always gets home at about 6:00.
Tom her zaman çalışırken mırıldanır.Tom always hums while working.
Tom her zaman odasını temiz tutar.Tom always keeps his room clean.