her gün ile cümle

her gün kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
1944 baharında, her gün 8.000 kadar Yahudi Auschwitz kampında öldürülüyordu.유대인 학살이 절정에 달했던 1944년 봄, 아우슈비츠의 가스실에서는 하루에 8천명의 사람들이 목숨을 잃었다.
Her gün balık yiyorum." diye açıklama yapmıştır.매 테이크마다 신선하다."고 이야기했다.
Yarışmaya her gün 4 kişi katılmaktadır.레슬링 한 종목에 선수 여덞 명이 참가했다.
Her gün sabah saat 10'da yazma işlemine başlayıp önceki günleri de düzenleyip işini bitirdiğini söyledi.아침 10시에 작업을 시작해 전날 작업을 퇴고하고, 하루종일 무언가 쓰는 일을 하고 있다.
Türkiye'nin büyük kent merkezlerinden, Trabzon'a her gün uçak seferleri yapılmaktadır.터키의 트라브존 리제에서 매일 버스가 운행된다.
Onun yapamadığı bir şey yoktur, Tut tüm zamanını lahitinde geçirir çünkü o her gün küflüdür.가지고 있는 게을로가 싸워주지 않아 매일매일을 괴롭게 살아간다.
2005 yılı itibarıyla, her gün 10 dakkalık aralarla hizmet veren 6 hat bulunmaktadır.2007년 기준으로, 매년 6회 발사되어 연료를 공급한다.
Her gün 22:00'a kadar kitap ödünç verilebilmektedir. ^꿈꾸라라는 별칭을 가지고 있으며, 매일 오후 10시부터 자정까지 2시간 동안 진행됐다.
Gerçekten de Filadelfiya'da hemen her gün artçı şoklar hissediliyordu.매년 코펜하겐에서 시상식이 개최된다.
Programa sadık kalmak için her gün 12 saat senaryo yazmaya başladılar.이후 그는 매일 하루에 12시간 내지 15시간 고해성사를 주며 지냈다.
Her gün temiz çorap giymeli; asla naylon çorap kullanmamalıdır.항상 롱스커트 메이드복을 입고 있으며, 보이지는 않지만 니삭스를 신고 있다.
Hafta sonu hariç her gün Yıldızeli ve Sivas'a gitmektedir.세고비아의 대표적인 관광 명소로 매주 월요일을 제외하고 대중에게 무료로 개방한다.
Dinî günler ve pazar günleri dışında öğrenciler her gün okula giderdi.학생들은 종교 축제나 장날 외에는 매일 학교에 갔으며, 여름 방학도 있었다.
Her gün Lulav ve Etrog ile dualar okunur.너무 착하여 인천댁에게 매일 잔소리를 듣고 산다.
Karkicahanı her gün, her gece ateş ediyorlardı."나는 매일 밤 울고 싶기만 했다."
Gardiyan: Her gün birini hapse atın ve gece o kişiyle konuşun.그리고 매일 아침 성문으로 오는 사람들을 설득해 자기 편으로 만들게 했다.
Her gün gizlice mezamir okunmalıdır.특히 시편 전체는 매주 읽혀진다.
(Okula her gün yürürüm/yürüyerek giderim.)(호노카는 계속 학교에 다닌다.)
Aksine insanın onun uğruna her gün savaşması gerekirdi.그래서 어떤 의미에선 매일이 도전 같았다.
Her gün öğrencilerine sınav yapar.며칠동안 계속 시험을 친다.
Dizi 26 Eylül 2011 tarihinden itibaren hafta içi her gün yayınlanmaya başlamıştır.이 프로젝트는 2010년 12월 26일부터 현재까지 매주 어느 정도의 기여를 통해 유지되고 있다.
Berber olarak Bartolo'yu evinde tıraş etmek için her gün onun evine gitmektedir.바하이들은 바지에 있는 그의 영묘를 지성소라고 여기며 매일 기도할 때 그곳을 향한다.
Ancak her gün bisiklet sürerek bu davranışı alışkanlık haline getiririz.매일 시간을 정해 학문에 열중하는 사이 이것이 습관이 되어 몸에 밴 것이다.
Her gün kahvaltı yemenin önemli olduğunu düşünüyor musunuz?매일 아침을 먹는 것이 중요하다고 생각하나요?
İş süreçlerinin sahipleri ve yazılımcılar proje boyunca her gün birlikte çalışmalıdırlar.אנשי פיתוח והמשתמש העסקי חייבים לעבוד ביחד באופן יום יומי לאורך הפרויקט.
Her gün farklı renkleri sever.כל יום מגיעה עם צבע שיער אחר.
Her gün gidilir, birkaç saat kalınırdı.אך כל פעם הדרך נשארה פתוחה רק למספר שעות.
Saat temelli bir uyarı belirlenirse, her gün, hafta, iki hafta, ay veya yıl tekrarlanabilir.הצלצול יכול לחזור כל יום, שבוע, שבועיים, חודש או שנה.
Kobaylar her gün en az bir saat serbest bırakılmalıdır.כל ה"סלים" צריכים להיות מרוקנים (מעובדים) לפחות אחת לשבוע.
Kepek düzenli olarak ..... hatta her gün ". ^ Sayfasıאני מבולבלת, פשוטו כמשמעו, כל יום".
Her gün 4 kişi yarışmaktadır.מדי יום נערכו 4 הגרלות.
Gardiyan: Her gün birini hapse atın ve gece o kişiyle konuşun.הציבור מביא בכל יום את קורבן התמיד, עולה אחת בבוקר ועולה אחת לקראת ערב.
Her gün çok sayıda insan havaalanlarından geçmektedirler.100 מיליון נוסעים עוברים דרך שדות תעופה אלה מדי שנה.
Gerektikçe ara bölgelerde seyyar iletişim merkezleri oluşturuldu ve bunlar her gün 30 km. ileri sürüldü.אולם היה צורך במפעילים ומגדלים כל 30 ק"מ, ושלחה לכל היותר כשתי מילים לדקה.
Her gün egzersiz yapmaları gerekir ancak sıcak havalarda fazla çalıştırılmamalıdırlar.הן פעילות ביום, אך פחות פעילות בשעות החמות של היום.
Nüfusun çoğunluğunca her gün tüketilen bir yiyecektir.כמו רוב הנמיות היא אוכלת כל היוצאת לציד בעיקר ביום.
Mülteci sayısı her gün artmaktadır.מספר המגורשים גדל כל שנה.
Charles kente her gün yeterli oranda ekmek getirileceğini açıkladı."העולם מקשים למה אוכלים פלאדן (Fladen, מאפה גבינה) בשבועות.
Yunuseli – Haliç arasında hafta içi her gün karşılıklı iki sefer olarak yapılacak.קרם ביפונאזול (bifonazole, agispor): מריחה פעמים ביום למשך שבועיים.
Bazı evlerde yalnızca bu çorba özellikle kış günleri her gün yenir.לובד המדבר פורח ברוב חודשי השנה, ובעיקר בימי החורף.
Her gün İngilizce çalışır mısın?אתה לומד אנגלית כל יום?
Her gün İngilizce çalışır mısın?את לומדת אנגלית כל יום?
Bu iki kadın her gün monoton geçen hayatlarından bıkmışlardır.Две събития внезапно го изваждат от релсите на монотонното му ежедневие.
Bu hamamlar her gün açıktır.Отворена е всеки ден.
Her gün günlük 2000 kişi ziyaret eder.Посещава се от около 2000 човека годишно.
Dünyada her gün yaklaşık 2 milyar Coca-Cola içecekleri tüketiliyor.Всеки ден по света се изпиват по 10 милиона чаши.
Ancak, hayat fizikçiler için her gün böyle problemler yaratmaktadır.Въпреки трудностите, децата изживяват ежедневно емоции.
Her gün gizlice mezamir okunmalıdır.Необходимо е ежедневно вчесване на кучето.
Bu sayı ortalama olarak dört yıl boyunca her gün bir fil öldürdüğü anlamına gelmektedir.Доклад съобщава, че за период от време чумата е убивала средно по 15 души на ден.
Her gün değiştirilmelidir.Размисли за всеки ден.
Metacafe kullanıcıları her gün binlerce video yüklerler.Според YouTube, потребителите им качват стотици хиляди видеа всекидневно.
Harekât boyunca ince ince kar yağışı, aralıklarla da olsa hemen hemen her gün oldu.Снеговалежите са спорадични, но почти всяка година.
Gazete, Cumartesileri hariç her gün çıkmaya başladı.Публикува се в ежедневни издания, с изключение на понеделниците.
(Okula her gün yürürüm/yürüyerek giderim.)Например: Всеки ден ходех на училище.
Her gün düzenli uçak seferleri mevcuttur.Извършват се два редовни полета дневно.
Her gün 80 milyon seyirciye hitap eden kanal bu alanda dünya genelinde üçüncü sıradadır.Известно е, че максималният брой телефонни обаждания в даден момент в целия свят е тридесет милиона.
Dinî günler ve pazar günleri dışında öğrenciler her gün okula giderdi.Учениците ходели на училище всеки ден, освен по време на религиозни празници и пазарни дни.
Gazeteler her gün onun hakkında yazdı ve tüm dünya onun hakkında konuştu.Один пращал всяка сутрин своите птици и те обикаляли целия свят и донасяли новини за съдбата на народите.
Gardiyan: Her gün birini hapse atın ve gece o kişiyle konuşun.Екатерина II ежедневно го кани в компанията си, прекарва с него и последната вечер преди смъртта си.
Her gün bir çilekli pasta yapmaktadır lakin satmaz.Бисквитка с такъв крем не е произвеждана нито продавана.

İlgili Sayfalar