her gün ile cümle
her gün kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Gaziantep'e ise her gün minibüsle gidilebilir.伊勢崎行が毎日運転となる。
Her gün 10 çocuk bu vakıf sayesinde kurtulmaktadır.毎年10都市のみがこの賞を得ている。
Ben her gün ölüyorum.毎日じわじわ人が死んでいくんです。
Ayrıca her gün belirli zaman aralıklarında YouTube üzerinden canlı yayın yapmaktadır.また、不定期で特別編がYouTubeで配信されている。
1966 yılında Irwin Stone, her gün alınan C vitamininin vücudu soğuk algınlığına karşı koruduğunu keşfetti.1966年にポーリングは生化学者のアーウィン・ストーンから高用量ビタミンCの概念を知り、風邪の予防のために毎日数グラムのビタミンを摂り始めた。
Programın videosu her gün internet sitesinde yayınlanmaktadır.ウェブで動画を毎日放映するもの。
Sizlere söyleyeceğim mantrayı dinleyin ve her gün olabildiğince tekrar edin.^ 和讃の回り口…回り口とは、毎日順次読み進めていく事。
Dinî günler ve pazar günleri dışında öğrenciler her gün okula giderdi.日曜下宿で、生徒は、一日中、何をしていたか。
Gardiyan: Her gün birini hapse atın ve gece o kişiyle konuşun.昼は説明に回り、夜はその人たちと毎日会食。
Mülteci sayısı her gün artmaktadır.こうして見物人の数は日ごとに増えて行く。
University Kolej'de yemekten önce her gün bu dua okunmalıdır.小学校に上がる前から毎日、朝食前に論語の素読をさせられる。
Worthington ile beraber her gün hikâye üzerine çalıştılar.在日コリアンについて研究する。
Biri tekrar olmak üzere sabah ve akşam saatlerinde hafta içi her gün iki kez yayınlanmaktaydı.朝と夕、一日に二回「勤行」を行う。
Jay, sonuç olarak her gün stüdyoya girdi, birkaç şarkı söyledi ve şarkıları yazdı.スプーはそのスタジオにいたおにいさん、おねえさん、子供たちと毎日楽しく歌うようになる。
Trenler, her gün 06.15 ile 23.00 arasında çalışmaktadır.列車は6時30分から23時まで、5分間隔で運転されている。
Metin her gün çılgınlar gibi gezip eğlenir.毎日タロット占いをしている。
Fare "Ah, dünya her gün daha daralıyor" dedi.ミヤ曰く"展開毎に年代が変わっていく"。
Sadece 2 haftada bir yapılan maçlarla değil, insanların her gün, her saat vakit geçirebileceği bir alandır.メンバー全員が出演するのではなく、週ごとに2人ずつが出演するという形だった。
Her gün düzenli olarak karayolu ile minibüs taşımacılığı yapılmaktadır.毎日、洗車をして小遣いを貯めているらしい。
Fakat sırtındaki yara izi ona her gün bir nöbet geçirtmektedir.その頬の傷痕は生涯残った。
Bazı söylentilere göre de Ra her gün doğumunu başlatmak için 12. kapıya geldiğinde onu durdurmaya çalışırmış.日が昇る頃には宛門に迫り、そのまま侯脱軍に攻撃すると、12日かけて攻め落とした。
Her gün temiz çorap giymeli; asla naylon çorap kullanmamalıdır.常に着衣だが、履き物はない。
Ulaşım kişilere özel dolmuşlarla her gün rahatlıkla sağlanmaktadır.^ 厳密には毎日運航の不定期便扱い。
O, köpeğiyle her gün bir yürüyüş yapar.彼女は毎日犬といっしょに散歩します。
O her gün beyzbol oynar.彼は毎日野球をします。
Rebecca her gün fazlasıyla erken kalkar.レベッカは毎日とても早起きします。
Her gün antrenman yapınız.毎日運動するようにする。
Saat temelli bir uyarı belirlenirse, her gün, hafta, iki hafta, ay veya yıl tekrarlanabilir.如果鬧鈴設定了,可以設定每天、每周、每兩周、每月或每年重覆。
1944 baharında, her gün 8.000 kadar Yahudi Auschwitz kampında öldürülüyordu.到1944年的春天,每天在奥斯维辛有8000人被毒气杀害。
İş süreçlerinin sahipleri ve yazılımcılar proje boyunca her gün birlikte çalışmalıdırlar.业务人员和开发者应该在整个项目过程中始终朝夕在一起工作。
Her gün Lulav ve Etrog ile dualar okunur.聂绀弩每晚和陈毅谈诗。
(Okula her gün yürürüm/yürüyerek giderim.)上學方法:走路。
Âlem bir kerede yaratılmadı, her gün yaratılıyor.《明朝那些事儿》的确是别开生面的,是一种创造。
En sevdiği şeyler cep mendilleridir, her gün için yeni bir tanesi vardır.蘆薈優格是她的最愛,每天一定要吃一個。
Nolan her gün on beş dakika çekim yaptı.為此,鄧肯每天舉重30分鐘。
Her gün farklı renkleri sever.每月以不同颜色区别。
Her gün saçma tuhaf durumlar içinde olan.每天過著無所事事的生活。
Worthington ile beraber her gün hikâye üzerine çalıştılar.他們與沃辛頓持續地參予故事的討論。
Kobaylar her gün en az bir saat serbest bırakılmalıdır.每星期所有的水桶都应该被至少清空一次。
Del Rey ile çalışmasını açıklayan Auerbach ise :"Beni her gün etkiledi.” 对于与Lana Del Rey合作,Dan Auerbach在后来说道:“她每天都给我留下了深刻的印象,有时候她会打我。
St. Michel'de her gün 8 ders yapılır.目前,北京五十中每个年级都拥有8个教学班。
Her gün düzenli uçak seferleri mevcuttur.每日均有航班。
Ben her gün ölüyorum.每天我都变得更糟。
Mülteci sayısı her gün artmaktadır.控告人数每天都在增加。
Beldeden ilçeye her gün minibüsler gitmektedir.平均每天皆有往返馬公的船班。
Bu iki kadın her gün monoton geçen hayatlarından bıkmışlardır.經由荒耶製造的人偶,臙條家每日都會上演昔日的那次悲劇。
Gaziantep'e ise her gün minibüsle gidilebilir.每天的早晨都會帶約瑟芬散步。
O günden 8 Ağustosa kadar her gün radyoda çalınmaya devam etti.後又再度提前一天至8月8日上映。
Programa sadık kalmak için her gün 12 saat senaryo yazmaya başladılar.樂團成立一周後便有一場現場表演,她們為此每天在錄音室練習12小時。
Etkinlik Telafisi: Her gün kaybolan EXP gücü için üzgün müsünüz?日常節能指標:節省日常使用能源。
Ve her gün esrar içiyor.日夜饮醇酒。
Yeni okulda her gün gösteriler düzenleniyor.每年舉行大學戲劇表演。
Gazeteler her gün onun hakkında yazdı ve tüm dünya onun hakkında konuştu.節目每天都有播出,節目都以現場直播為主。
Her gün binlerce yolcu buradan geçmektedir.因此,每天有不少乘客進出此站。
Aksine insanın onun uğruna her gün savaşması gerekirdi.天天因此必須跟另一個自己對決。
Lakin orade dahi her gün sürülme korkusu eksik değil idi."我實在無法忍受每天都得化妝的痛苦」。
Yayık ayran, bazı köylerde hemen hemen her gün kullanılmaktadır.하지만 우락유는 일부 마을들에서는 거의 매일 즐긴다.
"Çocuklarım en büyük aşklarım, onlar için her gün koştursam yorulmam".모두들 자식들이 있는 몸들이니, 이 일로 인해 아들대에 가서 절대로 원수가 되어서는 안된다는 것이 나의 마지막 바람입니다."
Kobaylar her gün en az bir saat serbest bırakılmalıdır.십자가형은 최소 하루 이상은 매달려야 했다.
Her gün gidilir, birkaç saat kalınırdı.그들은 하루 중 몇 시간을 거기서 보내고, 때로는 하루 종일 있기도 하였다.