her gün ile cümle

her gün kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Her gün 22:00'a kadar kitap ödünç verilebilmektedir. ^В ефірі — щодня о 22.00.
Her gün saçma tuhaf durumlar içinde olan.Кожного дня в ресторані відбуваються кумедні та дивні події.
Sizlere söyleyeceğim mantrayı dinleyin ve her gün olabildiğince tekrar edin.Можна підібрати комплекс вправ і займатися ними щодня.
Bu esnada büyücülük dünyası savaş halindedir ve her gün yeni bir kayıp veya ölüm haberi duyulmaktadır.Після тяжких років війни чи буде комусь потрібна ця стара повість про любов і смерть?
Her gün gidilir, birkaç saat kalınırdı.Він дзвонив щогодини та кожну чверть години.
Her gün yaklaşık 400 bin kişi şehirde çekçek kullanmaktadır.Близько 400 000 велорикш щодня виходять на вулиці міста.
Kendini beğenmiştir, her gün ayna karşısında kendini över.Але бачив брехню навколо себе щодня.
Sergi boyunca her gün için bir özel damga uygulaması yapılmıştır.Щороку оголошується режим надзвичайної ситуації через посуху.
Girişi bedava olan Basilique du Sacré-Cœur her gün saat 06h00'dan 23h30'a kadar açıktır.Храм Хармандир Сахіб залишається відчиненим весь день, він зачиняється вночі з 23:00 до 03:00.
Fare "Ah, dünya her gün daha daralıyor" dedi.Теглайн: «Наступного дня весь світ загорівся».
Gazete, Cumartesileri hariç her gün çıkmaya başladı.Бібліотека працює у всі дні, крім суботи.
Her gün öğrencilerine sınav yapar.У кінці кожного навчального року учні складають іспити.
Her gün çok hareketliyim.Виступав майже щоденно.
En sevdiği şeyler cep mendilleridir, her gün için yeni bir tanesi vardır.Площа є місцем проведення масових заходів, щороку на ній встановлюється новорічна ялинка.
Babam her gün bir fincan kahve içer.Мій батько щодня випиває чашку кави.
Her gün futbol oynarım.Я граю в футбол кожного дня.
Her gün futbol oynarım.Я кожного дня граю в футбол.
Her gün koşarım.Я бігаю щодня.
Ben her gün koşarım.Я бігаю щодня.
O her gün beyzbol oynar.Він грає у бейсбол кожного дня.
O her gün beyzbol oynar.Він щодня грає у бейсбол.
O, Pazar hariç her gün çalışır.Він працює щодня, крім неділі.
Pazar hariç her gün çalışır.Він працює щодня, крім неділі.
O, her gün kan basıncı ölçtürmek zorundadır.Він повинен вимірювати кров'яний тиск кожен день.
Her gün İngilizce konuşurum.Я щоденно розмовляю англійською.
Ben her gün yüzerim.Я плаваю щодня.
Her gün İngilizce konuşuyorum.Я щоденно розмовляю англійською.
Kız kardeşim her gün piyano çalar.Моя сестра грає на піаніно кожного дня.
Her gün buraya gelirim.Я приходжу сюди кожного дня.
Ben iş yerinde her gün Fransızca konuşurum.Я говорю французькою щодня на роботі.
Müdür ofise her gün gelmez.Шеф не приходить до офісу кожного дня.
Patron ofise her gün gelmez.Шеф не приходить до офісу кожного дня.
Onlar her gün işe giderler.Вони ходять на роботу кожного дня.
Her gün yorucuydu.Кожен день був виснажливим.
Her gün yüzmeye giderim.Я плаваю щодня.
Her gün kahvaltıda haşlama yumurta yerim.Щоранку я з'їдаю на сніданок варене яйце.
Ben İncil'i her gün okurum.Я щодня читаю Біблію.
Ben her gün koşarım.Я бігаю кожного дня.
Her gün yaklaşık 360.000 tane bebek doğuyor.Кожного дня народжується приблизно 360 000 немовлят.
Daha sonra, gazetecilere yaptığı açıklamada "Azerbaycan'da her gün insan hakları ihlal edilmektedir.Následně v médiích prohlásila, že "lidská práva jsou v Ázerbájdžánu denně porušována.
İş süreçlerinin sahipleri ve yazılımcılar proje boyunca her gün birlikte çalışmalıdırlar.Lidé z businessu a vývojáři musí spolupracovat každý den během celého projektu.
Her gün kendisi için yazıyor ve resim yapıyordu.Sám obstojně maloval a kreslil.
Savaşın bitimine doğru, Berlin'de konuşlandırıldı ve Führerbunker'de her gün brifing verdi.Ke konci války byl umístěn v Berlíně, kde denně informoval ve vůdcově bunkru o situaci.
Her gün farklı bir iş yapmaktadır.Je to něco, co neděláte každý den.
Del Rey ile çalışmasını açıklayan Auerbach ise :"Beni her gün etkiledi.Auerbach později o spolupráci s Lanou řekl: "Udivuje mě každý den.
Her gün saçma tuhaf durumlar içinde olan.Je to o tom, že se na vás dennodenně valí tolik zvláštních věcí.
Programın videosu her gün internet sitesinde yayınlanmaktadır.Jejich přehled lze každoročně nalézt na internetových stránkách projektu.
Her gün vücut ağırlığının %10'u kadar yemek yerler (yani yetişkininin günde 170–200 kg. yemek yemesi gerekir).Denně zkonzumují potravu o hmotnosti 10 % svého těla, u dospělých je to 170-230 kilogramů.
(Okula her gün yürürüm/yürüyerek giderim.)(Chce pracovat během studia = studuje/studujíc.)
Bu sebeple evde beslenen kobaylara her gün ot ve saman vermek gerekir.Denně bychom proto měli ve stravě přijmout max.
Ben her gün ölüyorum.Každou noc umírají lidé.
Düzenli olarak her gün yayımlanmaktadır.Vysílán byl každý všední den.
Kangalın, uzun bir yürüyüş veya kısa bir koşu şeklinde, her gün egzersiz yapmaya gereksinimi vardır.Procházky nevyžaduje a stačí mu krátká procházka každý den.
Semerkand Radyo'da hafta içi her gün yayınlanan "Yitik Hazine" programını hazırlayıp sundu.Jednou týdně Paxman uvádí televizní pořady Did You See?
Yarışmaya her gün beş yarışmacı katılır.Do soutěže se přihlásilo pět uchazečů.
Her gün yaklaşık 500 kişi teleferiği kullanıyordu.Denně se na Linku bezpečí dovolá kolem 500 dětí.
Gümüş (Ak) yeleli atını her gün doğudan batıya sürer.Středem vsi protéká od východu na západ Ještětický potok.
Her gün 8:30 - 20:30 arası açıktır.Areál je otevřen denně od 8:30 do 15:30.
Kırımlılardan her gün gelen yardım çağrıları da onun bir an önce Kırım'a ulaşmasını gerekli kılmaktaydı.A hle, ten, jemuž včera přispěchal na pomoc, opět na něj volal.
Dört gün süren etkinlikte, her gün üniversitedeki bir yılı temsil eder.To všechno se za celý školní rok čtyřikrát zopakuje.

İlgili Sayfalar