her gün ile cümle

her gün kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Londra savaş süresınce her gün bombardımana tutuldu.Pozycje Japończyków były bombardowane całymi dniami.
Fatih zamanında da dîvân her gün toplanmakta olup, haftada dört gün padişahın huzaruna arza girilirdi.Całość fermentowała, przy czym po ok. tygodniu masę codziennie mieszano.
Her gün kocasının mezarına ağlamaya gitmektedir.Codziennie odwiedza jej grób.
Saat temelli bir uyarı belirlenirse, her gün, hafta, iki hafta, ay veya yıl tekrarlanabilir.Możliwe jest podpisanie, jak i przedłużenie, kontraktu na jeden dzień, tydzień oraz dwa tygodnie.
Her gün düzenli olarak otobüs seferleri vardır.Autobusy kursują jedynie w dni powszednie.
Melekler, geri dönmesi için her gün bir cin çocuğu öldürmeye başlar.Anioły zagroziły zabijaniem setnej części dzieci Lilith każdego dnia, póki ta nie powróci do Raju.
Her gün bir tekne kaptanın hayaleti tarafından kaçırılıyor.Kapitan – nieumarły kapitan statku duchów.
Bu merkeze her gün binlerce insan gelmektedir.Centrum przyciąga dziennie kilka tysięcy ludzi.
Mülteci sayısı her gün artmaktadır.Liczba mieszkańców Gościcina każdego roku zwiększa się.
Metin her gün çılgınlar gibi gezip eğlenir.Każdego dnia nawiedzają ją przerażające wizje i halucynacje.
Her gün çok hareketliyim.Czynne codziennie przez całą dobę.
Her gün günlük 2000 kişi ziyaret eder.10 000 osób dziennie.
Her gün köye ulaşım araçları tarafından düzenli olarak seferler düzenlenmektedir.Czynne było codziennie w czasie przejazdu pociągów osobowych.
Her gün bir çilekli pasta yapmaktadır lakin satmaz.Z rzadka podaje się bułeczki bez wypełnienia.
Gaziantep'e ise her gün minibüsle gidilebilir.Do Wardzii można codziennie dojechać busem z Achalkalaki.
Good Morning America her gün bir harika olmak üzere bir haftada bütün harikaları açıklamış oldu.Good Morning America presenterade ett under per dag under en veckas tid.
Bunlara ek olarak hemen hemen her gün kişilere ve gazetelere mektuplar yazdı.Dessutom skrev han brev nästan varje dag till individer och tidningar.
İş süreçlerinin sahipleri ve yazılımcılar proje boyunca her gün birlikte çalışmalıdırlar.Affärsfolk och utvecklare måste arbeta tillsammans dagligen under hela projektet.
Her gün hareket etmek ister, eğer bu sağlanmazsa huysuzlanır ve sinirlernir.De måste hela tiden ges uppgifter, annars blir de olyckliga och blir nervösa.
Her gün değiştirilmelidir.Dessa ändras varje dag.
Her gün 8:30 - 20:30 arası açıktır.De har i allmänhet öppet mellan 8 och 20 varje dag.
Köprüden her gün yaklaşık 190-200 tren geçmektedir.Upp till mellan 190 och 200 tåg passerar dagligen .
Kendini beğenmiştir, her gün ayna karşısında kendini över.Det är känt att hon stod framför sin spegel hela dagarna.
Kanyon Alışveriş Merkezi her gün saat 10:00 ile 22:00 saatleri arasında açıktır.Nöjesparken var öppen alla dagar i veckan mellan 10.00 och 22.00.
Her gün gidilir, birkaç saat kalınırdı.Han bad nästan varje timme.
Her gün dünyada milyarlarca e-posta gönderilmektedir.År 2010 skickades kring trehundra miljarder e-brev per dag över hela världen.
Daha sonra, gazetecilere yaptığı açıklamada "Azerbaycan'da her gün insan hakları ihlal edilmektedir.Därutöver har han hävdat att det i Sverige förekommer "dagliga uppviglingar i media att döda judar" .
Tekrarları her gün saat 18:00da Derya Tv kanalından verilmektedir.Ibland går den även i repris på TV4 klockan 18:00.
Uzun kürklü olanlar yumuşak bir tarakla her gün fırçalanmalıdır.Tvätta fötterna med antibakteriell tvål dagligen.
Harekât boyunca ince ince kar yağışı, aralıklarla da olsa hemen hemen her gün oldu.Under hela dagen förekom småstrider ute på isen, och vid bråtarna.
Bu salonda (Pazar günleri hariç) her gün yerel ve ulusal sanatçıların görsel eserleri sergilenir.I konsthallen visas utställningar av nationella och internationella konstnärer året om.
Bandırma limanına her gün düzenli olarak İstanbul'dan Feribot seferleri yapılmaktadır.Bilfärja till Jura avgår varje dag regelbundet från Port Askaig.
Her gün farklı bir iş yapmaktadır.Har vi det så här varje dag?
Dizi, hafta içi her gün anahaber öncesi ekrana geldi.Man gör en återblick på den gångna dagen varje kväll före insomnandet.
Bir yıl boyunca her gün köşke girer ve resmi seyreder.Denna kommer ut en gång i veckan och fokuserar på karriär.
Her gün saçma tuhaf durumlar içinde olan.Underliga saker lär ske där varje natt.
Her gün bir tanesi her zaman bulunuyor.Det kommer olika människor varje gång.
Saat temelli bir uyarı belirlenirse, her gün, hafta, iki hafta, ay veya yıl tekrarlanabilir.Man kan välja att få en leverans varje vecka, varannan vecka eller en gång i månaden.
Kanuna göre sağ göğüs üzerine her gün takılır.Den högra pennan markerar varje hel timme.
Londra savaş süresınce her gün bombardımana tutuldu.De tyska bombplanen fortsätter att bomba staden varje dag.
Sizler, bizi asanlar şerefsizliğinizle her gün öleceksiniz.Honor med ungar dödar upp mot en renkalv om dagen.
Her gün gökyüzünde onu taşıyan geminin rotasını belirler.Han for över himlen varje dag i sitt skepp som hade solskivan ombord.
Yunuseli – Haliç arasında hafta içi her gün karşılıklı iki sefer olarak yapılacak.Näring bör man ge den varannan vecka året runt.
Kobaylar her gün en az bir saat serbest bırakılmalıdır.En intagen ska ges möjlighet att vistas utomhus minst en timme varje dag.
Hat üzerinde her gün gidiş-geliş 4'er tren seferi düzenlenmektedir.Från dagens fyra tåg i timmen kommer man att kunna köra fyra gånger så många tåg.
Her gün işe giderim.Varje dag går jag till jobbet.
Aksine insanın onun uğruna her gün savaşması gerekirdi.Після цього їм доводиться щодня боротися за своє життя.
Kabin herhangi bir doğrudan bölgesel yetkiye sahip olmasalar bile, her gün sabah saat 10.00'da toplandı.Незважаючи на те, що він не мав фактичної влади, кабінет щодня збирався о 10:00.
Köprüden her gün yaklaşık 190-200 tren geçmektedir.Щодня по ньому проходить близько 190—200 поїздів.
Her gün balık yiyorum." diye açıklama yapmıştır.Вона досі щодня живить мене силою»,— говорив він.
Şehirden her gün Suudi Arabistan'ın Cidde şehrine feribot seferleri düzenlenmektedir.Щорічно в місті проводяться великі паради на свято Танабата.
Otçul hayvanlar ise her gün bol bol yemek yemek zorundadır.Живий корм необхідно промивати щодня.
Ve her gün esrar içiyor.П'ють воду щодня.
Her gün günlük 2000 kişi ziyaret eder.Щодня тут обідає 2200 осіб.
"Çocuklarım en büyük aşklarım, onlar için her gün koştursam yorulmam".Я його найкращий друг, і я завжди дбатиму, аби в його душу не закралася спокуса».
Büyüsün diye her gün “kaynak ağacı”nı sularlar.Щороку від коренів водяного горіха виростають нові пагони.
(Okula her gün yürürüm/yürüyerek giderim.)("Він / Вона пішла в школу.')
Onu her gün görmeye gidiyorum, baktığı çocuğu biraz gezdiriyorum.Я перевіз до себе дітей і проводив з ними весь час.
Dinî günler ve pazar günleri dışında öğrenciler her gün okula giderdi.Учні не ходили в школу лише у неділю і на свята.
Spor Gecesi hafta içi her gün saat 23.00'da yayınlanmaktadır.Шоу транслювалося щотижня по каналу Comcast Sports South щонеділі ввечері о 23:30.

İlgili Sayfalar