her gün ile cümle

her gün kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Her gün karşılıklı 14 sefer yapılmaktadır.Het comité komt elke veertien dagen bijeen.
Mülteci sayısı her gün artmaktadır.Het aantal barbaren steeg elke dag.
Bu hamamlar her gün açıktır.Het is elke dag open.
Her gün 4 kişi yarışmaktadır.Elke dag zijn er verschillende wedstrijden.
Nüfusun çoğunluğunca her gün tüketilen bir yiyecektir.Mensen met een ernstige eetverslaving eten vaak bijna de hele dag door.
Her gün binlerce yolcu buradan geçmektedir.Dagelijks worden 1 miljoen reizigers vervoerd.
Her gün 4000'den fazla oyuncu bu oyunu oynamaktadır.Ieder jaar schrijven ongeveer 400 spelers zich hiervoor in.
306.763 tirajı bulunan gazete her gün yaklaşık 800.000 okura ulaşır.Dagelijks bereikt Metro zo'n 837.600 lezers.
Gümüş (Ak) yeleli atını her gün doğudan batıya sürer.De sterrenhemel draait iedere dag van oost naar west om een vaste pool.
Herhangi bir yerde gelgit olayı her gün aynı saatte olmaz.Ik kan niet iedere avond hier hetzelfde verhaal vertellen.
Günümüzde her gün 80 milyon şeker üretilmektedir.Per jaar wordt ongeveer 80 miljoen liter geproduceerd.
Ancak her gün bisiklet sürerek bu davranışı alışkanlık haline getiririz.Tot op hoge leeftijd bleef hij dagelijks fietstochten maken.
Bandırma limanına her gün düzenli olarak İstanbul'dan Feribot seferleri yapılmaktadır.Hier vertrekken meerdere keren per dag veerboten naar Tórshavn.
Dizi 26 Eylül 2011 tarihinden itibaren hafta içi her gün yayınlanmaya başlamıştır.Sturm der Liebe wordt sinds 26 september 2005 elke werkdag uitgezonden.
Otçul hayvanlar ise her gün bol bol yemek yemek zorundadır.De kikker heeft veel voedsel nodig en moet dagelijks gevoerd worden.
Her gün yaklaşık 500 kişi teleferiği kullanıyordu.Dagelijks maakten maar 500 reizigers gebruik van deze lijn.
Uzun kürklü olanlar yumuşak bir tarakla her gün fırçalanmalıdır.Het goed dagelijks schoonhouden van de ogen met een vochtig watje is nodig.
Her gün günlük 2000 kişi ziyaret eder.Dagelijks kijken rond de 2 miljoen mensen.
Üzgün olan Anne kocasının mezarını her gün ziyaret etmektedir.Zo is te zien dat ze het graf van haar moeder bezoekt.
Bu işlem her gün tekrarlanarak uygulanır.Er wordt aangeraden om dit elke dag te doen.
Hat üzerinde her gün gidiş-geliş 4'er tren seferi düzenlenmektedir.Gemiddeld worden er 4 treinen geladen/gelost per dag.
Rostock Tren İstasyonu'ndan havalimanına her gün üç otobüs vardır.Er rijden drie maal per week bussen van Integrity Coachlines.
Öğretmenler araç tutarak ilçeye her gün gidiş dönüş yapıyorlar.Alle leerlingen gaan nu elke dag na schooltijd terug naar huis.
Müzeye giriş ücretsiz olup Pazartesi hariç her gün ziyarete açıktır. ^ BelediyesiHet museum is gratis toegankelijk en dagelijks te bezoeken.
Her gün 22:00'a kadar kitap ödünç verilebilmektedir. ^Het orgel wordt elke zondag voor de heilige mis van 10:30 bespeeld.
Pantolonunu her gün ütüler.Hij krijgt zijn broeken iedere dag gestreken.
Pantolonu her gün ütülenir.Zijn broek wordt elke dag gestreken.
İşime her gün trenle giderim.Ik ga elke dag per trein naar mijn werk.
Pazar günleri hariç her gün çalışırım.Ik werk alle dagen behalve op zondag.
Kız kardeşim her gün piyano çalar.Mijn zuster speelt elke dag piano.
Pazar hariç her gün çalışırım.Ik werk alle dagen behalve op zondag.
Her gün televizyon izlerim.Ik kijk iedere dag televisie.
Seni her gün ziyaret edemem.Ik kan je niet elke dag bezoeken.
İnsan her gün baklava börek yese bıkar.Altijd hetzelfde is geen aardigheid.
İnsan sağlıklı yaşamak isterse, her gün bir saat koşmalı.Als je gezond wilt leven, moet je elke dag een uur hardlopen.
Her gün farklı renkleri sever.Każdego roku winiety mają inny kolor.
Hamo, üç oğul sahibi dul bir Kürttür ve her gün karısının mezarını ziyaret etmektedir.Hamo, kurdyjski wdowiec, wraz ze swoimi trzema synami codziennie odwiedza grób swojej zmarłej małżonki.
La Nación, Arjantin'de her gün yayımlanan bir gazete.La Nación – gazeta codzienna wydawana w Argentynie.
Tüylerinin her gün fırçalanması tavsiye edilir.Przykłady: Będę codziennie zmywać naczynia.
Karkicahanı her gün, her gece ateş ediyorlardı.Ostrzał powtarzał się każdej nocy.
Nazım, Dünya’yı her gün işe götürüp getirmeye başlar.I będzie wychodził lud, i każdego dnia będzie zbierał według potrzeby dziennej.
Nüfusun çoğunluğunca her gün tüketilen bir yiyecektir.Poszukuje pożywienia przez większość dnia.
Kanaldan limana katılım her gün için yaklaşık 1 gemi ortalamasına denk düşmektedir.Stocznię opuszcza średnio jeden statek na miesiąc.
Tekrar bölümleri 360'ta hafta içi her gün yayınlanmaktadır.Każdego dnia 360 razy patrzy on w nią.
7-11 Ağustos tarihlerinde ‘Uniqlo AX’da gerçekleşen konsere her gün 2,000 fan katıldı.Koncerty odbyły się w dniach 7-11 sierpnia w "Uniqlo AX".
Her gün farklı bir iş yapmaktadır.Za każdym razem gra inną rolę.
Her gün de dergâha üç ciğer getireceksin!"Zbierz 3 śmieci dziennie.
Gerçekten de Filadelfiya'da hemen her gün artçı şoklar hissediliyordu.W okresie letnim w Puroland odbywają się też codzienne pokazy fajerwerków.
Her gün öğrencilerine sınav yapar.Co roku odbywały się egzaminy maturalne.
Her gün birşeyler öğreniyorum."Każdego dnia uczą się i poznają coś nowego.
Her gün değiştirilmelidir.Należy też codziennie zmieniać wodę.
Her gün toplanan Divan-ı Ali’ye vezir başkanlık ederdi.Na co dzień zarządzał księstwem starosta.
Günümüzde her gün 80 milyon şeker üretilmektedir.Każdego dnia wytwarzano 80 ton materiałów wybuchowych.
Artık hayatında her gün sadece içmektedir, o kadar.Jeden Tag nur saufen” (z niem.: Pić, pić, każdego dnia tylko pić).
Onun yapamadığı bir şey yoktur, Tut tüm zamanını lahitinde geçirir çünkü o her gün küflüdür.Z niewiadomych przyczyn wpada w pętlę czasową – przeżywa cały czas ten sam dzień.
Yarışmaya her gün beş yarışmacı katılır.Do rywalizacji przystąpiło pięć drużyn.
6. sezonundan itibaren ise hafta içi her gün ve 45 dakika olarak yayınlanmaya devam etti.Do końca 1945 rozgłośnia nadawała 6 godzin dziennie.
Her gün uşaklar yardımıyla yataktan çıkıyor, uşaklar tarafından giydiriliyordu.Przez cały ten czas księżna była przebrana za pokojówkę.
Aram oğluna her gün keman dersi verdi.Ola codziennie jeździ na nim do szkoły.
Gardiyan: Her gün birini hapse atın ve gece o kişiyle konuşun.Psychopata dzwoni do niej w każdy dzień i noc o tej samej porze.

İlgili Sayfalar