Ana içeriğe geç
Sözlük

her şey ile cümle

her şey kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
O bir beyefendiden başka her şeydir.He is everything but a gentleman.
Ölüm dışında her şey için bir çare vardır.There's a cure for everything, except death.
Geçmişte her şey daha iyiydi.Everything was better in the past.
Tom önerilen her şeyi denedi fakat hâlâ sorunu halledemedi.Tom tried everything that was suggested, but still couldn't fix the problem.
Tom her şeyin düzenli olduğunu düşündü.Tom thought everything was in order.
Tom kadınların her zaman her şeyi en iyi arkadaşlarına söylediklerini düşünüyor.Tom thinks that women always tell their best friends everything.
Tom Mary'nin yaptığı her şey hakkında şikâyet ediyor gibi görünüyor.Tom seems to complain about everything Mary does.
Tom her şeyini riske attı.Tom put all his eggs in one basket.
Tom bana yardım etmek için yapabileceği her şeyi yapmak için söz verdi.Tom promised to do everything he could to help me.
Tom, her şey hakkında Mary'ye yalan söyledi.Tom lied to Mary about everything.
Tom, Mary'nin neredeyse her şeyi ile gitmesine izin veriyor.Tom lets Mary get away with almost anything.
Tom hastaların yaşam kalitesini iyileştirmek için gücü dahilinde her şeyi yapıyor.Tom is doing everything within his power to improve the patients' quality of life.
Tom her şeye kendi yoluyla sahip olmak zorunda.Tom has to have everything his own way.
Tom'un her şey için bir çözümü vardır.Tom has a solution for everything.
Tom her şeyi kendisi yapmak zorundaydı.Tom had to do everything himself.
Tom her şeyi Mary'ye anlattı.Tom explained everything to Mary.
Tom olan her şeyi anlattı.Tom explained everything that had happened.
Tom'un bir şey hakkında üzülmesine gerek yok. Mary her şeyle ilgilenecek.Tom doesn't need to worry about a thing. Mary will take care of everything.
Tom para biriktirmek için yapabileceği her şeyi yapar.Tom does everything he can to save money.
Tom para biriktirmek için elinden gelen her şeyi yapar.Tom does everything he can to save money.
Tom Mary'ye her şeyi söylemedi.Tom didn't tell Mary everything.
Tom Mary'nin söylediği her şeye inanmaması gerektiğini bilmiyordu.Tom didn't know that he shouldn't believe everything Mary said.
Tom Mary'ye her şeyi anlatmaya karar verdi.Tom decided to tell Mary everything.
Tom bilgisayarlar hakkında öğrenebileceği her şeyi öğrenmeye karar verdi.Tom decided to learn all he could about computers.
Tom bilgisayarlar hakkında elinden gelen her şeyi öğrenmeye karar verdi.Tom decided to learn all he could about computers.
Tom her şeyi valizine tıktı.Tom crammed everything into his suitcase.
Tom ihtiyacı olan her şeye ellerini dokunduramıyordu.Tom couldn't get his hands on everything he needed.
Tom başarmayı umduğu her şeyi başaramadı.Tom couldn't accomplish everything he'd hoped he could.
Tom yaklaşık olarak söylediğim her şeyin tersini söylüyor.Tom contradicts just about everything I say.
Tom kesinlikle bizim onun yapmasını istediğimiz her şeyi yaptı.Tom certainly did everything we asked him to do.
Tom sahip olduğu her şeyi küçük bir valiz içerisinde taşıdı.Tom carried everything he owned in a small suitcase.
Tom'un, Mary'nin ondan satın almasını istediği her şeyi maaşıyla almaya gücü yetmez.Tom can't afford all the stuff Mary wants him to buy on his salary.
Tom her şeyin üstesinden gelebilir.Tom can handle just about anything.
Tom hemen her şeyi yiyebilir.Tom can eat just about anything.
Tom hemen her şeyi yapabilir.Tom can do just about anything.
Tom her şey için Mary'yi suçluyor.Tom blames Mary for everything.
Tom her şeyin yeri ve zamanı olduğuna inanıyor.Tom believes that there is a time and a place for everything.
Tom her şeyin mümkün olduğuna inanıyor.Tom believes anything is possible.
Tom tabağındaki her şeyi yedi.Tom ate everything on his plate.
Tom her zaman Mary'ye her şeyi anlatır.Tom always tells Mary everything.
Tom Mary'nin söylediği her şeyle aynı fikirdeydi.Tom agreed with everything Mary said.
Tom Mary'ye Web'te okuduğu her şeye inanmamasını tavsiye etti.Tom advised Mary not to believe everything she reads on the Web.
İstediğimiz her şeyi satın almak için yeterli paramız olmadığını varsaymalısın.You should assume that we won't have enough money to buy everything we want.
Elimden gelen her şeyi yapıyorum.I'm doing all I can.
Senin çocuklarının güvende olmalarını sağlamak için gücüm dahilinde her şeyi yapacağım.I'll do everything within my power to make sure your children are safe.
Her şey düzenli görünüyor.Everything seems to be in order.
Bir bakış her şeyi söyleyebilir.A gaze can tell anything.
Her şey düşünüldüğünde, babamın hayatı mutlu bir hayattı.All things considered, my father's life was a happy one.
O bana her şeyi anlattı.She told me everything.
Birlikte, her şey mümkün!Together, everything is possible!
O senin için her şeyi feda etti.He sacrificed everything for you.
Sana her şeyi anlattım.I've told you everything.
Her şey Allah'ın isteğine göre olur.Everything happens according to the will of God.
Tanrı her şeyin sebebidir.God is the cause of everything.
Şimdilik söyleyebileceğim her şey budur.This is all that I can say for now.
Her şeyim denetim altında.I have everything under control.
Her şey ara ara değişir, insan da onlarla birlikte değişmelidir.Things change from time to time, and one should change with them.
Dilediğin her şeyi ye.Eat everything you wish.
Tom her şeyi ödeyeceğini söyledi.Tom said he'd pay for the entire thing.
O bu ödülü kazanmak için her şeyi denedi.He tried everything to win this prize.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod