Hemen hemen her albümünde farklı bir imajla dinleyicisinin karşısına çıktı.She appeared before her audience with a different image in almost every album.
Bu sürecin temel özellikleri siyasi ve toplumsal yaşamın hemen her alanına yansıdı.He insists that reverence for nature should be at the heart of every political and social debate.
İstanbul'a gelince albüm hazırlamak için hemen bağlantılar kurmaya çalıştı ancak başarılı olamadı.In Istanbul he tried to contact various people to help him make an album, but he did not succeed.
Lise, kâğıt üzerinde hemen kuruldu.The alliance existed only on paper.
17 Eylülde ulaştığı İngiltere yolundan hemen sapmıştır.He departed for England, where he arrived on 17 September.
RIRA saldırıdan hemen sonra özür diledi.Rove apologized immediately after the performance.
Bu harfler, vurgulanarak okunur yani diğer dillerdeki gibi hemen geçilmez.Of course, poems like this cannot easily be translated into other languages.
İkinci Dünya Savaşı'ndan hemen sonra ABD'ye gitti.He came to the United States shortly after World War II.
19 Ocak 1871'de, Moltke'den hemen sonra, Graf (kont) unvanı aldı.He was created a Graf (count) on 19 January 1871, just after Moltke.
Kalsiyum karbonat, diğer karbonat türleriyle hemen hemen aynı özellikleri taşır.Calcium carbonate shares the typical properties of other carbonates.
Türkiye'deki huzurun hemen geri gelmesini temenni ediyorum.""Torture returns to Turkey".
Hemen hemen 40.000 kişi orada yaşıyor.About 40,000 inhabitants live there.
Bu arada hemen hepsi baldan hoşlanır.Because we all love ballads so much.
Çatlaklardan hemen sonra kan damarları daralır ve kanamayı durdurur.Soon after fracture, blood vessels constrict, stopping further bleeding.
Hemen hemen sadece balıkla beslenir.It preys almost exclusively on fish.
Hemen ardından "dini cinayet (insan kurbanı)" suçlamasıyla şehirdeki Yahudilerin çoğu suçlu bulundu.A mob of Jews from the Qaynuqa tribe then pounced on the Muslim man and killed him.
Daha fazla orada kalamaz ve hemen cepheye geri döner.He is on leave but is about to return to the Front.
Hemen değil.Not for a while longer.
Cherubino hemen büyük elbise dolabı içine girip saklanır.Cherubino hides in the closet.
Patlamalar bitiş çizgisinin hemen öncesinde gerçekleşmiştir.Most of the descending took place right before the finish line.
1912'de Arizona'ya verilen eyaletliğe kadar La Paz Kontluğu dışındakiler hemen hemen kurulmuştu.All but La Paz County were created by the time Arizona was granted statehood in 1912.
Mac hemen hemen daima yapacağı işte bir problem olacak gibi görünür.Macdonald is used here as it seems to occur most often.
Fakat köyde yeni nesilin hemen hemen tamamı asimlasyonun etkisi altında kalmıştır.During migration however, they will utilize almost any habitat.
Korkuya kapılan karısı Magda hemen Erik'ten kaçtı.Believing he has killed his friend, Erik immediately runs away.
Hemen hemen tüm plastikler ince bir filme dönüştürülebilir.Almost any fiber can be made into a bowstring.
Cerrahi turnike hemen hemen daima uygulanır.A surgical tourniquet is almost always used.
Ruslar hemen saldırıya geçtiler.The Japanese had attacked too early.
Ve hemen ardından bu küçük birliği kısa sürede takviye ettiler.Shortly thereafter they relocate to a small community.
Sandrina bu haberden şoke olmuştur ve hemen bayılıp yere düşer.Adriana looks at the note and immediately feels unwell.
İslâmî ilim dallarının hemen hepsinde çalışmıştır.He was idolized by every one who knew him.
Hemen arkasından François Guizot tarafından Latince’den Fransızca’ya çevirilmiştir.He was eventually extradited to French Guiana.
İstifasından hemen sonra Yeni başkan Megawati Sukarnoputri tarafından aynı göreve getirildi.His character was then replaced by the similar Megawatti Sukarnoputri.
Belde yöneticiliğinden, partinin genel sekreterliğine kadar hemen hemen bütün kademelerde çalıştı.Mr. Bedacht: Almost everything up to secretary.
Johnson programının hemen hemen tamamını gerçekleştirmiştir.The content was almost all written by Johnson himself.
Helvetler'in göçe başlama haberine erişince Sezar hemen Cenevre'ye hızla geri geldi.Coming to know of their mistake, they hurriedly return to Chennai.
Hemen bir gün sonra, Gürcü hükümeti, Ermenistan'dan bir telgraf aldı.Later that day a letter arrived by messenger from Yorck himself.
Dent hemen hastaneye kaldırılır.Don Ho to be released from hospital soon.
Bu dereler sebebiyle sulu tarım mahallenin hemen tüm tarlalarında yapılmaktadır.In these areas the fertility of the fields is maintained by full manuring.
İdare işlerinin hemen hepsini çok dirayetli olan kayınbiraderinin eline bırakmıştı.He gave each of his sons part of the properties, as they were all working with him in his business.
Sarayın hemen girişinde yer almaktadır.Entry to the gardens is free.
Hemen hemen her ortalama (genelleştirilmiş f-ortalama hariç) bu verilen özellikleri taşımaktadır.All nodes (except at most one) are at least half-full.
Curley hemen bir linç grubu oluşturur.Ethel is obviously running a bit of a racket.
İlk romanını 1992 yılında yayınladı ve bundan sonra hemen her yıl bir kitap yazdı.He published his first novel in 2001, and has since published a dozen books.
Hemen sol aşağıda mirga merzela ve mezarlık vardır.You will see Marshall Road on your left and then a cemetery.
Bu familyadan Avustralya’da hemen hemen hiç örnek yoktur.This requirement is almost a unique in Australia.
Estonya Bağımsızlık Savaşı'nın ardından, Estonca da hemen ülkenin resmî dili haline getirildi.After Estonia re-established independence, Estonian again became the only official language.
Ancak kronolojik bilgi hemen hemen hiç vermez.Psychology rarely makes absolute statements.
Birlikler halen düzgün ve disiplinli hareket etmektedir ve kopmalar hemen hemen hiç olmamıştır.The troops were still moving in good order and obeying discipline, while desertions were few.
Yutak: (farinks veya farenks) ağız ve burnun hemen arkasındaki boyun bölümüdür.It will have Swwapnil Joshi and Mukta Barve in the lead roles.
Paranoyak adı verilen insanlar, hemen hemen tüm durumlarda tereddüt yaşarlar.Many children who have selective mutism almost always speak confidently in some situations.
Ottavio Anna'yi kendisiyle hemen evlenmek için zorlamaktadır.Later Mark urges her to marry him as soon as possible.
Doktor eve gelir, ancak hemen bir ambulans çağrılmasını önerir.They know that the police would ask questions if they called the ambulance immediately.
Bu tepelerden doğan Tietê ırmağı kentin hemen doğusundan geçer.Going up the mountain directly from this point.
Bu yüzden hemen işe koyulduk.I began immediately to work.
Daha önce icra edilen tütün tarımcılığı günümüzde hemen hemen hiç kalmamıştır.Old customs are today observed almost not at all.
Bu arada Osmanlı filosu Çanakkale Boğazı'nın hemen dışına demirlemişti.In the meantime the Ottoman fleet had anchored just outside the Dardanelles.
İşin aslı hemen ortaya çıkar.Coming out really soon.
Sizin için zor olduğunu biliyorum ama, hemen kalkın, aşağıda toplanın demiştir.Starts out promisingly, but soon bogs down in silliness.
Leprikon hemen kutunun içinden çıkar.Think outside the box.
Hemen otel odasına döndü ve şarkının üzerinde çalışmaya başladı.Soon she moved into his apartment and started playing her songs to him.