Hayatının son günlerinde yatağa bağlı hale geldi ve doktoruyla hemşireleri dışında hiç kimseyi kabul etmedi.وفي نهاية حياتها كانت طريح الفراش ولم تلتقي بأي زائر عدا طبيبها والممرضات.
Hill, bir hemşire ve makinistin kızı olarak 1974'te dünyaya geldi.ولدت هيل في عام 1974 ، لأم تعمل ممرضة ، وأب يعمل مهندس.
Aynı yıl, Hadassah ayrıca bir hemşirelik okulu kurdu ve yerel personel yetiştirmeye başladı.وفي هذا العام، قام مركز هداسا كذلك بتأسيس مدرسة للتمريض من أجل تعليم الأفراد المحليين وعمل كادر من الممرضات.
Babası demir yollarında çalışmıştır, annesi ise hemşiredir.عمل والده في السكك الحديدية أما والدته فكانت ربة منزل.
Auvinen, yaralı öğrencilere yardım etmeye çalışan okul hemşiresini de öldürdü..حاولت ممرضة المدرسة في وقت لاحق مساعدة الطلاب الجرحى ولكن أوفينن قتلها كذلك هي الأخرى.
Sağlık ocağı ve hemşiresi vardır.كانت طيارة وممرضة مسجلة.
İdamı sırasında 49 yaşında olan Edith Cavell, Belçika'da modern hemşireliğin öncüsü olarak dikkat çekicidir.توفت كافيل عن عمر يناهز 49 عاما، فقد كانت بالفعل مرموقة كرائدة للتمريض الحديث في بلجيكا.
Yılın Avustralyalı Hemşiresi başkentte özel bir törenle seçilir.تم الإعلان عن ممرضة أستراليا لهذا العام في حفل أقيم في واحدة من مدن عاصمة الولاية.
Öte yandan hemşirelik seçmelerine katıldı ama o dönemde hemşirelikteki iş istihdamı yoktu.بالرغم من تأهيلها كممرضة، إلا أنها لم تتوظف في مجال التمريض.
Diğer şehirlerde hemşirelik okulları da vardır.Há também escolas de enfermagem em várias outras cidades.
Bu olaydan sonra özel hemşire olarak kariyerine başladı.Ela então começou uma carreira como enfermeira particular.
Hayatının son günlerinde yatağa bağlı hale geldi ve doktoruyla hemşireleri dışında hiç kimseyi kabul etmedi.Ao final de sua vida, ela estava acamada e não recebia nenhum visitante além dos médicos e enfermeiras.
Hemşire olmak için eğitim görüyordu.É por isso que ela se tornou uma enfermeira.
Böylece o rahibeler ve hemşireler onu o şeye koydular, rehabilitasyona yatırdılar," dedi.Então eles colocaram-o nessa coisa com monges e monjas, e estavam tentando reabilitá-lo."
Hemşirelik diplomasıyla mezun olmuş ve yedi yıl süreyle hemşire olarak çalışmıştır.Formou-se com um grau de bacharel em enfermagem e trabalhou como enfermeira durante sete anos.
Annesi Teri (kızlık soyadı Duke) bir hemşire ve babası McCoy Lee Moretz ise bir estetik cerrahıdır.Sua mãe, Teri é uma enfermeira, e seu pai, Lee McCoy Moretz, é um cirurgião plástico.
Rosario Dawson, Claire Temple: Hell's Kitchen'da çalışan bir hemşire.Rosario Dawson como Claire Temple: Uma enfermeira de Hell's Kitchen que se junta ao dojo de Wing.
Florence Sparrow (Okul hemşiresi) Kristy Swanson ...Fanfarrão na CATS Kristy Swanson ....
Marie ve üç kızı burada askerî hastanelerde hemşirelik yaptı ve koleradan etkilenen askerlere yardım etti.Lá, Maria e suas filhas atuaram como enfermeiras, cuidando dos soldados feridos ou atingidos pelo cólera.
Robb Stark (Richard Madden) tekrar hemşire Talisa (Oona Chaplin) ile karşılaşır.Robb Stark encontra-se novamente com a enfermeira Talisa Maegyr.
Esma Deniz, Türkiye’nin ilk kadın hemşiresidir.Surge, então, a primeira enfermeira da Suécia.
Sağlık evi ve bir hemşire vardır.No entanto, ele precisa de uma enfermeira.
Kendisi siyasete girmeden önce hemşirelik yapmıştır.Foi pintor da construção civil antes de ingressar na política.
Ancak, doktor ve hemşire yoktur.Não existe nenhum médico, nem qualquer profissional de enfermagem.
Poliklinik ve orada çalışan doktorlar ve hemşireler gösterilmeye başlanmıştır.Dessa vez acompanhado de médicos e enfermeiras dispostos a ajudá-lo.
Hemşire Evan Jones ....Claudia Evan Jones ....
Mezun olduktan sonra Cross Hastanesi Charing hemşirelik eğitimi için İngiltere'ye göç etti.Depois de se graduar, emigrou para o Reino Unido onde estudou enfermagem no Charing Cross Hospital.
Molly: Kampın hemşiresidir.É uma das enfermeiras do hospital.
Erkek hemşirelik eğitimi almış ve sağlık görevlisi olarak çeşitli hastanelerde çalışmıştır.Como médico psiquiatra, trabalhou em diversos hospitais.
Kız bir hemşire.A garota é enfermeira.
1982 yılında, Chicago-Nortwestern Memoroial Hospital’da kanser hemşireliği yaptı.In 1982 werkte ze als kankerverpleegkundige aan het Northwestern Memorial Hospital in Chicago.
Hemşire olmak için eğitim görüyordu.Ze volgde een opleiding voor verpleegkundige.
Hemşire Marion yardım istemeye gider.Hij smeekt Marianne om hulp.
Peter Petrelli (Milo Ventimiglia): Nathan Petrelli'nin kardeşi.Mesleği hemşireliktir.Peter Petrelli (Milo Ventimiglia), een voormalig verpleegkundige en de jongere broer van Nathan.
Florence Nightingale Hemşirelik Okulu'nun kurulmasına da katkılarda bulunmuştu. ^En hij hielp Florence Nightingale het vak van verpleegster geprofessionaliseerd te krijgen.
Ev hemşireleri de sadece medikal anlamda yardım etmezler.Ook hun psychiaters kunnen hun geen hulp bieden.
Marina - yaşlı bir hemşire.Ze is een gediplomeerd verpleegster.
Sağlık ocağı bir doktor, bir hemşire ve bir yardımcı personelle hizmet vermektedir.De consultatie wordt uitgevoerd door een arts en een verpleegkundige, ondersteund door een assistente.
Sağlık ocağı var ve sağlık ocağında 1 hemşire bulunmaktadır.Een deel woont thuis en een deel in een verpleeghuis.
Niçin bir hemşire olmak istiyorsun?Waarom wil je verpleegster worden?
Bir hemşire beyaz giyer.Een verpleegster kleedt zich in het wit.
Hemşireyi çağır!Roep de zuster!
Hemşire olarak görev yapan Shew tıbbi bakımı, ikisi de doktor olan babası ve eşi dolayısıyla öğrenmişti.Shew, służąca jako pielęgniarka, znała się na opiece medycznej dzięki ojcu i mężowi, którzy byli lekarzami.
Hemşire olmak için eğitim görüyordu.Z wykształcenia była pielęgniarką.
Ölü hemşirelerin yerine hepsi dövüş sanatlarında usta olan güçlü erkek hastabakıcılar getirilmiştir.Zamordowane siostry zostają zastąpione przez pielęgniarzy, szczycących się tytułami mistrzów sztuk walki.
Hemşire köpekbalığı akvaryumda.Roślina akwariowa hodowana w akwariach.
Üniversitede hemşirelik okudu.Wykładał w Szkole Pielęgniarek.
Babası doktor, annesi ise hemşiredir.Jej matka i siostry są pielęgniarkami.
Hastane adını modern hemşireliğin kurucusu Florence Nightingale'den almıştır.Tego samego dnia przypada rocznica urodzin Florence Nightingale, prekursorki nowoczesnego pielęgniarstwa.
Öte yandan hemşirelik seçmelerine katıldı ama o dönemde hemşirelikteki iş istihdamı yoktu.Odpowiada na ofertę pracy jako prywatna pielęgniarka, choć nie ma żadnego doświadczenia.
II. Dünya Savaşı sırasında hemşirelik yaptı.W czasie II wojny światowej była pielęgniarką.
Gri hemşire köpekbalığıŻabieniec babka wodna
Petroviç gönüllü hemşire olarak savaşa katıldı.Brała udział w Bitwie Warszawskiej jako pielęgniarka.
2 senelik eğitimin sonunda kayıtlı bir hemşire oldu.Po pewnym czasie otrzymała dyplom siostry medycznej.
Sağlık evi vardır ve bir görevli hemşiresi de mevcuttur.Dostrzega to pielęgniarka, która wzywa ochroniarza.
Film, bir hemşire ve eski bir asker arasında bir aşk hikâyesi üzerine kurgulanmıştı.Filmen handlar om en kärlekshistoria mellan en sjuksköterska och en före detta soldat.
Marina - yaşlı bir hemşire.Hon är före detta sjuksköterska.
Hemşireye gönderilir, amoria flebit tanısı konularak eve gönderilir.Skolsystern skickar hem honom efter att ha gett honom diagnosen amoria flebit.
Hemşire olmak için eğitim görüyordu.Hon blev sedan utbildad sjuksköterska.
Konserden birkaç saat sonra Jackson, hemşire Debbie Rowe ile Sheraton Park Otel'de evlendi.Efter den första Sydney-konserten gifte sig Michael Jackson med sjuksköterskan Debbie Rowe, på sitt hotellrum.