1945 yılında Şah babasının helal et misyonunun sekreteri olarak babasına Uruguay’a gittiğinde eşlik etti.Em 1945, ele acompanhou seu pai ao Uruguai como secretário numa missão relacionada à produção de carne halal.
Helal ve hayırlı işler Allah'ın adıyla, ve O'nun emir ve müsaadeleri doğrultusunda yapılan işlerdir.Er bestaat een god van het goede (Ahura Mazda) en een god van het kwade (Ahriman).
Üretilen Helal Haribo'lar domuz jelatini içermediği için müslümanlar tarafından tercih edilmektedir.De moslims zullen daarentegen geen varkensvlees eten omdat zij een varken als onrein beschouwen.
Aklı ile hüküm verenler onu bilgili kimselere helal etti.De Mon zijn ook, voor zover het gebruik betreft, duidelijk verwant aan de huismerken.
Dediler: - Akçamız ile satın almışız, bize helaldir.Oto mówią oni: "Wyschły kości nasze, minęła nadzieja nasza, już po nas".
Denizyolu: Helaldı Balıkçı barınağı 2006 senesinde faliyete geçmiştir.Żeglarz lodowy – zniesiony w 2006 roku stopień żeglarski.
1945 yılında Şah babasının helal et misyonunun sekreteri olarak babasına Uruguay’a gittiğinde eşlik etti.W 1945 towarzyszył ojcu w wyprawie do Urugwaju jako sekretarz w misji halal.
1945 yılında Şah babasının helal et misyonunun sekreteri olarak babasına Uruguay’a gittiğinde eşlik etti.1945 följde han sin far till Uruguay som sekreterare i faderns halalkött-beskickning.
1945 yılında Şah babasının helal et misyonunun sekreteri olarak babasına Uruguay’a gittiğinde eşlik etti.У 1945 він, як секретар супроводжував свого батька в Уругвай в його Халяль місії.
Cenazede kimse babasına hakkını helal etmemiştir.На похорон ніхто не мав права іти.
Pişman olmadan helalleşilirse Riya olur.Зрозумівши, що щастя вже не буде, вона кидається в ріку.
Yapılması helalden çok, harama yakındır.Близькі за змістом твори знаходяться поруч.
Bu et helal.Це м'ясо кошерне.
Kul hakkı yiyen, hak sahibi ile helalleşmeden cemevine giremez.Komu není shůry dáno, dlouho duchem nebude (Herranen aika).
Dediler: - Akçamız ile satın almışız, bize helaldir.I řekl Bůh: „Učiňme člověka, aby byl naším obrazem podle naší podoby.
Zühd sadece haram olanı değil, helal olanı da bırakmayı gerektirmektedir.Tedy tiché sdílení nejen případných přebytků (zisků), ale i ztrát.
Askere gidecek gençler akrabaları ve komşuları ile helalleşirler.Unii încearcă să se refugieze la rude sau prieteni.
Yapılması helalden çok, harama yakındır.Melko lähellä sitä on Kõpun majakkaa.
Dediler: - Akçamız ile satın almışız, bize helaldir.Han skrev: "Endelig har underverket skjedd - land, land, og etter at vi nesten hadde gitt opp vår tro på det!"
Ama sıradan bir süt değil helal süt olmalıdır.En mælkebøtte er ikke en mælkebøtte.
Yurduma helal olsun."Længslen gaar hjemad".
Her ikisi de birbirlerine haklarını helal ederler.Disse to er gjensidig avhengige av hverandre.
Dediler: - Akçamız ile satın almışız, bize helaldir.Hauge skal ha uttalt: «Vi har mottatt dere for at dere skal trene opp våre folk, og det skal dere gjøre.
Dünya Helal BirliğiDagligvareleverandørenes Forening
Ilk yerleşim merkezi Helaldı´dır (yukarki Helaldı).Demikian juga, wilayah pemukiman pun mulai dibangun.
Her ikisi de birbirlerine haklarını helal ederler.Keduanya saling berperang memperebutkan kekuasaan.
Yurduma helal olsun."Đó là lời chúc sinh nhật của tôi. "
Cenazede kimse babasına hakkını helal etmemiştir.Trên Trời chẳng ai xứng làm chồng nàng.
Soğukluğun sağ tarafında helalar, solda ise usturalık yer alır.Tủ đá đặt bên trái, tủ lạnh bên phải.
"Sorularla Helal Gıda".「飯を炒める」の意。
Helal olanları kazanma yolunda yardımda bulunur.偶然出会った権藤に何かと助けてもらう。
Kul hakkı yiyen, hak sahibi ile helalleşmeden cemevine giremez.(例)ようけ食べてずつない(=腹が苦しい)わ。
Aklı ile hüküm verenler onu bilgili kimselere helal etti.そうした知識に通じた者を有識者(ゆうそくしゃ)と呼んだ。
Dünya Helal Birliği国際あやとり協会
Yurduma helal olsun."「君の瞳に乾杯」と。
"Bir çatışma kaçınılmaz gözüküyor, gidip de dönmemek var, hakkınızı helal edin."勢をなさず、物と争わず、相和して戻らず、彼、強む時は、和して彼に添う」。
Kul hakkı yiyen, hak sahibi ile helalleşmeden cemevine giremez.能吃苦方為志士,肯吃虧不是癡人。
Dediler: - Akçamız ile satın almışız, bize helaldir.正師子吼言:『我生已盡,梵行已立,所作已辦,不受後有。
Gıybet eden kimse gıybet ettiği kimseyle pişman olup helalleşmedikçe tevbesi kabul olmaz.在官不为矫洁之行,凡有馈赠者,辞多受少,故人不厌其取。
Soğukluğun sağ tarafında helalar, solda ise usturalık yer alır.热的食物要放在桌子的右边,凉的食物放在左边。
Her ikisi de birbirlerine haklarını helal ederler.夫妻有彼此的遺產繼承權。
Üretilen Helal Haribo'lar domuz jelatini içermediği için müslümanlar tarafından tercih edilmektedir.奧羅莫穆斯林因宗教緣故不吃豬肉。
Bazı eylemler ise mübah, helal, küçük günah veya büyük günah olarak değerlendirilir.又教使自隱,有小過者,當治道百步,則罪除。
Gıybet eden kimse gıybet ettiği kimseyle pişman olup helalleşmedikçe tevbesi kabul olmaz.길잡이는 사람에게 행복을 약속하는 대신 그것을 외면한 이에게는 용서가 없다.
Helal ve hayırlı işler Allah'ın adıyla, ve O'nun emir ve müsaadeleri doğrultusunda yapılan işlerdir.그 언약의 말씀을 순종할 때 하나님께 영광이요 축복과 생명이 따르는 것이다.
Pişman olmadan helalleşilirse Riya olur.북한이 반발하지 않는다면 당연히 찬성해야지.
"Bir çatışma kaçınılmaz gözüküyor, gidip de dönmemek var, hakkınızı helal edin."불법집회를 일으키는 것은 책망받을 것이니 신중하지 못합니다."라면서 이성을 되찾아서 진정하도록 설득했다.
Dediler: - Akçamız ile satın almışız, bize helaldir.אמרו: נאמר לו דבר אחד (דבר של עצה), (אולי) לו ישיב אותנו לארצנו.
Dünya Helal Birliğiאתר ברית עולם
Ama sıradan bir süt değil helal süt olmalıdır.חלב מרוכז אינו אלא תרכיז של חלב.
Askere gidecek gençler akrabaları ve komşuları ile helalleşirler.Освен в семейството, те ходят да сурвакат и по други роднини и съседи.
Ama sıradan bir süt değil helal süt olmalıdır.Sadrži veću količinu bjelančevina nego obično mlijeko.
Ilk yerleşim merkezi Helaldı´dır (yukarki Helaldı).Vznikli prvé mestá (Oš, Uzgeň).
Yurduma helal olsun."Na svidenje v nebesih!«.
Dünya Helal BirliğiMednarodna drsalna zveza
Ama sıradan bir süt değil helal süt olmalıdır.Tavrin je najti v človeškem mleku, ne pa v kravjem mleku.
Aksi için uğraşan hepimize helal olsun.@techsoc: Aquí está una foto del cuerpo de Hrant.
Aracı kurum da ilgili müşterisi ile helalleşti. . . . .その株を証券会社に返し、それをこの人に、 返しました。 これらの人は、何が起こったのか知らなかった。
Ayrýlýk vakti geldi Seyit abi. Hakkýný helal et.Prends toi en mains.
Ayrýlýk vakti geldi Seyit abi. Hakkýný helal et.Σύνελθε.