Ayrýlýk vakti geldi Seyit abi. Hakkýný helal et.Опичай си добре ума.
Diğerlerinde, baş örtüleri yasaklandı Diğerlerinde, koşer ve helal et yasaklandı, biz burada konuşurken.En otros, la carne kosher y halal van a prohibirse en un santiamén.
Diğerlerinde, koşer ve helal et yasaklandı, biz burada konuşurken.Czasem zabrania się mięsa ubitego zgodnie z prawem religijnym.
Diğerlerinde, koşer ve helal et yasaklandı, biz burada konuşurken.Dans d'autres, on interdit la viande cachère et halal, au moment où nous parlons.
Diğerlerinde, koşer ve helal et yasaklandı, biz burada konuşurken.Di negara lain, kosher dan makanan halal dilarang, saat ini.
Diğerlerinde, koşer ve helal et yasaklandı, biz burada konuşurken.În altele, mâncarea kosher şi halal este interzisă, chiar în timp ce vorbim.
Diğerlerinde, koşer ve helal et yasaklandı, biz burada konuşurken.In altri ancora, stanno mettendo al bando la carne kosher e halal, proprio mentre vi sto parlando.
Diğerlerinde, koşer ve helal et yasaklandı, biz burada konuşurken.In andere worden op dit moment koosjer en halal vlees verboden.
Diğerlerinde, koşer ve helal et yasaklandı, biz burada konuşurken.I vissa förbjuder man kosher- och halalkött, i denna stund.
Diğerlerinde, koşer ve helal et yasaklandı, biz burada konuşurken.또 다른 나라에서는, 유대인 공인 그리고 이슬람 공인 육류가 금지당하고 있습니다 우리가 말하고 있는 동안에 말이죠
Diğerlerinde, koşer ve helal et yasaklandı, biz burada konuşurken.Nogle steder forbyder man kosher- og halalkød netop nu.
Diğerlerinde, koşer ve helal et yasaklandı, biz burada konuşurken.Noutros, proíbe-se a carne kosher e o halal, neste preciso momento.
Diğerlerinde, koşer ve helal et yasaklandı, biz burada konuşurken.Ở các nước khác, sự chay tịnh và cách giết mổ kiểu Hồi giáo bị cấm. ngay lúc này.
Diğerlerinde, koşer ve helal et yasaklandı, biz burada konuşurken.V jiných se zakazují košer a halal jídla, právě teď.
Diğerlerinde, koşer ve helal et yasaklandı, biz burada konuşurken.Woanders verbietet man koscheres und halal Fleisch, während wir hier sprechen.
Diğerlerinde, koşer ve helal et yasaklandı, biz burada konuşurken.Σε άλλες, απαγορεύονται τα κρέατα κόσερ και χαλάλ, όσο μιλάμε.
Diğerlerinde, koşer ve helal et yasaklandı, biz burada konuşurken.В други, кошер и халал месо се забраняват, докато си говорим.
Diğerlerinde, koşer ve helal et yasaklandı, biz burada konuşurken.В третьих - запрещают кошерное мясо и халаль, прямо сейчас.
Diğerlerinde, koşer ve helal et yasaklandı, biz burada konuşurken.באחרות, בשר כשר וחלאל הם אסורים, ממש כעת.
Diğerlerinde, koşer ve helal et yasaklandı, biz burada konuşurken.في دول أخرى ، الكشروت ( أكل يهودي ) واللحم الحلال ممنوعين ، حتى هذه اللحظة .
Diğerlerinde, koşer ve helal et yasaklandı, biz burada konuşurken.禁じられつつある国があります 逆に 国家を超えて活動する
Helal et.Σου μιλάω απάντησε μου.
Helal et.Татко, престани.
Helal olsun be birader!Σε ευχαριστώ που με έφερες στο κόσμο!
Helal olsun be birader!Мамо, и аз много те обичам.
Helal olsun.Et reste en dehors des ennuis, d'accord?
Helal olsun vallaha. Önce, sen gittikten sonra ţaţýrmadým desem yalan olur yani.--Daddy, look .Come on, I'm watching remotely
Helal olsun.Μην μπλέξεις ξανά σε καβγάδες, εντάξει;
Helal olsun.Не се забърквай пак в неприятности, става ли?
İnsanlar eskiden toptan tropik meyve veya helal pizza alımı için çok uzaklara gitmek zorundaydı.La gente manejaba largas distancias y compraba productos como la yaca y la pizza halal.
Sana şeref verir. Sana helalinden verir.سبحانه وتعالى يشرفكم ، يعطيكم من الحلال.
Ve helal sertifikalı bir tesiste üretilir.Dan diproduksi dalam fasilitas bersertifikasi halal.
Ve helal sertifikalı bir tesiste üretilir.E é produzido em uma instalação certificada pela Halal.
Ve helal sertifikalı bir tesiste üretilir.Olé est produit dans une installation certifiée halal.
Ve helal sertifikalı bir tesiste üretilir.Y se produce en una planta halal.
Ve helal sertifikalı bir tesiste üretilir.Он производится на заводе, сертифицированном по ст. Халяль.