Bu bir hediye.Es un regalo.
Bu bir hediye.É uma dádiva.
Bu bir hediye.E un dar.
Bu bir hediye.È un dono.
Bu bir hediye.Het is een geschenk.
Bu bir hediye.Je darilo.
Bu bir hediye.Je to dar.
Bu bir hediye.Sebuah hadiah.
Bu bir hediye.To prezent.
Bu bir hediye.Είναι ένα δώρο.
Bu bir hediye.Това е подарък.
Bu bir hediye.Це подарунок.
Bu bir hediye.Это подарок.
Bu durumda, ilk bilet çekilip kazanan belli olduktan sonra bilet hediyeye bantlanıyor. . .이 상황에서, 첫 티켓이 뽑히고 승자가 정해진 첫 사건에서 티켓은 상품에 부착됩니다
Bu durumda, ilk bilet çekilip kazanan belli olduktan sonra bilet hediyeye bantlanıyor. . .V téhle konkrétní situaci se vytáhne lístek, a tak se určí první výherce. Tento lístek je připevněn na výhru.
Bu durumda, ilk bilet çekilip kazanan belli olduktan sonra bilet hediyeye bantlanıyor. . .最初のチケットが取り出されて勝者が決まってから、 チケットは賞品に貼り付けられます。 次のチケットが取り出されて、二回目の賞の
Bu hediye çok büyük değil yaklaşık bir golf topu büyüklüğünde.Non è molto grande, ha le dimensioni di una pallina da golf.
Bu hediye çok büyük değil yaklaşık bir golf topu büyüklüğünde.Nu este prea mare -- cam de mărimea unei mingi de golf.
Bu hediye çok büyük değil yaklaşık bir golf topu büyüklüğünde.Tidak terlalu besar -- seukuran bola golf.
Bu hediye çok büyük değil yaklaşık bir golf topu büyüklüğünde.Δεν είναι πολύ μεγάλο -- στο μέγεθος μπάλας του γκολφ.
Bu hediye çok büyük değil yaklaşık bir golf topu büyüklüğünde.Він - не надто великий - розміром десь, як м'яч для гольфу.
Bu hediye çok büyük değil yaklaşık bir golf topu büyüklüğünde.Он не слишком большой -- размером с мячик для гольфа.
Bu hediye çok büyük değil yaklaşık bir golf topu büyüklüğünde.Той не е твърде голям -- с размера на топка за голф.
Bu hediye çok büyük değil yaklaşık bir golf topu büyüklüğünde.היא לא גדולה מדי -- בערך בגודל של כדור גולף.
Bu hediye çok büyük değil yaklaşık bir golf topu büyüklüğünde.انها ليس كبيرة جداً وهي بحجم كرة الغولف
Bu hediye çok büyük değil yaklaşık bir golf topu büyüklüğünde.ゴルフボールくらいでしょうかね 箱の中身をイメージして下さい
Bu hediye çok büyük değil yaklaşık bir golf topu büyüklüğünde.不是很大 高尔夫球大小
Bu hediye.E 'questo regalo.
Bu hediye.Es ist dieses Geschenk.
Bu hediye.Hadiah ini.
Bu hediye.To ten prezent.
Bu hediyeye sahip olmanızı dilemiyorum.저는 이 선물을 여러분께 기원해주지는 않을 것입니다.
Bu hediyeye sahip olmanızı dilemiyorum.לא הייתי מאחלת לכם את המתנה הזאת.
Bu hediyeye sahip olmanızı dilemiyorum.انا لا اتمنى حصولكم على هكذا هدية
Bu hediyeye sahip olmanızı dilemiyorum.我并不希望你会获得这份礼物
Bu hediyeye sahip olmanızı dilemiyorum.皆さんが欲しいかもわかりませんし
Bu hediyeyi gönderen kişiyi alkışlarla sahneye davet ediyoruz.Mari bawa dia ke atas panggung untuk melihat untuk siapa hadiah ini? Sambut dia dengan tepuk tangan.
Bu hediyeyi gönderen kişiyi alkışlarla sahneye davet ediyoruz.Przyprowadźmy ją na scenę, żeby dowiedzieć się dla kogo to jest?<br />Przywitajmy ją wielkimi brawami.
Bu hediyeyi gönderen kişiyi alkışlarla sahneye davet ediyoruz.Sa o aducem pe scena pe cea care a trimis cadoul. Va rog s-o intampinati cu aplauze.
Bu hediyeyi gönderen kişiyi alkışlarla sahneye davet ediyoruz.Ας την φέρουμε στην σκηνή να δούμε ποιά έφερε αυτό το δώρο; Παρακαλώ χειροκροτήστε την.
Bu hediyeyi gönderen kişiyi alkışlarla sahneye davet ediyoruz.Давайте же позовем ту, что сделала такой замечательный подарок. Пожалуйста, поднимайтесь на сцену.
Bu hediyeyi gönderen kişiyi alkışlarla sahneye davet ediyoruz.لنعرف من قام بارسالها , من فضلكم استقبلوها بتصفيق حار
Bu hediye.Είναι αυτό εδώ το δώρο.
Bu hediye.Например этот.
Bu kadar çok hediye için teşekkür etmek isterim sevgiyle, içtenlikle verdiğiniz♫ 이렇게나 많은 선물이라니, 당신께 감사드리고 싶어요 ♫ ♫ 당신은 온화함과 사랑으로 베풀어 주셨어요 ♫
Bu kadar çok hediye için teşekkür etmek isterim sevgiyle, içtenlikle verdiğinizИскам да ви благодаря за тъй многото дарове, които дадохте с обич и нежност.
Bu kadar çok hediye için teşekkür etmek isterim sevgiyle, içtenlikle verdiğinizאני רוצה להודות לכם על כל המתנות שנתתם באהבה וברכות.
Bu kadar çok hediye için teşekkür etmek isterim sevgiyle, içtenlikle verdiğiniz♫ أرغب بشكركم على الهدايا الكثيرة ♫ ♫ التي أهديتموني إياها مع الحب ♫
Bu kadar çok hediye için teşekkür etmek isterim sevgiyle, içtenlikle verdiğiniz優しい愛情でもって与えてくれて ありがとう
Bu kilise her zaman Bakire Meryem'le anılırdı, ve dokuzuncu yüzyılda kilise İstanbul'dan bir hediye aldı:Jednalo se o kostel, který byl spojován s Pannou Marií.
Bu kilise her zaman Bakire Meryem'le anılırdı, ve dokuzuncu yüzyılda kilise İstanbul'dan bir hediye aldı:Une église qui a toujours été associée à la Vierge Marie et au IXe siècle,
Bu küçük haç, ruhani hediyeler alır; kalp, yetenek, kişilik ve tecrübeler.Această mică răscruce are nevoie de daruri spirituale, suflet, abilităţi, personalitate şi experienţe.
Bu küçük haç, ruhani hediyeler alır; kalp, yetenek, kişilik ve tecrübeler.Cette petite croix se nourrit de cadeaux spirituels, de coeur, d'aptitude, de personnalité et d'expériences.
Bu küçük haç, ruhani hediyeler alır; kalp, yetenek, kişilik ve tecrübeler.Dieses kleine Kreuz verlangt geistige Begabungen, Mut, Können, Charakter und Erfahrung.
Bu küçük haç, ruhani hediyeler alır; kalp, yetenek, kişilik ve tecrübeler.Dit kleine kruis vereist spirituele gaven, moed, bekwaamheid, persoonlijkheid en ervaringen.
Bu küçük haç, ruhani hediyeler alır; kalp, yetenek, kişilik ve tecrübeler.Esta pequeña cruz requiere dones espirituales, corazón, habilidad, personalidad y experiencias.
Bu küçük haç, ruhani hediyeler alır; kalp, yetenek, kişilik ve tecrübeler.이 조그마한 십자가는 영적인 선물(은사), 마음, 재능, 성격, 경험이 필요합니다.
Bu küçük haç, ruhani hediyeler alır; kalp, yetenek, kişilik ve tecrübeler.Questa piccola croce porta doni spirituali, cuore, abilità, personalità ed esperienze.
Bu küçük haç, ruhani hediyeler alır; kalp, yetenek, kişilik ve tecrübeler.Salib kecil ini membutuhkan bakat-bakat spiritual, hati kemambuan, kepribadian dan pengalaman.
Bu küçük haç, ruhani hediyeler alır; kalp, yetenek, kişilik ve tecrübeler.Tahle křižovatka obsahuje duchovní dary, srdce, schopnosti, osobnost a zkušenosti.