Amcam, "Chris'in hediyeleri nerede?" diye sordu."Quà của Chris đâu rồi?"
Ancak biz öyle bir toplum yarattık ki, içindekiler uşağa saygı gösterip, hediyeyi unuttular."Noi abbiamo creato una societa' che premia il servo ma ha dimenticato il dono.
Ancak biz öyle bir toplum yarattık ki, içindekiler uşağa saygı gösterip, hediyeyi unuttular."Nous avons créé une société qui honore le serviteur, mais a oublié le don.
Ancak biz öyle bir toplum yarattık ki, içindekiler uşağa saygı gösterip, hediyeyi unuttular."Stworzyliśmy społeczeństwo, które zapomniało o darze,a oddaje cześć słudze.
Ancak biz öyle bir toplum yarattık ki, içindekiler uşağa saygı gösterip, hediyeyi unuttular."Ustvarili smo družbo, ki spoštuje služabnika, vendar je pozabila na dar.
Ancak biz öyle bir toplum yarattık ki, içindekiler uşağa saygı gösterip, hediyeyi unuttular."יצרנו חברה שלא מכבדת את משרתו, אבל שכח את המתנה.
Ancak biz öyle bir toplum yarattık ki, içindekiler uşağa saygı gösterip, hediyeyi unuttular."(チャイム)
Ayrıca, herkesin evine hediyelerini teslim eden Noel Baba bizim evimiz için neden tekrar geri gelsin ki?거기다가, 산타 할아버지가 왜 우리 집까지 다시 오겠어요 다른 사람들 집에 다 들르고 난 후에 말이죠?
Ayrıca, herkesin evine hediyelerini teslim eden Noel Baba bizim evimiz için neden tekrar geri gelsin ki?Sitä paitsi, miten Joulupukki muka säästäisi aikaa palaamalla meidän kotiimme kaikkien muiden jälkeen?
Ayrıca, herkesin evine hediyelerini teslim eden Noel Baba bizim evimiz için neden tekrar geri gelsin ki?Επίσης, γιατί θα εξοικονομούσε χρόνο με το να ξαναγυρίσει στο σπίτι μας αφού είχε πάει σε όλα τα άλλα;
Ayrıca, herkesin evine hediyelerini teslim eden Noel Baba bizim evimiz için neden tekrar geri gelsin ki?וחוץ מזה, איך סנטה חוסך זמן בזה שהוא נאלץ לחזור לבית שלנו, אחרי שכבר ביקר בבתים של כולם?
Ayrıca, herkesin evine hediyelerini teslim eden Noel Baba bizim evimiz için neden tekrar geri gelsin ki?わざわざ うちまで戻ってくるなんて変よね たくさんある証拠から導ける確かな結論は1つしかない
Babasinin hediye ettigi teleskop ile... ....yildizlara bakmayi cok seviyor.بالتلسكوب الذي اشتراه إيّاه والديه.. يحبُّ ان يُحدّ ق في النجوم
Babasinin hediye ettigi teleskop ile... ....yildizlara bakmayi cok seviyor.星を観るのも好きなんです ご心配いりませんよ
Bana hediye ediyor olmalısın.Tu pourrais le faire pour moi.
Örneğin, hayranlarına hediye almaları yerine çocuklarla ilgili bir derneğe bağış yapmalarını istemiştir.Επιπλέον, παρακάλεσε αντί για στεφάνια να κατατεθούν δωρεές για αγαθοεργείς σκοπούς.
Bu heykel Çin Halk Cumhuriyeti tarafından Kanada'ya hediye edilmiştir.Τα χαρτονομίσματα αυτά τυπώθηκαν στη Λαϊκή Δημοκρατία της Κίνας.
Bu hediye hiç azımsanamayacak büyüklükteydi, öyle ki müzeye yeni sergi alanları eklemek gerekti.Kopierne var dog så hårdt medtaget, at museet fik fremstillet nye kopier.
Festivallerde tanrılara müzik, şiir, drama türlerinde hediyeler sunulurdu.Guderne blev æret ved konkurrencer, musik, drama og poesi.
Vaftizde su Kutsal Ruh'un hediyesinin lütfunu, günahların affını ve kilisenin bir üyesi olmayı temsil eder."Dåben med vand er sakramentet for syndernes forladelse og genopstandelsen.
Hediye paketidir.Disse utgjør packen.
Larina'ya bir teşekkür hediyesi getirmişlerdir.Han reiste til Addis Abeba med gaver.
Bu eser, sembolik bir babanın küçük kızına sevgisini gösterdiği düğün hediyesidir.Det er et beløp eller en gave som ektemannen gir til sin kone.
(Seneca) Timeo Danaos et dona ferentes Yunanlar'dan korkuyorum, özellikle hediye getirdikleri zaman.Timeo Danaos et dona ferentes Kutakut akan orang-orang Yunani dan hadiah yang mereka bawa.
Halen hediyelik eşya çarşısı olarak kullanılmaya devam etmektedir.Kertas bahkan digunakan sebagai barang hadiah.
"Bana Hediye" "Beni Unutur musun?"Jika saya menerima hadiah, apa yang bisa saya memberi balasan? "
İskenderiye Kütüphanesi'ne dünyanın her yerinden koleksiyonlar hediye edilmiştir.Koleksi di Bibliotheca Alexandrina disumbangkan dari seluruh dunia.
Bu sandalyeyi Büyük Baba'nın doğum gününde ona hediye edecektir.Selendang itu akan dipersembahkan sebagai hadiah ulang tahun ibunya.
Hediye edilen gergedan da doğal olarak esaret altında tutuldu.Oleh karena itu, penerima sebuah hadiah secara alami dituntut untuk memberikan hadiah balasan.
Hediyenin türü tamamiyle davetliye aittir.Fungsi utamanya adalah sebagai tempat menerima tamu.
Düğünlerinde Daenerys'e iki hediye verilir.Trong lễ cưới, Daenerys được tặng hai món quà cưới.
Bir Kino no Tabi romanı, yalnızca ikinci animasyon filmi için tanıtım hediyesi olarak yayınlandı.Light novel Kino du ký chỉ được phát hành như là một món quà kèm với phim anime chuyển thể thứ 2.
Ayrılmadan önce Jon, Arya'ya bir hediye verir.Trước khi rời đi, Jon cho em gái mình là Arya một thanh kiếm như một món quà lưu niệm.
Azmi onunla sohbet ederken uşağa sigaralığını hediye eder.Đi đâu, thì người hầu mang điếu đi theo.
Bu günde, önceki iki günde hediye almamış insanlar bir araya gelir ve jajangmyeon yerler.また同日は県下2試合を除き全てノーゲーム及び延期)。
David 4 yaşındayken babası, David'in büyük kardeşine keman hediye etmiştir.5歳の誕生日には父のベンから犬をプレゼントされた。
Hâlbuki ben hediyesini bile almıştım. / Bugünlerde dürüst davranmıyor.それ以来ずっと一途に夕哉を想い続けているが、彼にその本心を未だに気づかれていない。
Ted eski sevgililerinden aldığı hediyeleri atmamıştır.トーマスはファンからの高価な贈り物を受け取った。
Ben bu hediyeyi hayatı boyunca saklar.この称号は生涯保持される。
Brezilya’ya gittiğinde Portekiz Krallığı kendisine bugün Botafogo olarak bilinen bölgeyi hediye etmiştir.当他前往巴西时,葡萄牙王室授予他今天被称为博塔弗戈的土地。
Noel günü Noel Ağacı'nın altına bırakılmış hediyeler alınıp verilir.聖誕老人則會出現,把聖誕禮物放於聖誕樹下。
Duvak sonunda "tahu"lar (davetlilerin getirdikleri hediyeler) toplanır.在小說結尾狄雲達成了丁典的遺願,與摯愛終於团圆。
Geçmiş yılların aksine, katılımcılar için donanım hediyesi yoktu.和往年不同,本届Build并未向与会者赠送免费硬件。
Müziğe ilk olarak annesinin ona hediye ettiği keman ile başladı.因為一件事情的開端,她開始練習起母親留下的小提琴。
14.yaş doğum gününde, babası tarafından klasik gitar hediyesi aldı.十四歲的生日,她的叔叔送她一把吉他做為禮物。
Martin Bormann tarafından 1941'de bir hediye olarak Hitler'e verildi.布隆迪是希特勒的个人秘书马丁·鲍曼1941年送给他的礼物。
Cinsellik birinin eşine verebileceği en özel fakat pahasız hediyedir.日記是最私人、最私隱的一種將自己的內心感受諸之筆墨的表達方式。
Bakırdan yapılan Özgürlük Heykeli, Fransa tarafından kuruluşunun 100. yılı nedeniyle ABD'ye hediye edilmiştir.자유의 여신상은 프랑스가 미국의 독립 100주년을 기념하여 미국에 보낸 선물이다.
Nathan Appleton House'u satın aldı, Charles River'in onlara bir evlilik hediyesi olmasına göz yumdu.네이트 애플턴은 두 사람에게 결혼 선물로 찰스 강이 내려다 보이는 "크레기 하우스"(Craigie House)를 구매했다.
Süleyman kraliçeye hediyelerle karşılık verdi ve "ne isterse alabileceğini" söyledi.솔로몬왕은 스바 여왕에게 그녀가 가져온 선물 못지않게 푸짐한 선물을 주고 또 그녀가 요구하는 것은 무엇이든지 다 주었다.
Ablası Lady Sarah gibi davranmak istiyordu ve 18 yaşındayken babası ona bir hediye verdi.존 스토트 신부는 외교관을 하려고 했지만 열 일곱살에 회심하면서 성직자로 꿈이 바뀌었다.
1898 yılında ise Romanyada; Darla, Angelus'a doğum günü hediyesi olarak bir çingene kızı kaçırır.1898, בורסה, רומניה: ליום הולדתו דרלה נותנת לאנג'לוס צועניה במתנה, והוא מרוקן אותה לגמרי מדם.
Foks'u kendisine hediye etmişlerdi.הם התעלמו מן המתנות שקוק הציע.
Ama Harika Amca Stan onlara bir hediye almasını söylemiştir.ניסתה להיות טובה בחג המולד כדי שסנטה יביא לה מתנה.
"Bana Hediye" "Beni Unutur musun?""'ציון, הלא תשאלי?'
Bart, evine geri dönmüş ve ailesine hediyeler getirmiştir.רבקה הזדרזה לשוב לביתה ולהודיע לבני משפחתה על האורח.
Hediyeler çoğunlukla görkemli elbiselerden seçilirdi.לעיתים קרובות הם יהיו לבושים בבגדים אלגנטיים.
Bebeği alıp oğlu Andy'e doğum gününde hediye eder.Тя я подарява на сина си Анди за рождения му ден.
Larina'ya bir teşekkür hediyesi getirmişlerdir.Еди изненадва Глория с подарък.
Messi, bu golü annesine hediye etti.Дийн намира възкръсналата си майка.