Tunus şehrindeki Yahudi bakım evine bir de hediye gönderdi.Намира подслон в еврейската детска болница във Виена.
Ayrıca Tanrı'nın ona bisikleti hediye verdiğini söylemiştir.Казва ѝ, че е родила и че трябва да се принесе дар на боговете.
Messi, bu golü annesine hediye etti.Дийн намира възкръсналата си майка.
14.yaş doğum gününde, babası tarafından klasik gitar hediyesi aldı.За дванадесетия си рожден ден получава за подарък китара за 13 долара.
Tadilat edilmiş dükkânı ise geniş hediyelik eşya seçeneğini sunar.Там се намира магазин за пакетирани стоки и се предлага бърза закуска.
Dumbledore yıllar sonra pelerini Harry'e Hogwarts'taki ilk yılında yılbaşı hediyesi olarak vermiştir.Dumbledore je ovaj horkruks uništio za vrijeme ljeta prije početka Harryjeve šeste godine u Hogwartsu.
Damadın yemek yemesi için ona hediye verilir.Djevojka uzvraća dar Momku.
Saklanan kutunun ilk bulan kişisi en değerli hediyeye sahip olan kişidir.Jedan od glavnih likova u prvoj epizodi vlasnik je restorana.
Konuklardan alınan değersiz hediyeler de yardımcı olmaz.Darovi neprijatelja nisu darovi i ne donose dobro.
Buz Büyücüsü: Noelde hediye olarak kısa bir süreliğine gelmiştir.Veľké ľadovcové jazero sa časom zmenšilo na súčasné Kvetnicové pliesko.
Daha sonra şehir Avusturya dükü Leopold III Habsburg'a hediye edildi.Z tohto dôvodu bola poslaná na výchovu na dvor rakúskeho vojvodu Leopolda VI.
Ama Harika Amca Stan onlara bir hediye almasını söylemiştir.Následnú kompozíciu venoval Davidovi ako darček.
Hediyede 87. seviye okçu bileklikleri vardır.Na 77. a 78. poschodí sa nachádza vyhliadková plošina.
Hane sahibinden hediye alınır.Pobirač pobira darove od gospodarja.
Bu hediyelerin başında çiçekler ve çikolata gelir.Darila navadno vključujejo vrtnice in čokolado.
İskenderiye Kütüphanesi'ne dünyanın her yerinden koleksiyonlar hediye edilmiştir.Zbirke v Bibliotheci Alexandrini so bile podarjene iz vsega sveta.
Faust Mefistofeles'ı Margueririte'ye layık olacak bir hediye arayıp getirmesi için yanından gönderir.Mefisto obljubi Faustu, da mu bo preskrbel za Margareto še vse drugačno darilo.
21. doğum günü için yaklaşık 30 000 kat ve hediye aldı.V državnih prvenstvih je za Jesenice dosegel skupaj 302 zadetka in 291 podaj.
Hediyeler çoğunlukla görkemli elbiselerden seçilirdi.Poleg tega so se taka oblačila pogosto dajala kot darila v diplomatske namene.
Keşker'li Sümeyye'yi bu doktora cariye olarak hediye ettiği rivayet edilir.V njem je omenjen Hanuš kot ustvarjalec te ure.
Burada da kızın ve erkeğin akrabaları çeşitli hediyeler verirler.Kljub temu je svojo mlado kraljico in njeno družino osipaval z darili.
Babası ilk daktilosunu 15 yaşındayken hediye etti.Bond je svojo prvo uro izdelal pri svojih petnajstih.
Hediye, herhangi bir karşılık beklenmeden birisine verilen şey.Dovana – daikto, pinigų įteikimas kitam žmogui negaunant už tai jokio atlygio.
Odin'in bu iyilik karşılığında çocuklara hediye ve şekerlemeler getirdiğine inanılırdı.Odinas vaikams atsidėkodavo, pakeisdamas Sleipniro maistą dovanomis ar saldainiais.
Hane sahibinden hediye alınır.Žudiko turtą pasiimdavo didysis kunigaikštis.
Ama Harika Amca Stan onlara bir hediye almasını söylemiştir.Epimetėjas padėjo broliui dalyti žmonijai įvairias dovanas.
Afrika'da evlilik hediyesi olarak faturan çubuk (ziynet hammaddesi) verilmesi geleneği vardı.Iš kur atsirado gimtadienio dovanų tradicija Dovanų dovanojimo etiketas
Hediye için teşekkürler.Ačiū už dovaną.
Bu iki kişi birbirine büyük para hediyeleri vermişlerdi.Nad olid teinud teineteisele suure hulga kallihinnalisi kingitusi.
Damadın yemek yemesi için ona hediye verilir.Nad lähevad pruudile kingituseks heliplaati ostma.
Ben bu hediyeyi hayatı boyunca saklar.Mängulusti jätkub neil terve nende elu jooksul.
6 Aralık tarihinde birçok ülkede çocuklara hediyeler verilir.17. mai üritused toimusid mitmes riigis.
Hediye, herhangi bir karşılık beklenmeden birisine verilen şey.Heldus on omadus anda teistele, ootamata midagi vastutasuks.
Bir rüşvet olarak kabul edilebilir diye nadiren hediye kabul ederdi.Miski on kingitus ainult juhul, kui see vabatahtlikult vastu võetakse.
Bizden hediye şarkı kazandınız.Võitis Ukraina laul.
Dalí ise bu jeste karşılık olarak, krala Avrupa'nın Başı adlı çizimini hediye etti.Oma tänutunde väljendamiseks kinkis Dalí kuningale joonistuse "Euroopa pea", mis jäi Dalí viimaseks teoseks.
Herkes hediyesini verir.Kõik õpilased said väikese kingituse.
10 yaşıma geldiğimde bana bir Super 8 kamera hediye etti.제가 10살 때 제 할아버지께서는 제게 8mm슈퍼카메라를 주셨습니다
10 yaşıma geldiğimde bana bir Super 8 kamera hediye etti.1976年当時には それは普通のことではありませんでした
10 yaşıma geldiğimde bana bir Super 8 kamera hediye etti.A když mi bylo deset let, pořídil mi kameru Super 8.
10 yaşıma geldiğimde bana bir Super 8 kamera hediye etti.Arranjou-me uma câmara Super 8 quando tinha 10 anos.
10 yaşıma geldiğimde bana bir Super 8 kamera hediye etti.E mi procurò una cinepresa Super-8 quando avevo 10 anni.
15 torunumun çocuklarını hiç görmedim. Ama hepsinin yaş gününde hediyeler gönderirim.Jag sänder brev och presenter till 53 bemärkelsedagar om året.
2 gün 1 gece kamp yapmaya gidiyoruz. Benim hediyem..우리 오늘 일박이일로 캠핑 가기로 했거든.
A almanızın tek yolunun, Tanrı'nın felsefe bilimine verdiği hediye olmanız gerektiği olduğunu, düşünmeyin."신의 선물'이 되는 것뿐이다, 라는 것의 의미하지 않는다는 사실을 이해하는 것이 중요합니다
A almanızın tek yolunun, Tanrı'nın felsefe bilimine verdiği hediye olmanız gerektiği olduğunu, düşünmeyin.שאני לא מתכוון שהדרך היחידה להשיג ציון 100 היא להיות מתת האל לפילוסופיה
Ah, ayrıca, İşte, bir hediye.Ah, aussi voilà, un cadeau.
Alýţveriţe daldým babacýđým. Hepinizin bana vereceđi hediyeler aldým tek tek.Ναι;
Ama bir ipucumuz VAR! -Bu ne? -Bir hediye.¡Sí que tenemos una pista! - ¿Qué es esto?
Oldukça şaşırtıcı bir şekilde, Fusob ödeme için iTunes hediye kartlarının kullanılmasını önermektedir.Το εντυπωσιακό είναι ότι το Fusob προτείνει τη χρήση δωροεπιταγών iTunes για την πληρωμή.
Noel günü Noel Ağacı'nın altına bırakılmış hediyeler alınıp verilir.Τα δώρα τοποθετούνται κάτω από το δένδρο των Χριστουγέννων και προσφέρονται από τον νεαρότερο σε ηλικία.
Ben bu hediyeyi hayatı boyunca saklar.Διατήρησε αυτόν τον τίτλο του για όλη τη ζωή του.
Ayrıca TARDIS Angie'ye yeni bir telefon hediye eder.Σου προτείνω νέα στρατηγική, R2.
Babası ilk daktilosunu 15 yaşındayken hediye etti.Ο πατέρας του του αγόρασε ένα όπλο όταν ήταν 15 ετών.
Yılbaşlarında hediye olarak takvim vermektedir.Είχε δοθεί στον Τηλέμαχο σαν δώρο γενεθλίων.
Bu hediye arkadaşım için.Αυτό το δώρο είναι για τον φίλο μου.
Bu hediye arkadaşım için.Αυτό το δώρο είναι για τη φίλη μου.
Düğünlerinde Daenerys'e iki hediye verilir.Under vielsen, får Daenerys to bryllupsgaver.
Stres topları Birleşik Krallık'ta üçüncü en popüler promosyon hediyesi idi.Stressbolde er den tredje mest populære tilgift i Storbritannien.
Ödül 1996'dan beri verilmektedir ve ödülle birlikte 5000 dolar da hediye edilmektedir.Den er uddelt siden 1991, og med prisen følger 50.000 kroner.