Ana içeriğe geç
Sözlük

hediye ile cümle

hediye kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bir röportajda gitarı hakkında "En iyi Noel hediyesi." diye konuştu.I et interview refererede han til sin guitar som "den bedste julegave jeg nogensinde har fået."
Bu sırada Hediye hamile kalır ve Duran'dan bebeği Amerika'da doğurmak ister.Under rejsen blev Madeline gravid, og parret ville have at barnet skulle fødes i USA.
Sekiz bacaklı bu atı Loki, Odin'e hediye etmiştir.Loke forærede Sleipner til Odin som en gave.
Nişanın verilmesi hükümdarın kişisel bir hediyesidir ve başka onay gerektirmez.Principelt er det en betegnelse på en suveræn hersker og ingen egentlig titel per se.
Ama Harika Amca Stan onlara bir hediye almasını söylemiştir.Byen har nu for at få Santa at bringe dem gaver.
Özgürlük Anıtı Fransa'nın ABD'ye bir hediyesiydi.Republikken var en vasalstat til Frankrig.
Kullanıcılar birbirlerine küçük ikonlardan oluşan hediyeler gönderebilmektedir.De sælger dog stadig licenser til få eksisterende brugere af OS/2.
Vaftizde su Kutsal Ruh'un hediyesinin lütfunu, günahların affını ve kilisenin bir üyesi olmayı temsil eder."Dåben med vand er sakramentet for syndernes forladelse og genopstandelsen.
Ancak hediye alması hâlâ mümkün gibi gözükür.Dette gælder typisk når man giver gaver.
Nina bu hediye nedeniyle tedirgin olur.Günther skal ha blitt henrykt over denne gaven.
Hasta olanlara bir an önce sağlıklarına kavuşmaları amacıyla hediye olarak verilmekte ve gönderilmektedir.Diett er for syke (med den hensikt at de skal bli friske), mens kosthold er for friske.
Hediye paketidir.Disse utgjør packen.
Ancak Robin, Lily'e aldığı hediyeden dolayı biraz utanmıştır.Barney sliter med sine følelser for Robin.
Avcılık doğasıyla ilgili bir göreve çıktığı sırada Buffy, "ölümün onun hediyesi" olduğu mesajını alır.På en reise for å lære mer om det å være vampyrjeger får Buffy vite at ”død er hennes gave”.
Bu eser, sembolik bir babanın küçük kızına sevgisini gösterdiği düğün hediyesidir.Det er et beløp eller en gave som ektemannen gir til sin kone.
Danzig Serbest şehri, doğum günü hediyesi olarak Hitler'e onursal vatandaşlık verdi.Kota Bebas Danzig menjadikan Hitler sebagai warga kehormatan kota tersebut sebagai hadiah ulang tahun.
(Seneca) Timeo Danaos et dona ferentes Yunanlar'dan korkuyorum, özellikle hediye getirdikleri zaman.Timeo Danaos et dona ferentes Kutakut akan orang-orang Yunani dan hadiah yang mereka bawa.
Hitler'in özel sekreteri Martin Bormann, Nazi Partisi'nin bir hediyesi olarak Kehlsteinhaus'u inşa ettirdi.Martin Bormann, sekretaris pribadi Hitler, membangun Sarang Elang sebagai hadiah ulang tahun Partai Nazi.
"Bana Hediye" "Beni Unutur musun?"Jika saya menerima hadiah, apa yang bisa saya memberi balasan? "
Aldanmayan Hera, ineği hediye olarak eşinden talep eder.Mengetahui apa yang sebenarnya terjadi, Hera meminta sapi itu sebagai hadiah.
Bunun üzerine Muhammed ona hırkasını hediye olarak göndermiştir.Muhammad mengampuninya dan memberinya hadiah selembar kain saat itu.
Bu sandalyeyi Büyük Baba'nın doğum gününde ona hediye edecektir.Selendang itu akan dipersembahkan sebagai hadiah ulang tahun ibunya.
Hediye edilen gergedan da doğal olarak esaret altında tutuldu.Oleh karena itu, penerima sebuah hadiah secara alami dituntut untuk memberikan hadiah balasan.
Ayrıca Li Şimin onlara, kağanlık alametleri olan davul ve sancak hediye etti.Selain itu, UBL juga menyertakan logonya dengan lambang bintang kopi dan lada yang berwarna keemasan.
Ancak hediye alması hâlâ mümkün gibi gözükür.Jadi tidak dilombakan untuk memperebutkan hadiah misalnya.
Neredeyse her hafta ona hediye olarak bir-2 adam gönderdi.Setiap tahun, mereka memeberikan persembahan berupa padi sebagai ucapan syukur kepadanya.
Düğünlerinde Daenerys'e iki hediye verilir.Trong lễ cưới, Daenerys được tặng hai món quà cưới.
Bir Kino no Tabi romanı, yalnızca ikinci animasyon filmi için tanıtım hediyesi olarak yayınlandı.Light novel Kino du ký chỉ được phát hành như là một món quà kèm với phim anime chuyển thể thứ 2.
Öyle ki babası ilk doğum günü hediyesi olarak ona futbol topu almıştı.Và bất ngờ, năm nay, cậu nhận được món quà sinh nhật đầu tiên của bố.
10.000 dolarlık hediye kartı bir ödül olarak sunuldu.Một phong bì khoảng 10.000 đô la được tặng kèm theo giải thưởng.
Ayrılmadan önce Jon, Arya'ya bir hediye verir.Trước khi rời đi, Jon cho em gái mình là Arya một thanh kiếm như một món quà lưu niệm.
Ona bir hediye...Đây là một món quà.
Willow'un hediyesi, bir masaj aletidir.Xác ướp của Maherperi đã được trang trí với một mặt nạ.
Hâlbuki ben hediyesini bile almıştım. / Bugünlerde dürüst davranmıyor.Công đã không rời bỏ Lý Mật, và nay cũng sẽ không phụ Trẫm.
Azmi onunla sohbet ederken uşağa sigaralığını hediye eder.Đi đâu, thì người hầu mang điếu đi theo.
Aynı zamanda ona verdiği edebi hediyelerle ona görgü kazandırdı.彼女にもらったプレゼントの絵本を今でも大事にしている。
Melike, elçileriyle Süleyman'a hediyeler gönderir.マルヤムの子マスィーフ・イーサーは,只アッラーの使徒である。
Bu günde, önceki iki günde hediye almamış insanlar bir araya gelir ve jajangmyeon yerler.また同日は県下2試合を除き全てノーゲーム及び延期)。
Ona göre sevgiyi ifade etmenin tek yolu pahalı hediyelerden geçiyordu.それは贈り物を通じて愛情を表現する一つの手段である。
Tom'a bir hediye almak için paraya ihtiyacım var.Ho bisogno di soldi per prendere un regalo a Tom.
Bunlardan birini Ben'e hediye eder ve böylece onlar asla ayrılmayacaklarına inanırlar.Anch'essi ritornarono ad annunziarlo agli altri; ma neanche a loro vollero credere.
Martin Bormann tarafından 1941'de bir hediye olarak Hitler'e verildi.Venne regalata al Führer da Martin Bormann nel 1941.
Tuhfat el-Muminin (Muminlerin hediyesi).Naftuhim, discendente di Mizraim.
Bizans ipeğinden diplomatik hediyeler Franklar ile ittifakı güçlendirdi.Doni diplomatici di sete bizantine cementarono alleanze con i Franchi.
Ted eski sevgililerinden aldığı hediyeleri atmamıştır.Invece, il re offrì alle sue amanti numerosi regali.
Ben satın almak istemeyince kral satın almak istedi ama hediye olarak da kabul etmeyeceğimi belirttim.Lei dice di sì, ma aggiunge che avrebbe preferito avere lui anziché un regalo.
O bir hediye.Это подарок.
Mağaza Dünya Kupası logosunu içeren hediyelik eşyalarla doluydu.Магазин заполонён сувенирами с символикой чемпионата мира по футболу.
Dükkânda Dünya Kupası sembolüyle bezenmiş bir sürü hediyelik eşya vardı.Магазин заполонён сувенирами с символикой чемпионата мира по футболу.
Endülüs ülkesi halkı biz onları sığır sürüsü gibi sürmekte iken bana hediyeler ve paralar verdiler.Народ Андалусии дает мне деньги и дары, в то время как мы управляем ими, как скотом.
Duvak sonunda "tahu"lar (davetlilerin getirdikleri hediyeler) toplanır.В заключительной части поётся о том, как он отомстил своим обидчикам.
Köln sirki, şehrin takımına bir keçi hediye etti.Вэйский гун подарил ему лошадь.
Elizabeth, evlendikten sonra kocasının evlilik hediyesi olan Csejte şatosuna yerleşti.Брайан через швейцара гостиницы, в которой они встречались, передаёт ей обручальное кольцо.
Valinor'dan göçerken, Oromë'nin hediyesi olan köpeği Huan'ı da yanına almıştır.Из Валинора он взял с собой гигантского пса Хуана, подарок Оромэ.
Larina'ya bir teşekkür hediyesi getirmişlerdir.Прощальный подарок Шарона.
Daha önce, bu kıymetli hediye bir arazi olabiliyordu, Şogunluk zamanında arazi seyrek verilen bir hediyeydi.Мы знаем, что он феноменально дан как подарок, настоящее предоставленное в тревоге.
Sadece müşterilerden alınan bahşiş ve hediyelerle bile geçinmek mümkün hâle gelmiştir.Нельзя отказываться от подарков и пожеланий.
1955'te teyzesi ona ilk gitarını hediye etti.وفي 1955 أنتج تسجيله الذهبي الأول.
Geline çeşitli hediyeler verilir.تلقت ماري العديد من هدايا الزفاف.
Burada çocuklara ufak hediyeler ve şekerlemeler verilir.أما الأطفال المطيعين فيجدون الحلوى والهدايا الجميلة.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod