Sultan başarısından dolayı ona samur kürk hediye etti.Podarowała mu wtedy koszulę na szczęście.
Konuklardan alınan değersiz hediyeler de yardımcı olmaz.Nie przyjmują osobistych darów ani prezentów.
Zaman zaman evlerine kadar gidip, çeşitli hediyeleri götürmektedir.Przywożąc ze sobą dary niejednokrotnie odwiedzała Lubaczów.
Kullandığı "Super 8 mm film" kamerayı ailesi hediye etmişti.W wieku 10 lat z kamery super-8 mm nakęcił swój pierwszy film zatytułowany Opona (The Tire).
Messi, bu golü annesine hediye etti.Tam Ella dowiedziała się co stało się z jej biologiczną matką.
Annesine yaşgünü hediyesi olarak vermiştir.Noworoczny prezent dla matek.
Kazananlara bronz bir madalya, sertifika ve para hediye edilmektedir.Laureaci otrzymują srebrny medal, certyfikat oraz pieniądze.
Akordiyon çalmayı annesinden hediye edindiği akordiyon ile öğrendi.Jako dziecko grał na podarowanym mu przez rodziców akordeonie.
Böyle bir vasiyet yoksa, yine de ölü adına hac ifá edilip rúhuna hediye edilebilir.Bogini nie zgadza się, ale pozwala zmarłej parze przesłać dary.
2006 yılının Yılbaşı gününü ise Kolombiyalı mültecilerle hediyeleri dağıttığı San José, Kosta Rika'da geçirdi.Święta w 2006 aktorka spędziła w towarzystwie kolumbijskich uchodźców w Kostaryce.
Bu hediyeler sadece altın ve para değildir.Nie będziesz przyjmował darów ze złota i srebra.
Medea'nın Glauce'ye çok güzel bir elbise hediye etmesini ister.Medea przygotowuje dla Dirce dar – wspaniałą szatę ślubną.
Kıbrıs gezilerinin unutulmaz hatıra ve hediyelik eşyaları arasında yer alır.Fani po zakończonej podróży otrzymują pamiątkowe gadżety oraz prezenty.
Tom için bir hediye almalıyım.Muszę kupić prezent dla Toma.
Hediye için teşekkür etti.Podziękował za prezent.
Özgürlük Anıtı Fransa'nın ABD'ye bir hediyesiydi.Frihetsgudinnan var en gåva från Frankrike till USA.
6 Aralık tarihinde birçok ülkede çocuklara hediyeler verilir.Många barn får även presenter av Sankt Nicholas den 6 december.
Valinor'dan göçerken, Oromë'nin hediyesi olan köpeği Huan'ı da yanına almıştır.Från Valinor tog han med sig den mäktiga hunden Huan som han fått som en gåva av Oromë.
Mutant güçleri onun için bir hediye ve bir ceza gibidir.Deras övernaturliga krafter är både en gåva och en förbannelse.
Bart, evine geri dönmüş ve ailesine hediyeler getirmiştir.Bart återförenas med sin familj, och ger dem presenter från Frankrike.
Bu hediye hiç azımsanamayacak büyüklükteydi, öyle ki müzeye yeni sergi alanları eklemek gerekti.Man kände till detta problem redan från början och nu måste man hitta en ny placering för museet.
Ona bir hediye...Andens gåvor..
Ödül 1996'dan beri verilmektedir ve ödülle birlikte 5000 dolar da hediye edilmektedir.Priset tillkännagavs 1996 och prissumman är på $250 000.
Ben bu hediyeyi hayatı boyunca saklar.Detta intresse bibehöll hon genom hela livet.
Tenten gorili Londra Hayvanat Bahçesi'ne hediye eder.IV. Ett besök i Londons zoologiska trädgård.
Annesine yaşgünü hediyesi olarak vermiştir.Låtarna uppgavs ha varit en födelsedagspresent till hans mamma.
Bunun üzerine elçi eşliğinde imparatora hediyeler gönderildi.Bland gisslan finns ambassadören.
Bu günde anneler çeşitli hediyeler alır.Denna dag har de flesta familjer någon form av presentutdelning.
Larina'ya bir teşekkür hediyesi getirmişlerdir.Hon mottog även privata gåvor av Karin.
Birliğe verilen hediyelerin dağıtılmasından da sorumluydu..Vid lägret fördelades gåvorna till folket.
Tatlılar yapılır çeşitli yemekler hazırlanır nişanlılar birbirine hediyeler alırlar.Under högtiden passar släktingar på att hälsa på hos varandra, gåvor delas ut och olika maträtter serveras.
Tabi gönderilen hediyelerin de karşılığı ona göre olurdu.Likadant förhåller det sig med lyckans gåvor.
Bu sandalyeyi Büyük Baba'nın doğum gününde ona hediye edecektir.Han blir överlycklig när han får den i present på sin födelsedag.
Bunun karşılığında ona hediyeler, güzel bir yaşam ve adanmışlık teklif eder.Det kan ske med fina ord, uppvaktning och gåvor.
Bu eser, sembolik bir babanın küçük kızına sevgisini gösterdiği düğün hediyesidir.En komedi om en man som jagar en speciell julklapp åt sin son.
Özgürlük Anıtı Fransa'nın ABD'ye bir hediyesiydi.Це був вже подарунок США у відповідь на подарунок Франції.
Parkorman hediyesidir.Скарга — це подарунок.
Ancak hediye alması hâlâ mümkün gibi gözükür.Остаточно невизначеним виявився й день отримання подарунків.
Tuhfat el-Muminin (Muminlerin hediyesi).Шурга Михайло (нар.
Larina'ya bir teşekkür hediyesi getirmişlerdir.Той відправився до Єлисея з багатими дарами.
Tur bir hediye değildir.Саме дар, а не подарунок.
"Bana Hediye" "Beni Unutur musun?"Прошу тебе, прийми від мене подарунки».
"Insan aklı - ilahi bir hediyedir ..."Зустріч з ним — великий дар.
Sanatçı, bunu "bir sanatçının alabileceği en iyi hediye" diye niteledi."За її словами, це було б найкращим подарунком, який італійська акторка змогла б їй зробити.
Eşi Marie Feodorovna'ya Paskalya hediyesi olarak sunmak için istemiştir.Було подароване імператором матері Марії Федорівні на Великдень.
Herkes hediyesini verir.В подяку на кожного чекав подарунок.
Roshi`ye ise Karin-Sama hediye etmiştir.Рюдзі дав їй им'я Роза.
Babası güneş tanrısı Surya'dan bir hediyeydi o.Цією парадною колісницею їхав бог Сонце Сурья.
Kardeşim, annemin hediye ettiği kolyeyi kaybetmiş. (neyi?)Дівчина втратила брошку, яка дісталася їй від померлої матері.
Ben Yolcu Gemisi Şirketi, ona ünlü şirket hediyesini takdim etti: Bir altın saat.Герою Куби вручається знак особливої відзнаки — медаль «Золота зірка».
Aynı zaman zarfında Kapranos arkadaşı Bob Hardy'ye hediye gelen bas gitarı nasıl çalacağını öğretmiştir.Приблизно в той же час, Капранос навчав свого друга Боба Харді грати на бас-гітарі.
Ayrıca hediyeyi alan kişinin de gönlü olmalıdır.Людина, яка втрачає цю благодать, втрачає також дари.
Bu iki kişi birbirine büyük para hediyeleri vermişlerdi.Від загарбників вони відкупилися багатими подарунками.
Aynı zamanda ona verdiği edebi hediyelerle ona görgü kazandırdı.Там він розповідає йому про закордонні подарунки.
Manet, bir keresinde noel hediyesi olarak ressama şövale hediye etti.Щороку, перед різдвом, Теерлінк писала для Єлизавети картину - новорічний подарунок.
Ama Harika Amca Stan onlara bir hediye almasını söylemiştir.Дружина наполягає, щоб суддя купив їй подарунок.
Günümüzde bu evlerin birçoğu hediyelik eşya mağazaları ve galeri gibi kullanılıyor.Деякі з цих приміщень і сьогодні використовують як сараї або хліви.
Scaurus, Aristobulus'un 400 talantlık hediyesinden etkilenince Aretas'a ordularını çekme emri verdi.Сулейман пригрозив війною і в подарунок прислав Тахмаспа 400 тисяч золотих.
O sırada da Nero, Kyrie için aldığı hediyeyi verir.Минулої ночі Джейсон здивував мене подарунком, який я чекала.
Beraberinde hediyeler olur.І завжди привозив подарунки.