Mary hediyeleri kabul etmedi.Mary no aceptó los regalos.
Buralara saçı (kansız kurban) olarak tatlılar, para, süt, ya da votka şeklinde hediyeler de bırakabilir.Además, se pueden dejar ofrendas en forma de dulces, dinero, leche o vodka.
Parkın İmparator tarafından halka hediye edildiği rivayet edilir.Así, el parque fue considerado un regalo del Emperador al público en general.
Yeni yılda çocuklara hediye dağıtırlar.Una vez allí, se reparten regalos a los niños.
Kutusunda Dragon Edition'a özel hediyeler bulunmaktadır.Se dedica a labores editoriales para la Editorial Los libros de la Iguana.
Cumartesi günü damat harmana götürülür ve damada hediyeler verilir.La víspera se baja al Santo de su hornacina y se ofrece un refresco a los participantes.
Her çocuğa bir hediye verildi.Ogni bambino ha ricevuto un regalo.
Tur bir hediye değildir.Il Tour non è un regalo.».
Bu mızrak aynı zamanda görev süresi dolan Primus piluslara da hediye olarak verilirdi.Il dono veniva anche dato al Primus Pilus che completasse il suo periodo di servizio.
İskenderiye Kütüphanesi'ne dünyanın her yerinden koleksiyonlar hediye edilmiştir.Le collezioni conservate alla Bibliotheca Alexandrina sono state donate da ogni parte del mondo.
Arkadaşları bir de hediye göndermesini salık verirler.Stai andando di persona a elemosinare un dono.
Bunun üzerine elçi eşliğinde imparatora hediyeler gönderildi.In ogni caso, la moneta è ancora emessa a nome dell'imperatore.
Ben satın almak istemeyince kral satın almak istedi ama hediye olarak da kabul etmeyeceğimi belirttim.Lei dice di sì, ma aggiunge che avrebbe preferito avere lui anziché un regalo.
Onun hediyesini sabırsızlıkla bekliyorum.Жду его подарка с нетерпением.
Hediyeleri kabul ediyor.Она принимает подарки.
Anna benim hediyem ile mutlu oldu.Анна пришла в восторг от моего подарка.
Süleyman kraliçeye hediyelerle karşılık verdi ve "ne isterse alabileceğini" söyledi.В ответ Соломон также одарил царицу, дав «всё, чего она желала и чего просила».
Duvak sonunda "tahu"lar (davetlilerin getirdikleri hediyeler) toplanır.В заключительной части поётся о том, как он отомстил своим обидчикам.
Elizabeth, evlendikten sonra kocasının evlilik hediyesi olan Csejte şatosuna yerleşti.Брайан через швейцара гостиницы, в которой они встречались, передаёт ей обручальное кольцо.
Selim'in zengin hediyelerle dolu sandığı odanın kenarında bulunmaktadır.Ирис приходит в себя в богато убранной комнате, окружённая щедрыми подарками.
Özgürlük Anıtı Fransa'nın ABD'ye bir hediyesiydi.Памятник был подарком от Польши Франции.
Öyle ki babası ilk doğum günü hediyesi olarak ona futbol topu almıştı.Вернувшись домой, он получил от тёти в подарок футбольный мяч.
14.yaş doğum gününde, babası tarafından klasik gitar hediyesi aldı.وفي الاحتفال بعيد ميلادها الرابع عشر ، اهداها والدها جيتار كلاسيكى.
Timur'un huzuruna çıktı ve birçok hediye takdim etti.سافر إلى الشرق واقتنى الكثير من المخطوطات.
Burada çocuklara ufak hediyeler ve şekerlemeler verilir.أما الأطفال المطيعين فيجدون الحلوى والهدايا الجميلة.
Jüri tanrılar bu şehre en büyük hediyeyi verecek olanı şehrin tanrısı seçeceklerini belirtirler.Os deuses dariam a região aquele que desse aos habitantes o presente mais útil.
Ayrılmadan önce Jon, Arya'ya bir hediye verir.Antes de partir, Jon dá uma espada para sua meia-irmã Arya como um presente.
Yeteneğini fark ettikten sonra, babası müzikal becerisini daha da artırmak için ona bir gitar hediye etti.Percebendo o seu talento, o pai deu de presente um violão, para incentivar ainda mais o pequeno cantor.
Tenten gorili Londra Hayvanat Bahçesi'ne hediye eder.Ota Benga Londres exibe zoológico humano em Terra.
Noel günü Noel Ağacı'nın altına bırakılmış hediyeler alınıp verilir.Daarna is het tijd om de cadeautjes die onder de kerstboom liggen uit te pakken.
Endülüs ülkesi halkı biz onları sığır sürüsü gibi sürmekte iken bana hediyeler ve paralar verdiler.De mensen van Al-Andalus geven mij geld en geschenken terwijl we hen behandelen als vee.
Burada da kızın ve erkeğin akrabaları çeşitli hediyeler verirler.Vrienden en familie gaven ook geschenken aan elkaar.
1955'te teyzesi ona ilk gitarını hediye etti.In 1915 kreeg ze haar eerste filmrol.
Çocuğun saçını kesen kişiye ise genellikle at hediye edilir.Behalve een dieroffer wordt ook vaak het haar van de baby geschoren en krijgt het kind een naam.
Tom Mary için bir hediye aldı.Tom kocht een cadeautje voor Mary.
802: Harun Şarlman'a bir diplomatik hediye olarak iki tane beyaz fil (albino) göndermesi.802 Harun przekazuje w darze Karolowi Wielkiemu dwa białe słonie.
Bu heykel Çin Halk Cumhuriyeti tarafından Kanada'ya hediye edilmiştir.Jest ona darem Polonii kanadyjskiej dla tego miasta.
Bu günde anneler çeşitli hediyeler alır.W tym dniu członkowie rodziny obdarowują się prezentami.
Kazananlara bronz bir madalya, sertifika ve para hediye edilmektedir.Laureaci otrzymują srebrny medal, certyfikat oraz pieniądze.
6 Aralık tarihinde birçok ülkede çocuklara hediyeler verilir.Många barn får även presenter av Sankt Nicholas den 6 december.
Bu günde anneler çeşitli hediyeler alır.Denna dag har de flesta familjer någon form av presentutdelning.
Bu eser, sembolik bir babanın küçük kızına sevgisini gösterdiği düğün hediyesidir.En komedi om en man som jagar en speciell julklapp åt sin son.
Herkes hediyesini verir.В подяку на кожного чекав подарунок.
Manet, bir keresinde noel hediyesi olarak ressama şövale hediye etti.Щороку, перед різдвом, Теерлінк писала для Єлизавети картину - новорічний подарунок.
Bir hediyeyi hakediyorsun.Ти заслуговуєш на подарунок.
Kullanıcılar birbirlerine küçük ikonlardan oluşan hediyeler gönderebilmektedir.Uživatelé si mezi sebou mohou posílat virtuální dárky, které představují vektorové obrázky.
Beraberinde hediyeler olur.Jdou pouze darovat.
Yeni yılda çocuklara hediye dağıtırlar.Přitom nadělovaly drobné dárky dětem.
Ama Harika Amca Stan onlara bir hediye almasını söylemiştir.Oznámí Picardovi, že pro něj připravili dárek.
Adet üzere delikanlılar kızlara çeşitli hediyeler getirirler, kızlar da onlara ten ten helvası verirlerdi.Fiecare băiat a trimis cadou câte o dedicație de dragoste către fetele care le-au atras atenția.
Sanatçı, bunu "bir sanatçının alabileceği en iyi hediye" diye niteledi."Aldea a declarat atunci: „A fost cel mai frumos recital pe care cineva l-a dat pentru mine.”
Tur bir hediye değildir.Călătoria nu este una fericită.
Nina bu hediye nedeniyle tedirgin olur.Nina e confuză și terifiată la acest gest.
Emin değilim bu hediyeyi kime vereyim: kıza mı erkeğe mi?Nu sunt sigură cui să-i dau acest cadou: fetei sau băiatului?
Hacılar uzak ülkelerden hediyeler getirdiler.Pelerinii au adus daruri din țări îndepărtate.
Tenten gorili Londra Hayvanat Bahçesi'ne hediye eder.Gilberto örökbefogadott egy óriás hangyászt a Londoni Állatkertben.
Jüri tanrılar bu şehre en büyük hediyeyi verecek olanı şehrin tanrısı seçeceklerini belirtirler.A városlakók elhatározták, hogy azé az istené lesz a város, amelyik a legjobb ajándékot adja lakóinak.
1955'te teyzesi ona ilk gitarını hediye etti.1935-ben faragta ki első figuráját és kapta meg első főszerepét.
Tur bir hediye değildir.Bolondok tana csak az ajándék.
Beraberinde hediyeler olur.Azoktól kapnak ajándékokat.