Arada, hem hediye, hem resim, hem de kendileriyle dalga geçerler.Du jour au lendemain, elle est couverte de cadeaux, d'invitations, de propositions.
Nina bu hediye nedeniyle tedirgin olur.Nina est gênée et horrifiée du cadeau.
Hâlbuki ben hediyesini bile almıştım. / Bugünlerde dürüst davranmıyor.Il m'a fait des cadeaux, mais ne m'a jamais donné un franc ! ».
Geri dönen Şaman’a ise kaz (olasılıkla düşünsel ilham) hediye eder.À son retour auprès d'Al-Mushâfi, Al-Mansûr est accueilli avec reconnaissance.
1955'te teyzesi ona ilk gitarını hediye etti.Il présente en 1953 sa première exposition personnelle.
Bu durumda bir "evlilik hediyesi" olarak kabul edilir.Dans toutes ces confusions apparaît un cadeau de mariage.
18 Eylül'de, Amber doğum günü için hayranlara hediye verdi.Enfin, le 23 décembre, l'abbé donnait un cadeau supplémentaire à ses frères.
Ona bir hediye...Vous apportez un cadeau.
"Bana Hediye" "Beni Unutur musun?"Le refrain « Do you remember me ?
Daha sonra şehir Avusturya dükü Leopold III Habsburg'a hediye edildi.La cité de Trieste s'est soumise sous le protectorat du duc Léopold III de Habsbourg en 1382.
Her çocuğa bir hediye verildi.A todos los niños se les dio un regalo.
Tom Mary için bir hediye aldı.Tom compró un regalo para Mary.
Sana bir hediye vereceğim.Te daré un regalo.
Bu sizin için bir hediye.Esto es un regalo para usted.
Neden bu hediyeyi ona verdin?¿Por qué le das a él este regalo?
Sana bir hediye aldım.Te compré un regalo.
Bu benim için bir hediye mi?¿Es un regalo para mí?
Geçen Noel Tom'a bir hediye aldım.Le compré un regalo a Tom la Navidad pasada.
Hediye Ağustos 2011'de duyuruldu ama aslında 2010 yılında bir hediye olarak verilmesi gerekiyordu.El regalo se anunció en agosto de 2011, pero en realidad iba a ser dado en 2010.
Ona ufak hediyeler şunlar ve ayrılmadan önce ona mutluluklar dilerler.Ellos le presentan regalos y le desean felicidad antes de irse.
Herkes hediyesini verir.Todos tienen aportes.
Evde, parti sırasında Buffy hediyeleri açmaktadır.Es común que se abran los regalos durante la fiesta.
Bizans ipeğinden diplomatik hediyeler Franklar ile ittifakı güçlendirdi.Los presentes diplomáticos de sedas bizantinas permitieron acordar alianzas con los francos.
Zaman zaman evlerine kadar gidip, çeşitli hediyeleri götürmektedir.Al regresar a la casa, varios regalos las esperan.
Sekiz bacaklı bu atı Loki, Odin'e hediye etmiştir.Estas dos últimas posesiones fueron regaladas a Odín por Loki.
Belediye Başkanı odasında o yıllarda hediye ettiği manyetolu telefon halen saklanmaktadır.Él cuida mucho el sombrero que le regaló Ada.
Cehennem Banknotları'nın insanlara hediye olarak verilmesi tavsiye edilmez.Es considerado descortés concurrir a la casa de alguien sin un regalo.
Bana hediye gönderdi.Mi spedì un regalo.
Tom için bir hediye alacağım.Comprerò per un regalo per Tom.
Emekli olduğu gün şirket ona altın bir saat hediye etti.Il giorno che andò in pensione l'azienda gli regalò un orologio d'oro.
Ödül 1996'dan beri verilmektedir ve ödülle birlikte 5000 dolar da hediye edilmektedir.Viene consegnato ogni anno e mezzo, dal 1996, insieme a un premio di 5000 dollari.
Bunlardan birini Ben'e hediye eder ve böylece onlar asla ayrılmayacaklarına inanırlar.Anch'essi ritornarono ad annunziarlo agli altri; ma neanche a loro vollero credere.
Martin Bormann tarafından 1941'de bir hediye olarak Hitler'e verildi.Venne regalata al Führer da Martin Bormann nel 1941.
Yemek sırasında çikolata hediyeleri ve samimi ilişkilerin eksikliklerinden yakınırlar.Con Fascetti e Regalia sono rimasti rapporti d'amicizia.
Sekiz yaşında ise büyük annesi ona boya kalemleri hediye etti.Ad 8 anni, suo padre gli regalò un sassofono.
Ted eski sevgililerinden aldığı hediyeleri atmamıştır.Invece, il re offrì alle sue amanti numerosi regali.
Oralara senelik hediyeler gönderilmiştir.Successivamente venne investito delle regalie.
Bunun üzerine elçi eşliğinde imparatora hediyeler gönderildi.In ogni caso, la moneta è ancora emessa a nome dell'imperatore.
Çocuk hediyeye sevindi.Ребёнок радовался подарку.
Onun hediyesini sabırsızlıkla bekliyorum.Жду его подарка с нетерпением.
O bir hediye.Это подарок.
Sana gönderdiğim hediyeyi aldın mı?Ты получил подарок, который я тебе отправил?
Mağaza Dünya Kupası logosunu içeren hediyelik eşyalarla doluydu.Магазин заполонён сувенирами с символикой чемпионата мира по футболу.
Dükkânda Dünya Kupası sembolüyle bezenmiş bir sürü hediyelik eşya vardı.Магазин заполонён сувенирами с символикой чемпионата мира по футболу.
Hediye Ağustos 2011'de duyuruldu ama aslında 2010 yılında bir hediye olarak verilmesi gerekiyordu.Подарок был обещан в августе 2011, хотя первоначально он должен быть подарен в 2010 году.
Tunus şehrindeki Yahudi bakım evine bir de hediye gönderdi.He even sent gifts to the Jewish nursing homes in Tunis.
Maria Schmauder'den bir Noel hediyesi ile birlikte bir fotoğraf makinesi aldı.He took a camera with him, a Christmas gift from Maria Schmauder.
Beraberinde hediyeler olur.Let's make presents.
Ertesi sabah Noel günü, aile salonda bir araya gelmiş, hediyelerini açmaktadır.One is Christmas morning, when you're just getting ready to open the presents.
Çocukken kendisine boğa kamçısı olarak kullanması için hediye edilmiş bir boğa penisine sahipti.As a child, he owned a bull's pizzle, which was given to him to use as a cattle whip.
Gizemli Kulübenin hediye dükkanında çalışır ve ayrıca kulübedeki onarım işlerinden sorumludur.He is currently a cast member in the variety show Please Take Care of My Refrigerator.
Ayrıca hediyeyi alan kişinin de gönlü olmalıdır.The doctor who was also present there needs to confide too.
Kazananlara bronz bir madalya, sertifika ve para hediye edilmektedir.Recipients receive a bronze medal, certificate and honorarium.
1888 yılında Vincent yaşgünü hediyesi olarak Wil'e iki resmini verdi.In 1888 he gave two paintings to Wil for her birthday.
Bu iki kişi birbirine büyük para hediyeleri vermişlerdi.Large sums were borrowed of one and of another.
Gılgamış ayrılırken Utnapiştim'in karısı, kocasından Gılgamış'a ayrılık hediyesi sunmasını ister.As they are leaving, Utnapishtim's wife asks her husband to offer a parting gift.
1955'te teyzesi ona ilk gitarını hediye etti.In 1935 he held his first personal exhibition.
1974 yılında, bu olayı öğrenen bir arkadaşı ona dört tane daha penis hediye etti.In the autumn of 1975 a researcher found a further four sequences which had been discarded.
Onlar da bebeğe kumbara hediye ederler.He gives all his wealth to the poor.
Bir hediye.It's a gift.