Tapınak Japonya'nın Ulusal Hazineleri'nden biridir.Se on yksi Japanin kansallisaarteista.
Hazine tamtakırdı.Löytyykö kotoasi aarteita?
Anadolu büyük bir hazinedir.Himalajansetri on suurikasvuinen puu.
Koru, Hazinedar Çiftliği'ne aitti.Takamaa sisältyi tällöin maatilan verolukuun.
Will Turner "daha önemli" bir roldeydi ve düşman korsanlar için bir hazine arıyordu.Feng on saanut napattua varkaan, varkaaksi paljastuu Will Turner.
Hagen ise Nibelungen hazinesini getirmeyi düşlemektedir.Vain Nothungin avulla hän saisi Nibelungin aarteen itselleen.
20 kuruş değerindeki mecidiyeler hazinece 19 kuruştan işleme tabi tutulur.Uniikkiartefaktien valtaamiseen tarvitaan tason 20 aarrekammio.
Kongre Binası, Hazine ve Beyaz Saray yakıldı ve saldırı sırasında tahrip edildi.Το καπιτώλιο, το θησαυροφυλάκιο και ο Λευκός Οίκος κάηκαν κατά τη διάρκεια της επίθεσης.
İlk önceliği hazineyi beslemekti.Η πρώτη του προτεραιότητα ήταν να τροφοδοτήσει το ταμείο.
Hazineyi bulamamışlardır.Τελικά ο θησαυρός δε βρέθηκε.
Sultan, gönüllü olarak, çok az hazineyle birlikte sürgüne gitti ve Mahdia teslim oldu.Ο σουλτάνος εθελοντικά έφυγε σε εξορία, παίρνοντας μαζί του πολύ λίγο θησαυρό και η Μαχντία κυριεύτηκε.
Bu hazine bulma haberi hemen her tarafa yayılır.Η είδηση της εξαφάνισης είχε μεταφερθεί παντού.
Bu defa korsanların hazinelerine göz dikmiştir.Αυτή τη φορά συμβουλευόταν τον Poisson.
Kasabanın arkeolojik hazineleri kalıcı arkeolojik müzesi olan Tornyai János Müzesi sergisinde görülebilir.Οι αρχαιολογικοί θησαυροί της πόλης εκτίθενται στη μόνιμη αρχαιολογική συλλογή του Μουσείου Tornyai János.
Fakat bu yüksek harcamaları devlet hazinesini boşalttı.Οι δαπάνες του όμως ζημίωσαν το δημόσιο θησαυροφυλάκιο.
Hazineden sorumlu Kutlu Arslan, kraliçenin yetkilerinin sınırlandırılmasını istedi.Η προδοσία του Αρμάτιου καθόρισε την τύχη του Βασιλίσκου.
Defineyi bulamayınca arkadaşları onu hazineyi kendi başına arasın diye adada bırakarak gitmişlerdir.Καθώς δεν τα κατάφερε, οι σύντροφοί του, τον τιμώρησαν εγκαταλείποντάς τον στο νησί.
Satıcısı yasadışı hazine avcıları tarafından metal dedektörü ile 1999 yılında yağmalandığını iddia etti.Sælgeren påstod, at den var blevet fundet af illegale skattejægere med en metaldetektor i 1999.
Bölgenin hayli zengin bir flora ve fauna hazinesi vardır.Området har en rig flora og fauna.
Aynı zamanda İrlanda'nın en güzel ulusal hazinelerinden biri olarak tanınır.Bogen er en af Irlands største nationale skatte.
Ve IMF'nin Kuzey Amerika Hazinesine nasıl hesap verdiğini gördüm.Temaside hos den amerikanske skatteforvaltning IRS.
Mısırda hazine gelirlerini ve giderlerini yoluna koymaya çalıştı.Her bevæbnede han arabiske frivillige og finansierede deres rejse til Afghanistan.
Geliri doğrudan devlet hazinesine giderdi.Pengene går til den danske statskasse.
Ali Baba, kölesiyle oğlunu evlendirir ve hazineyi sır olarak tutar.Ali Baba lar slavekvinnen gifte seg med sin sønn og beholder hemmeligheten om rikdommene.
55 yılında, Agrippina'nın müttefiklerinden Marcus Antonius Pallas'ı hazinedeki görevinden uzaklaştırdı.I 55 fikk Nero fjernet Agrippinas allierte Marcus Antonius Pallas fra hans posisjon med finansene.
Bu defa korsanların hazinelerine göz dikmiştir.Å denne gangen dreier det seg om oljedirekoratets arkiv.
Tapınak Japonya'nın Ulusal Hazineleri'nden biridir.Sverdet er i dag en av Japans nasjonalskatter.
Siyasi partilere hazine yardımı yapılması kararı alındı.Igjen måtte en tildeling av lisensandeler behandles politisk.
Altın hazineleri çalan tek gözlü insanlardan oluşmaktadır.Den ble Ronstadts eneste gullselgende single.
Hiç kimse kamu hazinesinden harcama yapmasın.Ingen må vilkårlig fratas sin eiendom.
Burada gardiyanlar onun hazine konusundaki saçmalıklarına gülerler.«Bakmennene ler av hele opplegget».
Hazineyi zenginleştirmiş, Bulgar kabilelerinin işgal girişimlerini engellemiştir.Hun fylte på i skattekistene og avskrekket bulgarernes invasjonsforsøk.
Oysa hazine bu ödemeyi yapabilecek durumda değildi.Viktigst av alt var at de ikke trengte å betale skatt.
İç hazine ise padişaha aitti.Tore Hund tilhørte Bjarkøyætta.
İkta sisteminin sonucu olarak tarımdan alınan vergiler hazineye değil ikta sahibine ödenirdi.Fra statens synspunkt var det bruksretten som ble skattlagt, ikke eierskapet til jorda.
Bunun içinse öncelikle güçlü bir merkezi hazineye gerek vardı.Dette skulle i første omgang forsikre rettferdig oppveiing av skatt.
Sözcük hazinesi ise 120 kök sözcükten ibarettir.I dag har språket 120 offisielle ord.
Koru, Hazinedar Çiftliği'ne aitti.Det var også fjøs for gårdsbrukets tamdyr.
Cenazenin tüm masrafları sultanın emriyle hazineden karşılanmıştır.Segala perbelanjaanya ditanggung oleh Sultan.
Mauricius'un öncülü ve kayınpederi II. Tiberius hazineyi boşalttı.Pendahulu Maurice dan ayah mertua, Tiberius II Konstantinus, mengosongkan perbendaharaan.
Hazine ve malları Ebû Müslim'in eline geçti.Rumah dan hartanya akhirnya berpindah tangan.
Kongre Binası, Hazine ve Beyaz Saray yakıldı ve saldırı sırasında tahrip edildi.Capitol, Departemen Keuangan, dan Gedung Putih dibakar dan dimusnahkan selama serangan terjadi.
Bütün Nibelungen hazinesi de onun olmuştur.Harta yang dimiliki dalam kibbutz adalah milik bersama.
Parti kapatıldı ve tüm gelirleri hazineye aktarıldı.Seluruh gelarnya dicabut dan harta bendanya disita.
Hiç kimse kamu hazinesinden harcama yapmasın.Tidak ada seorang pun dari saudara boleh membawa harta benda.
Kafilenin amacı; eski krallıkları olan Erebor'daki hazineyi Ejder Smaug'tan geri almaktı.Ia menjadi pemimpin para dwarf yang berusaha merebut kembali Erebor dari Smaug sang naga.
Hugh Cressingham, Edward'ın İskoçya'daki hazine görevlisi savaşta öldü.Hugh Cressingham, bendahara Raja Inggris untuk Skotlandia, terbunuh.
İç hazine ise padişaha aitti.Harta itu seebenarnya milik Kurcaci.
Burada gardiyanlar onun hazine konusundaki saçmalıklarına gülerler.Barks nantinya akan terus membuat komik dengan tema berburu harta karun.
Lari kelimesi Gürcücede hazine ya da mülkiyet anlamına gelir.Baitul Mal berarti rumah untuk mengumpulkan atau menyimpan harta.
Eğer Rockerduck Varyemez'i yenerse, Varyemez'in hazinesinin tamamının yarısını kazanacaktı.Kalau Roker menang, dia akan memenangkan setengah dari kekayaan Gober.
Ancak bu satış Hazine engeline takıldı.Nhưng thuế này được đưa vào giá bán hàng hóa.
Burada gardiyanlar onun hazine konusundaki saçmalıklarına gülerler.Hắn bắt đám thần dân của mình cười nhạo chuyện tình yêu của chàng chằn tinh.
Tüm banka hesapları hazineye aktarıldı.Tất cả các khoản thu của ngân sách quốc gia đều phải nộp vào Kho bạc Nhà nước.
Osmanlı İmparotorlugu'nun hazinesinin iflas ettigi açıklandı.Cuối cùng, triều đình Ottoman bị vỡ nợ.
Tapınak Japonya'nın Ulusal Hazineleri'nden biridir.Cho đến ngày nay, thanh gươm vẫn là một kho báu quốc gia của Nhật Bản.
Sonra uzun olaylar olur fakat yine de o hazineyi bulmayı başarırlar.Hàng chuỗi những tai nạn xảy ra sau đó, nhưng ông Bền vẫn cố đốn cây này.
Marifet, batın hazinesidir.Giữ điều tin là báu của nước.
Stiglitz'in hep Amerika Birleşik Devletleri Hazine Sekreteri Lawrence Summers ile zayıf ilişkileri olmuştur.Cô cũng từng là tham mưu trưởng cho thư ký của Bộ Ngân khố Hoa Kỳ, Lawrence Summers.
Bu şadırvanın sekizgen prizma bir hazinesi ve sekiz musluğu vardır.Đức Phật tặng cho hai vị 8 sợi tóc và móng tay.