Lari kelimesi Gürcücede hazine ya da mülkiyet anlamına gelir.Thuật ngữ 'Treasury' theo nguồn gốc La tinh có nghĩa là 'vật quý' hay 'kho báu'.
Demavend bir kültür hazinesidir.Đây là một nét văn hóa rất Huế.
Kongre Binası, Hazine ve Beyaz Saray yakıldı ve saldırı sırasında tahrip edildi.Tòa Quốc hội Hoa Kỳ, Bộ Ngân khố Hoa Kỳ, và Tòa Bạch Ốc bị đốt cháy và phá hủy trong suốt cuộc tấn công.
Tüm bu hazineler Nadir Şah tarafından İran'a taşındı ve Darya-i-Nur o zamandan beri orada kaldı.これらの宝物はすべてナーディル・シャーによってイランへ運ばれ、ダルヤーイェ・ヌールはそれ以降現在に至るまでイランにある。
Ancak günümüze sadece cami ve hazinesinin bir kısmı gelebilmiştir.不定期でスペシャル版が幾度か編成されたのはこの日のみである。
Çünkü aynı hazinenin peşinde olan başka adamlar da vardır.だが、その財宝を狙う人物がもう1人いた。
Kongre Binası, Hazine ve Beyaz Saray yakıldı ve saldırı sırasında tahrip edildi.議会議事堂、財務省、ホワイトハウスはこの攻撃の中で焼かれ、破壊された。
Burada gardiyanlar onun hazine konusundaki saçmalıklarına gülerler.近寄ってきた領主達はこの色恋沙汰を大笑いする。
Altın hazineleri çalan tek gözlü insanlardan oluşmaktadır.金塊をめぐる仲間割れで壊滅した盗賊団の中で唯一生き残った。
Efsaneye göre, buranın ilk Viking yerlisi, Þrasi Þórólfsson, şelalenin arkasındaki mağaraya hazine gömmüş.それによると、この地に最初に入植したヴァイキングであるソラシ・ソゥロゥルフソン (Þrasi Þórólfsson) がスコゥガフォスの裏側に財宝を埋めた。
Arazi bedeli yüzde 3 faiz oranıyla 25 yıllık hazine bonosu olarak verilmiştir.また、土地と引き換えに3%の利子付きの25年債券が支払われる事となった。
Kiliseler aynı zamanda ülkenin ulusal kültürel hazineleri olarak da değerlendirilmektedir.本殿同様、国の重要文化財に指定されている。
Çok değerli kayıtlar ve belgeler bu hazinelerde saklanırdı.書架に並べきれない書籍や貴重な資料は書庫に収納されている。
Bu maceranın devamını Kızıl Korsanın Hazinesi'nde okuyabilirsiniz手紙を届けると、海賊の宝について教えてくれる。
Bunun için Hazineye ek gelir sağlama faaliyetine geçti.その為宝箱から出る事を完全に諦めている。
Praefectus aerarii: Soylular arasından atanan devlet hazinesi muhafızları.騎士団の出納係で宝物庫を預かる番人。
Gelir elde etmenin bir başka yolu ise kayıp hazineleri veya kayıp şehirleri bulmaktır.財宝や失くし物を発見する力も持つ。
Özellikle de Thrór'un hazinesi.実はトドリーガの密偵。
Zengin bir kelime hazinem vardır.宝があるという言い伝えがある。
Bu dönemde Hazine para nakillerini genellikle posta yoluyla gerçekleştiriyordu.伝統的に郵便を通じてこの種の医療行為は行なわれていた。
Saklı antik hazinelerin yeri konusunda sorgulandı.大昔の宝が隠されているという。
Sonra hazine-i amire'de vazife aldı.当時は何かと榊の世話を焼いていた。
Mavis ile tanışmadan önce Hazine Avcısı idi.マスターエイと出会う前は泥棒であった。
Büyük Hazine.^ にっぽんの宝物
Devletin sahip olduğu bu hazine, Hazine Kulesinde tutulurdu.実は街中で捕まったネコは、この宝物蔵に押し込められていたのだ。
Böylelikle "Kaşıkçı Elması" hazineye girer.金銀財宝が家に入ってくる。
Hamm'ın taslağında Penguen ve Kedi Kadın gizli hazinelerdi.サム・ハムによる第1稿ではペンギンとキャットウーマンが隠された宝を探していた。
Bilgelik sonsuz bir hazinedir.知恵は万代の宝
Bilgelik sonsuz bir hazinedir.知恵は永遠に無くならない宝である。
Kiliselerin mal varlıkları (banka hesapları da dahil) hazineye aktarıldı.教会的财产(包括银行账户)被收走。
Sözcük hazinesi ise 120 kök sözcükten ibarettir.其詞集《珠玉詞》共有120多首詞。
Zengin bir kelime hazinem vardır.有丰富的量词。
Sarı bütün altın, mücevher ve hazineler içindir.当然最多的还是金条、银条和珠宝。
Hazine üç temel erdemi temsil eder: Vücut (kılıç), bilgelik (ayna) ve yardımseverlik (mücevher).故存太上三尊,輔之以經,侍之以師,其理甚明。
Tapınak Japonya'nın Ulusal Hazineleri'nden biridir.七支刀是日本的国宝。
Pallas, hazine sekreteri olarak görevlendirilmişti.迪斯雷利获任为财政大臣。
20 kuruş değerindeki mecidiyeler hazinece 19 kuruştan işleme tabi tutulur.牠會掉落價值20元貝殼的錢幣袋。
1991 yılında ise Hazine Müsteşar Müşaviri görevini ifa etti.1991年,鍾士元被聘為港事顧問。
Burada gardiyanlar onun hazine konusundaki saçmalıklarına gülerler.也有一些笑话是在嘲笑他们的愚蠢。
Okan Yatırım Bankası, hazinenin yazısı ile 25 Haziran 1998 tarihinde bankacılık işlemlerine başlamıştır.2009年6月25日,香港特别行政区金融管理专员已根据《银行业条例》向国家开发银行授予银行牌照,并於6月25日生效。
Hazine ve Maliye Bakanlığı'na bağlıdır.拥有武装和金库。
Kırk haraminin hazinelerini sakladığı mağaranın kapısını açmaya yaramaktadır.这句咒语可以打开四十大盗的藏宝山洞。
Hazine tamtakırdı.大雇其寶物。
Üç Hazine şunlardır: Buda (başka ifadeyle,Aydınlanmış Olan).베버는 가치 문제를 3가지(가치 관련, 가치판단, 가치중립)로 구분하여 설명하였다.
Bu el yazması, bir tarih hazinesi olarak kabul edilmektedir.이 사본은 가치있는 역사적 보물로 간주된다.
Bu seferler için İngiltere hazinesinden yaklaşık 24,000£ sarfetmek zorunda kaldı.이는 30만 파운드를 넘는 것으로 당시 잉글랜드의 국고 세입을 훨씬 넘는 것이었다.
Hazineyi bulamamışlardır.황금향을 발견하지 못하다.
Bireysel olarak askere alındılar, maaşları hazineden ödenirdi.각국은 군비의 제한을 받으며, 배상금을 부과받았다.
Zengin bir kelime hazinem vardır.יש לו אוצר מילים עשיר.
Yeraltındaki mağarada yaşar ve orada bulunan hazineyi korur.היא שמורה היטב, ומגוננת על האוצרות שבתוכה.
Sonrasında Terörist Finansmanı ve Finansal Suçlar Alanında Hazine Bakanı Yardımcısı olarak görev yaptı.לאחר מכן, נתבקש להישאר בתפקיד תת-המזכיר לענייני טרור ומודיעין פיננסי.
Burada madenleri işlemeyi öğrendiler ve bu madenlerden kendilerine paha biçilmez hazineler yarattılar.מוקשים אלו נשלטים מרחוק, וניתן להפוך אותם גם למוקשים בלתי מבוקרים.
Hazinesini geride bıraktı.היא תשאיר את הירושה שלה מאחור...
Hiç kimse kamu hazinesinden harcama yapmasın.אני לא מפחד להיות שמרן עם כספי המיסים שלכם.
Kiliseler aynı zamanda ülkenin ulusal kültürel hazineleri olarak da değerlendirilmektedir.הכנסיות הוכרזו כולן כאוצרות תרבות לאומיים.
Öte yandan Maliye Hazinesi ise %21'lik payının tamamını yine bir kamu bankası olan Anadolu Bankasına devretti.כעת, הפיקדון החדש מאפשר לבנק לתת שוב הלוואה בגובה של 94% ממנו וכן הלאה.
Arazi bedeli yüzde 3 faiz oranıyla 25 yıllık hazine bonosu olarak verilmiştir.התשלום עבור האדמות ישולם על באמצעות אגרות חוב לאורך 25 שנה עם רבית בשיעור 3%.
Hazine Tribünleri olarak bilinen (tribuni aerarii) tribünlerinin görevlerinin ne olduğu konusu biraz sırdır.טריבוני האוצר או הטריבון האיראריי ("tribuni aerarii"), היא שמה של משרה עתיקה שתפקידה לא ברור.
Hazine biriktirirler ve onları korurlar.קוברים את הביצה או שומרים אותה.
Burada gardiyanlar onun hazine konusundaki saçmalıklarına gülerler.סלדום שם את דבריו ללעג.