Kiralar devlet hazinesine bir gelir getirdi ve bu da köprünün bakımına yardım etti.Os impostos destas lojas entravam no tesouro da cidade, que ajudava na manutenção da ponte.
Mavis ile tanışmadan önce Hazine Avcısı idi.Ele era originalmente um investigador particular antes de ser designado para os Maverick Hunters.
Yeni imparatorun karşılaştığı ilk büyük sorun devlet hazinesinin boşaltılmış olmasıdır.O problema mais urgente que enfrentava o imperador era a escassez de recursos deixados no cofre imperial.
Ölümünden sonra bütün malı Devlet Hazinesine intikal edildi.Aquando da sua morte, a sua propriedade passa a ser detida pelo tesouro do rei.»
Anlamı ise hazinedir.Descreve o tesouro.
Bu hazinede muazzam bir mali kaynak birikmişti.Deixou uma quantidade considerável de tesouro.
Sarı bütün altın, mücevher ve hazineler içindir.Apreenderam todo o dinheiro, o ouro e as joias.
Hazineleri oldukça büyüdü.De bomen zijn flink gegroeid.
Hazineyi bulamamışlardır.Er is geen schat gevonden.
Lari kelimesi Gürcücede hazine ya da mülkiyet anlamına gelir.Het woord lari betekent in het Georgisch zowel schat als eigendom.
Hiç kimse kamu hazinesinden harcama yapmasın.Er zijn dan ook vrijwel geen mensen op zoek naar een schat.
Bu defa korsanların hazinelerine göz dikmiştir.Deze keer wordt zijn schip echter overvallen door piraten.
Ya hazineye devrediler, ya da bazı hallerde yağmalanırdı.Ze nestelen in boomholen of andere natuurlijke holen of in nestkastjes.
Sarı bütün altın, mücevher ve hazineler içindir.De grond bezat in overvloed aan goud en juwelen.
Bakanlık Kabine'nin bir üyesi olan Hazine Bakanı tarafından yönetilir. ^ 14Het departement wordt beheerd door de Secretary of the Interior, die lid is van het kabinet van de president.
Karanlık güçlerden önce değerli hazineyi bulmak için hazırlar.Het telium wordt net voor het afsterven van de waardplant gevormd.
Siyasi partilere hazine yardımı yapılması kararı alındı.De Wet subsidiëring politieke partijen is ingetrokken.
Roma hazinesi burada saklanırdı.De Romaanse toren is daarbij gespaard.
Padişahlar, bu hazineyi istedikleri şekilde kullanıyorlardı.Deze troopleaders kunnen dat goud gebruiken naargelang zij dat willen.
Bireysel olarak askere alındılar, maaşları hazineden ödenirdi.Van het salaris dat de soldaten ontvingen was de te betalen belasting afgetrokken.
Bu sayede oyuncular, denizin dibinde bulunan hazineleri ve gemi enkazlarını da keşfedebiliyorlar.De vrienden vinden ondertussen het gezonken schip en de kisten met goudstaven.
Aşk için bir hazineden vazgeçer miydin?Zou je een schat opgeven voor liefde?
Sağlık en büyük hazinedir.Gezondheid is de grootste schat.
Bu kitaba rağmen onun büyük bir bilgi hazinesi vardır.Posiada w domu wielką księgę zaklęć.
Büyük hazineye gelince; bunun ne olduğu belli değil.Co się stało ze skarbem, tego do dziś nie wiadomo.
Zheng He hazine filosunun son yolculuğunda vefat etmiştir.Zheng He zmarł w czasie swej ostatniej podróży.
Sürekli hazine peşindedir.Stale pomnażał majątek.
Hazine boştu.Skarb jest pusty.
Hazinenin bulunduğu yerin de Truva olduğuna inanmıştı.Zaczyna podejrzewać, że tam znajduje się skarb.
1993'te Maliye Bakanlığı Devlet Hazine ve Borç Bölümü Direktörü oldu.Od 1993 był dyrektorem wydziału ds. skarbu i zadłużenia w ministerstwie finansów.
Tapınak Japonya'nın Ulusal Hazineleri'nden biridir.Jest to obecnie skarb narodowy Japonii.
Çok değerli kayıtlar ve belgeler bu hazinelerde saklanırdı.Najcenniejsze dzieła oraz relikwie strzeżone są w skarbcu.
1 Temmuz 1884 yıllında ise kira bitince fabrika tekrar hazineye geçti.1 lipca 1884 fabryką ponownie zaczął administrować skarb państwa.
Eline geçirdiği hazineleri merkeze yollaması istendi.Otrzymała meldunki, które miała dostarczyć do Śródmieścia.
Anlamı ise hazinedir."Ten głos to prawdziwy skarb.
Sonra uzun olaylar olur fakat yine de o hazineyi bulmayı başarırlar.Po drodze pokonują ogromne trudności, lecz w końcu odnajdują złoto.
Thráin'in amacı Erebor'daki hazinesini geri almaktı.Thorin nie chce dzielić się złotem z Ereboru.
Amerika Birleşik Devletleri Hazine Bakanlığı.Departament Skarbu Stanów Zjednoczonych. .
Karaman Çiftliği arazisi, Cumhuriyet'in ilanından sonra Maliye hazinesine devredildi.Następnie – po likwidacji, w zasobach Agencji Własności Rolnej Skarbu Państwa.
Salmon P. Chase: Abraham Lincoln’un Hazine Bakanı, Yüksek Mahkeme hakimi.Lieberman H., Dlaczego minister skarbu Czechowicz stanie przed Trybunałem Stanu.
Hazine Tribünleri olarak bilinen (tribuni aerarii) tribünlerinin görevlerinin ne olduğu konusu biraz sırdır.Wiem, jakie cechy bohatera drużyny(szczepu) warto naśladować.
20 kuruş değerindeki mecidiyeler hazinece 19 kuruştan işleme tabi tutulur.Posiadacz e-portfela ma do dyspozycji rachunek prowadzony w 19 walutach.
Budizm bağlamındaki gizli hazineler tamamen yeni değildir.W buddyzmie koreańskich nie była to całkowicie nowa idea.
İç hazine ise padişaha aitti.Majątek Wierzchnie należał do Śnitków.
Koru, Hazinedar Çiftliği'ne aitti.Folwarkiem zarządzało Gospodarstwo Rolne Skarbu Państwa.
Saklı antik hazinelerin yeri konusunda sorgulandı.W jej tekście była wskazówka co do miejsca ukrycia zrabowanych skarbów.
Film, Robert Louis Stevenson'un ödüllü romanı Hazine Adası'ndan uyarlanmıştır.Film inspirowany powieścią Roberta Louisa Stevensona „Wyspa skarbów”.
İlk yazısı Hazîne-i Evrak’ta çıkan “Deniz Danası”dır.Jest emulsją typu "olej w wodzie".
Yapılardan dokuzu Japonya'nın ulusal hazineleri, diğer 94'ü ise Önemli Kültür Varlıkları'dır.Nio byggnader har status som Japans nationalskatt medan övriga 94 är klassade som Viktigt kulturobjekt.
Bütün Nibelungen hazinesi de onun olmuştur.Han är också ägare av nibelungenskatten.
Mekong Deltası son zamanlarda bir "biyolojik hazine bölgesi" olarak nitelendirilmeye başlamıştır.Mekongdeltat har nyligen kallats en 'biologisk skattkammare'.
Hazineyi bulamamışlardır.Ingen skatt hittades dock.
Amerika Birleşik Devletleri Hazine Bakanlığı.USA:s finansministerium.
Mezarı bulan arkeologlar mumyayı ve hazineleri Kahire Mısır Müzesi'ne gönderirler.Arkeologerna finner graven och lämnar över mumien och skatterna till ett museum i Kairo.
1991 yılında ise Hazine Müsteşar Müşaviri görevini ifa etti.1991 försökte Zülle skaffa sig ett proffskontrakt.
Bu dönemde Hazine para nakillerini genellikle posta yoluyla gerçekleştiriyordu.För det mesta skickades därför penningförsändelserna till honom per post.
Bu hazineden 700 bin altın cülus bahşişi olarak Kapıkulu ocaklılarına dağıltıldı.Till det här gratisevenemanget kunde man reservera 700 biljetter på webben.
Amerika Birleşik Devletleri'nin otuz dördüncü Hazine Bakanlığı müsteşarı olarak görev yapmıştır.Ortnamnet hedrar trots detta USA:s 14:e vicepresident.
Kiliselerin mal varlıkları (banka hesapları da dahil) hazineye aktarıldı.För att täcka bankens kostnader tillkommer administrativa avgifter).
Hazine boştu.Скарбниця була порожньою.