Çok rahatlatıcı.Bir erkek için anlamı süprüntü olan biri, başka bi erkek için eşsiz bir hazine.Co za ulga. Jednak, śmieć jednego mężczyzny jest skarbem innego.
Çok rahatlatıcı.Bir erkek için anlamı süprüntü olan biri, başka bi erkek için eşsiz bir hazine.Das ist eine Erleichterung. Des einen Mannes Müll ist des anderen Mannes Schatz.
Çok rahatlatıcı.Bir erkek için anlamı süprüntü olan biri, başka bi erkek için eşsiz bir hazine.Dat is een opluchting, Maar dan opnieuw, het vuilnis van de ene man is een schat voor de andere man.
Çok rahatlatıcı.Bir erkek için anlamı süprüntü olan biri, başka bi erkek için eşsiz bir hazine.Det är en lättnad. Men ändå, en mans skräp är en annan mans skatt.
Çok rahatlatıcı.Bir erkek için anlamı süprüntü olan biri, başka bi erkek için eşsiz bir hazine.Itu sungguh melegakan. Dan lagi, sampah seseorang adalah harta bagi orang lain.
Çok rahatlatıcı.Bir erkek için anlamı süprüntü olan biri, başka bi erkek için eşsiz bir hazine.Se on helpotus. Koska toisen miehen roska on toisen aarre.
Çok rahatlatıcı.Bir erkek için anlamı süprüntü olan biri, başka bi erkek için eşsiz bir hazine.Thật là nhẹ nhõm. Đồ bỏ của người này là kho báu của người kia.
Çok rahatlatıcı.Bir erkek için anlamı süprüntü olan biri, başka bi erkek için eşsiz bir hazine.Αυτό είναι ανακούφιση. Αλλά και πάλι, τα σκουπίδια κάποιου είναι για κάποιον άλλον θησαυρός.
Çok rahatlatıcı.Bir erkek için anlamı süprüntü olan biri, başka bi erkek için eşsiz bir hazine.Такое облегчение. И правда, хлам для одного мужчины, для другого - сокровище.
Çok rahatlatıcı.Bir erkek için anlamı süprüntü olan biri, başka bi erkek için eşsiz bir hazine..איזו הקלה. אבל, זבל של גבר אחד, הוא אוצר של גבר אחר
Çok rahatlatıcı.Bir erkek için anlamı süprüntü olan biri, başka bi erkek için eşsiz bir hazine.يا للراحة. إذاً مجدداً قمامة رجل ما هي كنز لرجل أخر
Çok rahatlatıcı.Bir erkek için anlamı süprüntü olan biri, başka bi erkek için eşsiz bir hazine.なに言ってんのよ
Çünkü bir hazine haritam var benim!Porque tenho este mapa do tesouro
Değerli taşları olanlar, Gerşonlu Yehielin denetiminde, bunları RABbin Tapınağının hazinesine verdi.Cei ce aveau pietre scumpe le-au dat pentru vistieria Casei Domnului în mînile lui Iehiel, Gherşonitul.
Değerli taşları olanlar, Gerşonlu Yehielin denetiminde, bunları RABbin Tapınağının hazinesine verdi.Ci też co mieli drogie kamienie, dawali je do sksarbu domu Pańskiego, do rąk Jehijela Giersończyka.
Değerli taşları olanlar, Gerşonlu Yehielin denetiminde, bunları RABbin Tapınağının hazinesine verdi.Ja jolla oli hallussaan jalokiviä, antoi ne Herran temppelin aarteisiin, geersonilaisen Jehielin huostaan.
Değerli taşları olanlar, Gerşonlu Yehielin denetiminde, bunları RABbin Tapınağının hazinesine verdi.Kdožkoli měli kamení drahé, dávali do pokladu domu Hospodinova do rukou Jechiele Gersunského.
Değerli taşları olanlar, Gerşonlu Yehielin denetiminde, bunları RABbin Tapınağının hazinesine verdi.무릇 보석이 있는 자는 게르손 사람 여히엘의 손에 부쳐 여호와의 전 곳간에 드렸더라
Değerli taşları olanlar, Gerşonlu Yehielin denetiminde, bunları RABbin Tapınağının hazinesine verdi.og de som eide edelstener, gav dem til skatten i Herrens hus, som gersonitten Jehiel hadde opsyn over.
Değerli taşları olanlar, Gerşonlu Yehielin denetiminde, bunları RABbin Tapınağının hazinesine verdi.og de, som ejede Ædelsten, gav dem til HERRENs Hus's Skat, der stod under Gersoniten Jehiels Tilsyn.
Değerli taşları olanlar, Gerşonlu Yehielin denetiminde, bunları RABbin Tapınağının hazinesine verdi.Phàm ai có đá quí , thì giao cho Giê-hi-ên về dòng Ghẹt-sôn , để dâng vào kho của Ðức_Giê - hô-va .
Değerli taşları olanlar, Gerşonlu Yehielin denetiminde, bunları RABbin Tapınağının hazinesine verdi.Phàm ai có đá quí, thì giao cho Giê-hi-ên về dòng Ghẹt-sôn, để dâng vào kho của Ðức Giê-hô-va.
Değerli taşları olanlar, Gerşonlu Yehielin denetiminde, bunları RABbin Tapınağının hazinesine verdi.valakinél [drága]kövek találtatának, adák az Úr házának kincséhez, a Gersoniták közül való Jéhiel kezébe.
Değerli taşları olanlar, Gerşonlu Yehielin denetiminde, bunları RABbin Tapınağının hazinesine verdi.И у кого нашлись дорогие камни, те отдавали и их в сокровищницу дома Господня, на руки Иехиилу Герсонитянину.
Değerli taşları olanlar, Gerşonlu Yehielin denetiminde, bunları RABbin Tapınağının hazinesine verdi.והנמצא אתו אבנים נתנו לאוצר בית יהוה על יד יחיאל הגרשני׃
Değerli taşları olanlar, Gerşonlu Yehielin denetiminde, bunları RABbin Tapınağının hazinesine verdi.ومن وجد عنده حجارة اعطاها لخزينة بيت الرب عن يد يحيئيل الجرشوني.
Değerli taşları olanlar, Gerşonlu Yehielin denetiminde, bunları RABbin Tapınağının hazinesine verdi.凡 有 寶 石 的 都 交 給 革 順 人 耶 歇 、 送 入 耶 和 華 殿 的 府 庫
Değerli taşları olanlar, Gerşonlu Yehielin denetiminde, bunları RABbin Tapınağının hazinesine verdi.凡有 寶石 的 都 交給 革順人 耶歇 、 送入 耶和華 殿 的 府庫
Devlete borç verseydik derken kastettiğimiz oran, devlet tahvili veya hazine bonosunun borçlanma oranları.A je to dáno sazbou ministerstva financí.
Devlete borç verseydik derken kastettiğimiz oran, devlet tahvili veya hazine bonosunun borçlanma oranları.E questo corrisponde al tasso del tesoro.
Devlete borç verseydik derken kastettiğimiz oran, devlet tahvili veya hazine bonosunun borçlanma oranları.Isso é dado pela taxa do tesouro.
Devlete borç verseydik derken kastettiğimiz oran, devlet tahvili veya hazine bonosunun borçlanma oranları.Ja se on sama kuin treasury rate
Devlete borç verseydik derken kastettiğimiz oran, devlet tahvili veya hazine bonosunun borçlanma oranları.Lãi suất này được dựa vào lãi suất của trái phiếu kho bạc.
Devlete borç verseydik derken kastettiğimiz oran, devlet tahvili veya hazine bonosunun borçlanma oranları.Na stopę oprocentowania obligacji (???).
Devlete borç verseydik derken kastettiğimiz oran, devlet tahvili veya hazine bonosunun borçlanma oranları.Y esa tasa es dada por el Departamento del Tesoro.
Devlete borç verseydik derken kastettiğimiz oran, devlet tahvili veya hazine bonosunun borçlanma oranları.Και αυτό είναι το επιτόκιο του ταμείου του κράτους.
Devlete borç verseydik derken kastettiğimiz oran, devlet tahvili veya hazine bonosunun borçlanma oranları.最初のケースでは、5%の国庫レートだと仮定しましょう。
Devlet ihaleyi kapattığında -- Siz parayı devlete veriyorsunuz, onlar da size hazine bonosu veriyorlar. -あなたは政府にお金を渡します。 政府はあたたに借用書、 T-billと呼ばれる物を渡します。
Diğer ülkelerin merkez bankalarının elinde ne kadar ABD Hazine kağıdı olduğunu gösteriyor.Dowiadujemy się jak bardzo Banki Centralne różnią się, jak wiele papierów wartościowych posiadają.
Diğer ülkelerin merkez bankalarının elinde ne kadar ABD Hazine kağıdı olduğunu gösteriyor.Vidíte, že Čína je největší vlastník.
Diyelim ki Hazine bu bonoyu şimdi ihraç ediyor.Takže když si to od ministerstva financí nebo někoho jiného koupíte... řekněme, že je vláda vydává právě teď.
Diyelim ki Hazine bu bonoyu şimdi ihraç ediyor.この発行時に購入するとします。
Diyelim ki vadesine 1 ay kalmış olan bir hazine bonosu var.Řekněme, že...jen to zde zjednoduším...řekněme, že je zde nějaký státní dluh splatný za měsíc.
Diyelim ki vadesine 3 ay kalmış olan Hazine bonosunun getirisi %1.5 olsun.Řekněme, že u státních dluhopisů splatných za 3 měsíce je výnos 1,5%.
Doğru kişinin evi büyük hazine gibidir, Kötünün geliriyse sıkıntı kaynağıdır.Az igaznak házában nagy kincs van; az istentelennek jövedelmében pedig háborúság.
Doğru kişinin evi büyük hazine gibidir, Kötünün geliriyse sıkıntı kaynağıdır.Den rättfärdiges hus gömmer stor rikedom, men i de ogudaktigas vinning är olycka.
Doğru kişinin evi büyük hazine gibidir, Kötünün geliriyse sıkıntı kaynağıdır.Den retfærdiges Hus har megen Velstand, den gudløses Høst lægges øde.
Doğru kişinin evi büyük hazine gibidir, Kötünün geliriyse sıkıntı kaynağıdır.De rechtvaardige bezit een grote schat, maar de goddeloze doet zichzelf schade aan.
Doğru kişinin evi büyük hazine gibidir, Kötünün geliriyse sıkıntı kaynağıdır.Di rumah orang baik ada banyak harta; kekayaan orang jahat lenyap oleh bencana
Doğru kişinin evi büyük hazine gibidir, Kötünün geliriyse sıkıntı kaynağıdır.En la casa del justo hay muchas provisiones, pero en la producción del impío hay desbarajuste
Doğru kişinin evi büyük hazine gibidir, Kötünün geliriyse sıkıntı kaynağıdır.Hiša pravičnega je velika zakladnica v pridelku brezbožnika pa tiči nesreča.
Doğru kişinin evi büyük hazine gibidir, Kötünün geliriyse sıkıntı kaynağıdır.I den rettferdiges hus er det meget gods, men den ugudeliges inntekt blir til ødeleggelse for ham.
Doğru kişinin evi büyük hazine gibidir, Kötünün geliriyse sıkıntı kaynağıdır.Il y a grande abondance dans la maison du juste, Mais il y a du trouble dans les profits du méchant.
Doğru kişinin evi büyük hazine gibidir, Kötünün geliriyse sıkıntı kaynağıdır.În casa celui neprihănit este mare belşug, dar în cîştigurile celui rău este turburare. -
Doğru kişinin evi büyük hazine gibidir, Kötünün geliriyse sıkıntı kaynağıdır.In des Gerechten Haus ist Guts genug; aber in dem Einkommen des Gottlosen ist Verderben.
Doğru kişinin evi büyük hazine gibidir, Kötünün geliriyse sıkıntı kaynağıdır.의인의 집에는 많은 보물이 있어도 악인의 소득은 고통이 되느니라
Doğru kişinin evi büyük hazine gibidir, Kötünün geliriyse sıkıntı kaynağıdır.Na casa do justo há um grande tesouro; mas nos lucros do ímpio há perturbação.
Doğru kişinin evi büyük hazine gibidir, Kötünün geliriyse sıkıntı kaynağıdır.Nella casa del giusto c'è abbondanza di beni, sulla rendita dell'empio incombe il dissesto
Doğru kişinin evi büyük hazine gibidir, Kötünün geliriyse sıkıntı kaynağıdır.Trong nhà người công bình có nhiều vật quí; Song trong huê lợi kẻ gian ác có điều rối loạn.
Doğru kişinin evi büyük hazine gibidir, Kötünün geliriyse sıkıntı kaynağıdır.Trong nhà người công_bình có nhiều vật quí ; Song trong huê_lợi kẻ gian_ác có_điều rối_loạn .