Kahvaltı hazır.Breakfast is ready.
Kahvaltı hazır mı?Is breakfast ready?
O kahvaltıyı hazırlıyor.She's getting breakfast ready.
Çarpışma için kendimizi hazırladık.We prepared ourselves for the crash.
Onlar düşman tarafından vurulma riskini göze almaya hazırdılar.They were ready to run the risk of being shot by the enemy.
Japonya'da haziran ayında çok yağmur yağar.It rains a lot in June in Japan.
Japonya'da haziranda çok yağmur yağar.In Japan we have a lot of rain in June.
Japonya'da yağışlı mevsim genellikle haziran ayında başlar.In Japan, the rainy season usually begins in June.
Japonya, Çin'den hammadde ithal eder ve Çin'e hazır ürün ihraç eder.Japan imports raw materials from China and exports finished products to it.
Onun gelme ihtimaline karşı hazır olsan iyi olur.You had better be ready in case he comes.
O iki saat içinde dönecek. Bu arada akşam yemeği hazırlayalım.He'll be back in two hours. In the meantime, let's prepare dinner.
O, 24 Haziranda varacak.He will arrive on June 24.
Haziranda Hollanda'dan döndü.He returned from Holland in June.
Haziran ayında Tokyo'dan ayrılacak ve Kansai'ye gidecek.He will leave Tokyo and come to Kansai in June.
O her zaman diğer insanların hatalarını bulmak için hazırdır.He is always ready to find fault with other people.
Konuşmasını çok dikkatlice hazırladı.He prepared his speech very carefully.
O, sınava hazırlanmakla meşgul.He is busy preparing for the examination.
Olayla ilgili kesin bir rapor hazırladı.He made an accurate report of the incident.
O, törende hazır bulundu.He was present at the ceremony.
O kendini yarışa hazırladı.He psyched himself up for the race.
O, bir vasiyetname hazırladı.He has drawn up a will.
O, yağmur için hazırlıklı olarak dışarı çıktı.He went out prepared for rain.
Taşınmak için ailesini hazırladı.He prepared his family for the move.
Toplantı için dikkatlice hazırlandı.He prepared carefully for the meeting.
O bana yardım etmeye hazır.He is prepared to help me.
Eve vardıktan sonra derhal bir yemek hazırlamaya girişti.Upon arriving home, he immediately set about preparing a meal.
O, aceleyle valizini hazırladı.He hastily packed his bags.
O, şimdi belgeyi hazırlıyor.He is making the document now.
O her zaman başı dertte olan insanlara yardım etmeye hazırdı.He was always ready to help people in trouble.
Onun en kötü ihtimale karşı hazırlanması gerekiyor.It is necessary that he prepare for the worst.
O en kötüsü için hazırlık yaptı.He prepared for the worst.
O geçen yıl vasiyetini hazırladı.He made a will last year.
O yayınlama için bir dergi hazırlanmasında sorumlu oldu.He was in charge of preparing a magazine for publication.
Bana haziranda Fransa'ya gideceğini söyledi.He told me that he would go to France in June.
Sınavı için hazır değildi.He did not prepare for his examination.
Bir sınava hazırlanmakla meşgul.He is busy preparing for an examination.
O, tek başına akşam yemeğini hazırladı.He prepared supper by himself.
O, kaderiyle yüzleşmeye hazırdı.He was ready to face his fate.
O, kalkış için hazırlandı.He got ready for departure.
Hazırlık eksikliğinden sınavda başarısız oldu.He failed in the examination for lack of preparation.
O herkesten bir şey öğrenmeye hazır.He is ready to learn anything from anybody.
O, bir deprem için hazırdır.He is ready for an earthquake.
O çalışmaya hazırdır.He is ready to work.
O, giriş sınavı için hazırlanmakla meşgul.He is busy preparing for the entrance examination.
Derslerini hazırladı.He prepared his lessons.
Bir yolculuk için hazırlıklar yapıyor.He is making preparations for a trip.
Seyahate hazırlanmakla meşgul.He is busy preparing for the trip.
Yolculuğuna hazırlanmakla meşguldü.He was busy getting ready for his journey.
Onlar üç gün içinde gidiyorlar. Yani 10 Haziran'da.They are leaving in three days, that is to say June 10th.
Onlar haziran ayında evlenecekler.They are to be married in June.
Yolculuk için hazırlık yapıyorlar.They are making preparations for the trip.
O, gemiye atlamak için hazırdı.She was ready to jump ship.
Onunla Haziran'da evleneceğim.I'm getting married to her in June.
O, haziranda bir çocuk bekliyor.She is expecting a baby in June.
O altı kişilik masa hazırladı.She laid the table for six.
O ABD'ye yolculuğu için hazırlanmakla meşguldü.She has been busy preparing for her trip to the USA.
O, ABD'ne gezisi için hazırlanmakla meşgul.She has been busy preparing for her trip to the U.S.
O hazır kahveyi karıştırdı ve sütün içine döktü.She stirred the instant coffee and poured in milk.
O misafirleri için akşam yemeği hazırlamakla çok meşguldü.She was very busy preparing dinner for her guests.
Parti için özenli hazırlıklar yaptı.She made elaborate preparations for the party.