Ana içeriğe geç
Sözlük

hayran ile cümle

hayran kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Hedef, türün hayranlarının zevkine uyacak "karanlık bir kahramanlık içeren fantastik bir hikayeydi."Ich celem było stworzenie „mrocznego heroic fantasy”, które przypadnie do gustu każdemu fanowi gatunku.
Özellikle Benito Mussolini'ye olan hayranlığını dile getirdi.Opowiedział się za Benito Mussolinim.
Her iki kadın da Herman'ın görünüşüne hayran olmuşlardır.Zamiarem obu braci było otoczenie Hermana.
Allah'a hayrandır.Hand Of God – He So Loved (ang.).
Konser performansı hayranlar tarafından çok beğenilmiştir.Koncert został ciepło przyjęty przez fanów.
Kadın artık hayran olunacak değil incelenecek bir nesne haline gelir.Staje się ona wówczas obiektem badań, a nie podziwu.
Birçok hayran da ünlüleri desteklemek için törene katıldı.W jej wypromowaniu pomógł udział celebrytów.
Hayranların tepkisinden dolayı kötü karaktere geçiş yaptı.Jego postawa wzbudziła podziw oprawców.
Quentin Tarantino, uzun zamandır Liu'nun hayranı ve bir filminde ona bir rol bulmayı umdu.Quentin Tarantino, który był fanem Liu postanowił obsadzić go w jednym ze swoich filmów.
Bu arada karşısına kendisine hayran olan başka bir amatör boksör Tommy Gunn çıkar.Postanawia trenować dobrze zapowiadającego się boksera, Tommy’ego Gunna.
Spor izlemeyi sever, Mets ve Jets hayranıdır, Zindan ve Ejderha oynamayı sever ama spor yapmayı sevmez.Jako typowy nastolatek, uwielbia sport i gry komputerowe, interesuje się płcią przeciwną i to bardzo.
Onlara göre bu onları hayranlarına daha çok yakınlaştırıyor.Dopiero te dzieła przyniosły mu większe uznanie u czytelników.
Erken dönem Avrupalı ziyaretçiler Japon işçiliğine ve metal imalatının kalitesine hayran kaldılar.Europejscy podróżnicy byli pod wrażeniem japońskiego rękodzieła i obróbki metali.
Mimi ye hayranlar.Kocha Maję.
18 saat içerisinde biletlere ilgi gösteren hayran sayısı ise iki milyondur.Liczba widzów klipu w drugim z serwisów w ciągu czterdziestu ośmiu godzin wyniosła dwa miliony.
Hem hayranlar hem de eleştirmenler bu değişime alışmakta zorlandı.Wielu fanów i krytyków muzycznych odczuwa niechęć do tej pozycji.
Bu noktada, o sismoloji’ye (deprem ve onlar yeryüzünde üretmek dalgaların çalışma) hayran oldu.To sprawiło, że zainteresowała się sejsmologią.
2003 yılını Mother Earth Tour adlı DVD’yi hayranlarına ulaştırarak kapattı.W 2003 roku przy okazji premiery DVD Mother Earth Tour wydano także singiel promocyjny Never Ending Story.
Evdeki herkes de onu şarkı söylerken hayranlıkla izlerdi.Robimy przysługę tej kobiecie, pozwalając jej śpiewać u nas!
Tokyo, Osaka, Nagoya, ve Fukuoka'da 25,000 hayrana performans sergilediler.Zespół koncertował w takich miastach jak Tokio, Osaka, Nagoja i Fukuoka, wystąpili przed 25 tys. fanów.
Bu açıklamayı filmin çoğu büyük hayranı kabul etmez.Takiej wersji nie uznaje jednak większość fanów.
Grup üyeleri onun vokalistliğine hayran kalmışlardı.Popularnością wśród bydgoszczan cieszyły się jego recitale.
Bu hayranı tarafından tecavüze uğrar.Z tego powodu został znienawidzony przez jego zwolenników.
Hannah olarak hayranları çok yükselmiştir.Jako wirtuoz lutni zyskał sobie duże uznanie.
Carl Perkins Ben, sadece onun bir hayranı değildim; ben onun kardeşiydim.Uważa się on za ojca Hermana, jednak nie był nim.
Hayatta en sevdiği insan annesi ama Pepee’ye de hayran.W swoim czasie była ona ulubioną modelką Whistlera a także jego kochanką.
Stadyum, beyzbol hayranlarıyla dolmuştu.Stadion był pełen kibiców baseballa.
Kendisine hayran olan Johannes'in genç sevgilisi Johanna ile yatar.Han ligger med Johanna, den mycket unga flickvännen till hans beundrare Johannes.
Groening and Sam Simon, radyo şovuna hayran oldukları Shearer'dan kadroya katılmasını istediler.Groening och Sam Simon frågade Shearer att börja eftersom de var fans av hans radioprogram.
Büyük bir hayranıyım.Han är en äventyrare.
Elbette hayranları onun her şeyini sevebilir, zaten seviyor da...Vi hoppas att alla fans älskar den lika mycket som vi gör.
Ve hayranlarına onu desteklediği için bir teşekkür mektubu yazdı.Den är även dedicerad till deras fans för att tacka dem för deras stöd.
Onlara göre bu onları hayranlarına daha çok yakınlaştırıyor.Detta gjorde honom populär bland fansen.
8000 kişilik başvuru içinden 3000 hayranın gösteriye katılımına izin verildi.Runt 3 000 fans utifrån 8 000 sökande valdes ut och fick närvara.
Birçok hayranı da bulunan Vega bir narsisttir.Några du också kommer träffa en hel del är dina Phösare.
Hayranların sayısı giderek artıyordu.Antalet åskådare ökade stadigt.
Angelo'nun kardeşi Peter ona hayrandır.Hennes bror Bernard blev särskilt omtyckt av Peter.
Büyük bir finansal başarısı olmasa da, küçük ama tutkulu bir hayran kitlesi vardır.Trots att man saknar stora framgångar har man en stor och trogen fanskara.
Düşünmemiz gereken hayranlarımız var dedi."Det var en fråga om fansen skulle acceptera mig.
1.5 milyardan fazla hayrana sahiptir ve dünyada en fazla fanı bulunan aktör olarak bilinir.Nästan 1,5 miljoner ballonger släpptes och det anses vara världens största.
Ludwig van Beethoven onun dehasına büyük ve içten bir hayranlık beslemiştir.Ludwig van Beethoven skrev för honom en hornsonat.
Özellikle Benito Mussolini'ye olan hayranlığını dile getirdi.Hans farfar är en stor beundrare av Benito Mussolini.
Kaptan K. Rhett Butler: Scarlett'in hayranı ve üçüncü kocasıdır.Kapten Rhett K. Butler, en av Scarletts många beundrare samt tredje make, charmig men med ett visst rykte.
Bu nedenle üyeler ve hayranlar ona golden maknae (Altın Küçük)derler.Journalister och fans kallade honom för "mannen med den gyllene handen".
Amerika Birleşik Devletlerin'de ise ilk 100'e bile giremese de geniş bir hayran kitlesi oluşturmuştur.Före spridningen från Amerika hade den antagligen bara en primär värd.
Şarkı hayranların favori şarkılarından oldu.Låten blev snabbt en favorit bland fansen.
ABD'de yapılan bir ankette Spears hayranlarının %66'sı albümü beğendiğini beyan etti.I en omröstning, arrangerad av The Telegraph, röstade 66% för att de tyckte om designen.
2004 yılında Ataköy Saklı Bahçe'de sergilediği performanslarda kendi bestelerini hayranlarıyla paylaştı.Sedan 2004 har hon varit knuten till Odenteatern i Stockholm med sina egna föreställningar.
Jackson'ın hayranları ve arkadaşları buna tepkisiz kalmadı.Det är inte bara Arthurs allierade och vänner som har återvänt från de döda.
Ben Efsaneyim filmini yaptı ve ben büyük bir Will Smith hayranıyım.Den amerikanske skådespelaren och rapartisten Will Smith är även ett stort fan av Soilwork.
Rönesans dönemi Avrupalıları, Japonların sahip olduğu değerli maden miktarına hayran kalmışlardı.Dessutom var Holdens byggkvalitet långt under vad japanska kunder var vana vid.
İleri derecede bir Beatles hayranıydı.Som ung beundrade han The Beatles.
Özellikle filmin hayranları içindir.Особливо цікава для любителів фільмів.
Boksa hayrandır.Захоплюється боксом.
Fakat, sonradan ona büyük hayranlık duymaya başlar, hatta aşık olur.Хоча пізніше починає піклуватися про неї і навіть закохується.
AC/DC grubunun da hayranıdır.Захоплюється творчістю гурту AC/DC.
Şahrbaraz, Herakleios'a olan hayranlığını dönme bir Yunan'a dile getirdi: "İmparatorunuza bakın!Шахрвараз, захоплений його відвагою, сказав греку-перебіжчику: «Подивись на свого імператора!
Bulgaristan'da büyük bir hayran kitlesine sahiptir.На Болгарію накладалася велика контрибуція.
Onlara göre bu onları hayranlarına daha çok yakınlaştırıyor.Це додає його віршам більшу привабливість.
Voznesenski soyguna Stalin'in romantik şiirlerine olan hayranlığı yüzünden yardımda bulunduğunu belirtmiştir.Вознесенський пізніше заявив, що він брав участь у крадіжці через захоплення Сталінської романтичної поезії.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod