O sırada tekne kıyıdan bir hayli uzakta dalgalarla boğuşuyordu. Çünkü rüzgar karşı yönden esiyordu.那 時 船 在 海 中 、 因 風 不 順 、 被 浪 搖 撼
O sırada tekne kıyıdan bir hayli uzakta dalgalarla boğuşuyordu. Çünkü rüzgar karşı yönden esiyordu.那 時船 在 海中 、 因風 不 順 、 被 浪搖撼
Pekala, buna ilaveten bu deneyimlerden süzmeye çalışmak hayli kritik şeylerden biri,Bien, una de las cosas que quiero resaltar de esa experiencia es que
Pekala, buna ilaveten bu deneyimlerden süzmeye çalışmak hayli kritik şeylerden biri,저의 이러한 경험에서 뽑아낼 수 있는 정말 중요한 포인트 중 하나는 이것입니다.
Pekala, buna ilaveten bu deneyimlerden süzmeye çalışmak hayli kritik şeylerden biri,L'une des choses qu'il est important de retenir de cette expérience est que au delà de cela,
Pekala, buna ilaveten bu deneyimlerden süzmeye çalışmak hayli kritik şeylerden biri,Ora, una delle cose che è estremamente importante trarre da quella esperienza è che, oltre a questo,
Pekala, buna ilaveten bu deneyimlerden süzmeye çalışmak hayli kritik şeylerden biri,אז אחד הדברים שקריטי לנו לנסות לזקק מתוך החוויה הזו, הוא שבנוסף לכך,
Pekala, buna ilaveten bu deneyimlerden süzmeye çalışmak hayli kritik şeylerden biri,حسنا ، واحدة من الأشياء التي هي بالغة الأهمية حقا لمحاولة الاستفادة من تلك التجربة هو أنه بالإضافة إلى ذلك
Pekala, buna ilaveten bu deneyimlerden süzmeye çalışmak hayli kritik şeylerden biri,実に重要なことの1つは- よくこう訊かれるんです
Risk almayı severler, bazen huysuzdurlar, bir hayli içe kapanıktırlar.Chúng mạo hiểm, đôi khi thất thường, chúng rất vị kỷ.
Risk almayı severler, bazen huysuzdurlar, bir hayli içe kapanıktırlar.Corren riesgos, a veces están de mal humor, son muy vergonzosos.
Risk almayı severler, bazen huysuzdurlar, bir hayli içe kapanıktırlar.De tar risker, deras humör svänger, de är väldigt självmedvetna.
Risk almayı severler, bazen huysuzdurlar, bir hayli içe kapanıktırlar.Ils prennent des risques, ils sont parfois d'humeur changeante, ils sont très conscient d'eux-mêmes.
Risk almayı severler, bazen huysuzdurlar, bir hayli içe kapanıktırlar.위험한 행동을 하고, 감정의 기복이 심하고, 너무 남의 눈을 의식합니다.
Risk almayı severler, bazen huysuzdurlar, bir hayli içe kapanıktırlar.Kockáztatnak, ingadozik a hangulatuk, és nagyon önközpontúak.
Risk almayı severler, bazen huysuzdurlar, bir hayli içe kapanıktırlar.Podejmują ryzyko, czasem są humorzaści, bardzo niepewni siebie.
Risk almayı severler, bazen huysuzdurlar, bir hayli içe kapanıktırlar.Riscă, au toane, sunt rușinoși.
Risk almayı severler, bazen huysuzdurlar, bir hayli içe kapanıktırlar.Riskují, bývají někdy náladoví, velmi sebestřední.
Risk almayı severler, bazen huysuzdurlar, bir hayli içe kapanıktırlar.Sie gehen Risiken ein, sie sind manchmal launisch, sie sind sehr unsicher.
Risk almayı severler, bazen huysuzdurlar, bir hayli içe kapanıktırlar.Si prendono dei rischi, a volte sono lunatici, e si sentono molto a disagio.
Risk almayı severler, bazen huysuzdurlar, bir hayli içe kapanıktırlar.Tvegajo, so včasih muhasti, so zelo samozavestni.
Risk almayı severler, bazen huysuzdurlar, bir hayli içe kapanıktırlar.Ze nemen risico's, zijn soms humeurig, zijn op zichzelf gericht.
Risk almayı severler, bazen huysuzdurlar, bir hayli içe kapanıktırlar.Παίρνουν ρίσκα, μερικές φορές έχουν εναλλαγές στην διάθεσή τους, έχουν επίγνωση του εαυτού τους.
Risk almayı severler, bazen huysuzdurlar, bir hayli içe kapanıktırlar.Вони необдумано ризикують, їхній настрій мінливий, вони дуже заглиблюються в себе.
Risk almayı severler, bazen huysuzdurlar, bir hayli içe kapanıktırlar.Они любят рисковать, иногда бывают угрюмыми и вредными, многого стесняются.
Risk almayı severler, bazen huysuzdurlar, bir hayli içe kapanıktırlar.Те поемат рискове, понякога имат променливо настроение, и са много стеснителни.
Risk almayı severler, bazen huysuzdurlar, bir hayli içe kapanıktırlar.הם לעתים מצוברחים, והם מאוד מרוכזים בעצמם.
Risk almayı severler, bazen huysuzdurlar, bir hayli içe kapanıktırlar.وأحياناً ما يكونون مزاجيّين، وهم واعون بأنفسهم.
Risk almayı severler, bazen huysuzdurlar, bir hayli içe kapanıktırlar.友達から聞いた とてもいい話があります
Sanat, laik dünyada bir hayli önem verdiğimiz bir şey. Bizce sanat çok çok önemli.Kunst ist etwas, das in der säkularen Welt als hohes Gut betrachtet wird.
Sanat, laik dünyada bir hayli önem verdiğimiz bir şey. Bizce sanat çok çok önemli.L'arte è qualcosa che in un mondo laico teniamo molto in considerazione.
Sanat, laik dünyada bir hayli önem verdiğimiz bir şey. Bizce sanat çok çok önemli.Η τέχνη στον μη θρησκευτικό κόσμο, χαίρει μεγάλης εκτίμησης.
Sanat, laik dünyada bir hayli önem verdiğimiz bir şey.세속적인 사회에서는 예술을 높이 평가하고 또 매우 중요하다고 생각하죠. 우리에게 넘치는 잉여의 부는 많은 양이 박물관 등으로 가지요.
Sanat, laik dünyada bir hayli önem verdiğimiz bir şey.Umění si v sekulárním světě velmi ceníme. Umění máme za velice důležité. Dost volných peněz jde na muzea apod.
Sanat, laik dünyada bir hayli önem verdiğimiz bir şey.芸術はとても重要なものと考えられています 富の余剰の多くが美術館などに向けられています 美術館は私達の新しい聖堂だ
Sanırım yaşadığı onca şeyden sonra bay Rainsford'un herhangi bir şeye... ...dikkatini vermesi hayli zor.Bolo to skvelé. Neprestávajte, prosím. Obávam sa, že sa nám nepodarilo udržať plnú pozornosť našich divákov.
Sanırım yaşadığı onca şeyden sonra bay Rainsford'un herhangi bir şeye... ...dikkatini vermesi hayli zor.Itu bagus. Jangan berhenti, silakan. Saya khawatir kita telah gagal menahan perhatian penuh penonton kami.
Sanırım yaşadığı onca şeyden sonra bay Rainsford'un herhangi bir şeye... ...dikkatini vermesi hayli zor.Mr Rainsford ne peut se concentrer sur quoi que ce soit Il est vraiment épuisé
Sanırım yaşadığı onca şeyden sonra bay Rainsford'un herhangi bir şeye... ...dikkatini vermesi hayli zor.No, jaz pričakujem, da je precej težko za g. Rainsford ... da se osredotoči na nič Konec koncev je bil skozi.
Sanırım yaşadığı onca şeyden sonra bay Rainsford'un herhangi bir şeye... ...dikkatini vermesi hayli zor.No, myslím, že pro pana Rainsforda je obtížné se na cokoliv soustředit. Po tom, co všechno má za sebou..
Sanırım yaşadığı onca şeyden sonra bay Rainsford'un herhangi bir şeye... ...dikkatini vermesi hayli zor.Nos, gondolom ez elég nehéz Mr. Rainsford ... koncentrálni, bármit után ő ment keresztül.
Sanırım yaşadığı onca şeyden sonra bay Rainsford'un herhangi bir şeye... ...dikkatini vermesi hayli zor.Se oli loistava. Älä lopeta, kiitos. Pelkään Emme ole pystyneet pitämään täyden huomion meidän yleisö.
Sanırım yaşadığı onca şeyden sonra bay Rainsford'un herhangi bir şeye... ...dikkatini vermesi hayli zor.Μην σταματήσετε, παρακαλώ. Φοβάμαι ότι έχουμε αποτύχει να κρατήσει την πλήρη προσοχή του ακροατηρίου μας.
Sanırım yaşadığı onca şeyden sonra bay Rainsford'un herhangi bir şeye... ...dikkatini vermesi hayli zor.Це було чудово. Не зупиняйся, будь ласка. Боюся, нам не вдалося провести вся увага нашої аудиторії.
Sanırım yaşadığı onca şeyden sonra bay Rainsford'un herhangi bir şeye... ...dikkatini vermesi hayli zor.كانت رائعة. لا تتوقف ، من فضلك. أخشى أننا فشلنا في عقد الاهتمام الكامل من جمهورنا.
Sanırım yaşadığı onca şeyden sonra bay Rainsford'un herhangi bir şeye... ...dikkatini vermesi hayli zor.私は私達が保持するのに失敗している恐れている 私達の聴衆の完全な注目。 よく、私はそれがかなり難しいと予想 氏レインズフォードのための...
Savcýlýđýn elindeki kozlar bi hayli çođalmýţtý, Swartz'ýn potansiyel hapis süresi ve cezasý da...Anklagemyndighedens brug af magt var øget dramatisk ligesom Swartz's potentielle fængselsstraf og bøde.
Savcýlýđýn elindeki kozlar bi hayli çođalmýţtý, Swartz'ýn potansiyel hapis süresi ve cezasý da...Le niveau des poursuites a considérablement augmenté, de même que les peines et les amendes qu'il encourt.
Savcýlýđýn elindeki kozlar bi hayli çođalmýţtý, Swartz'ýn potansiyel hapis süresi ve cezasý da...Vliv žalobců se dramaticky zvýšil, stejně jako Swartzův potencionální nástup do vězení a placení pokuty.
Savcýlýđýn elindeki kozlar bi hayli çođalmýţtý, Swartz'ýn potansiyel hapis süresi ve cezasý da...Vụ kiện đè nặng lên vai nó.
Savcýlýđýn elindeki kozlar bi hayli çođalmýţtý, Swartz'ýn potansiyel hapis süresi ve cezasý da...Долговая нагрузка обвинения резко возросло, как и потенциальную время и штрафы тюремный Шварц в.
Savcýlýđýn elindeki kozlar bi hayli çođalmýţtý, Swartz'ýn potansiyel hapis süresi ve cezasý da....زاد غيظ الادعاء بشكل مذهل .وزادت معه احتمالية سجن سوارتز وتغريمه
Savcýlýđýn elindeki kozlar bi hayli çođalmýţtý, Swartz'ýn potansiyel hapis süresi ve cezasý da...スワーツの懲役と罰金を見込めるほどに。 彼らはさらなる変更を加えるために訴状を分けて提出した、
Ve bir sabah hayli iyi bir fikir ile uyandım.Alors je me suis réveillé un matin avec une assez bonne idée.
Ve bir sabah hayli iyi bir fikir ile uyandım.A víte co, jednou ráno jsem se vzbudil s docela dobrým nápadem.
Ve bir sabah hayli iyi bir fikir ile uyandım.Dan, Anda tahu, saya terbangun pada suatu pagi dengan ide yang cukup baik.
Ve bir sabah hayli iyi bir fikir ile uyandım.Dar m-am trezit într-o zi cu o idee bună.
Ve bir sabah hayli iyi bir fikir ile uyandım.Egy nap egy nagyszerű ötlettel ébredtem.
Ve bir sabah hayli iyi bir fikir ile uyandım.E, sapete, mi sono svegliato una mattina con un'idea piuttosto buona.
Ve bir sabah hayli iyi bir fikir ile uyandım.저는 어느날 아침 매우 좋은 생각이 났어요.