Herkes hayatta olduğu için mutluyuz.We're happy everybody is alive.
Tom'un hayatta kalan üç çocuğu var.Tom has three surviving children.
Hayatta kalmak için çabalıyorduk.We were struggling to survive.
Orada hiçbir şey hayatta kalamaz.Nothing can survive in there.
Güçlü olanın hayatta kalmasıdır.It's survival of the fittest.
Peki ya Tom hala hayatta olsaydı?What if Tom were still alive?
Tom uçak kazasında hayatta kaldı.Tom survived the plane crash.
Tom hayattan daha fazla şey istedi.Tom wanted more out of life.
Hayatta kalmak için savaşıyoruz.We're fighting to survive.
Çoğu insan hayatta kalabilirdi.Most people would survive.
Tom hayatta kaldığı için mutluyum.I'm happy Tom survived that.
Şan ve şeref hayattan daha fazla sürer.Glory lasts longer than life.
Burada hayatta kalmayacağız.We won't survive here.
Hayatta kalmaya çalışacağız.We'll try to survive.
Hayattayım ve iyiyim.I'm alive and well.
Tom hayatta kalmadı.Tom didn't survive.
Hayatta en iyi şeyler pahalıdır.The best things in life are expensive.
Hayatta küçük şeyler için bile şükret.Be thankful, even for the little things in life.
Araba kazasında hayatta kaldım ve şimdi bir sigaraya ihtiyacım var.I survived the car accident and now I need a cigarette.
Hayatta ilerleme kaydettik.We got ahead in life.
Hayatta hiçbir şey kolay değildir.Nothing in life is easy.
Sadece en güçlüler hayatta kalır.Only the strongest survive.
Evlilik hayattaki bakış açınızı nasıl değiştirdi?How has marriage changed your perspective in life?
Fadıl, Leyla'nın hala hayatta olduğunu fark etti.Fadil realized that Layla was still alive.
Fadıl, hayatta olup olmadığını görmek için Dania'nın nabzını kontrol etti.Fadil checked Dania's pulse to see whether she was alive or not.
Yardımın olmadan hayatta kalamam.I won't survive without your help.
Hayatta kalabilmek için ne gerekiyorsa yapacağım.I'll do whatever it takes to survive.
Fadıl'ın hala hayatta olması bir mucizeydi.It was a miracle that Fadil was still alive.
Fadıl, Leyla'nın hayatta olup olmadığını bilmiyordu.Fadil didn't know whether Layla was alive or dead.
Fadil , Layla hayatta mı deil mi bilmiyorduFadil didn't know whether Layla was alive or dead.
Bu hayatta her şey olabilir.In this life anything could happen.
Tom, onun hayatta olup olmadığını görmek için Mary'nin nabzını kontrol etti.Tom checked Mary's pulse to see whether she was alive or not.
Tom hâlâ onun hayatta olup olmadığını görmek için Mary'nin nabzını kontrol etti.Tom checked Mary's pulse to see if she was still alive.
Bütün hayatta kalanları öldür.Kill all the survivors.
Sami, hayatta elde ettiğinden daha fazlasını hak ettiğine inanıyordu.Sami believed he deserved more than what he had been given in life.
Sami tek başına hayatta kalmak istedi.Sami wanted to survive on his own.
Tom kendi başına hayatta kalamayacak.Tom won't be able to survive on his own.
Hayatta olduğum için çok şanslıyım.I'm very lucky to be alive.
Bu organizma dış uzayda hayatta kalabilir.This organism can survive in outer space.
Bu hayatta her şey için bir çözüm var.In this life there is a solution for everything.
Tom hayatta olduğu için minnettardı.Tom was grateful to be alive.
Tom onu bulduğumuzda hala hayattaydı.Tom was still alive when we found him.
Tom, Mary olmadan nasıl hayatta kalacak?How will Tom survive without Mary?
Bu organizma, suyun donma noktasının çok altındaki sıcaklıklarda hayatta kalabilir.This organism can survive at temperatures well below the freezing point of water.
Hayatta olmak ne anlama geliyor?What does it mean to be alive?
Kimse hayatta kalamadı.Nobody managed to survive.
Berberler binlerce yıldır yaşıyor ve başkaları bir gün bile hayatta kalamadı.The Berbers have lived for thousands of years where others could not survive even one day.
Sami hayatta olduğu için şanslıdır.Sami is lucky to be alive.
Leyla hayatta olduğu için şanslı.Layla is lucky to be alive.
Anne ve babamın hayatta olup olmadıklarını bile bilmiyorum.I don't know if my parents are alive.
Çocuklarımın hayatta olup olmadıklarını bile bilmiyorum.I don't know if my children are alive.
Onların hâlâ hayatta olup olmadıklarını bile bilmiyorum.I don't even know if they're still alive.
Leyla'nın annesi hala hayattaydı.Layla's mother was still alive.
Leyla, Sami'yi hayatta bıraktı.Layla left Sami alive.
Leyla hayatta kalacak.Layla will survive.
Leyla, Sami'nin hayatta olduğunu fark etti.Layla realized that Sami was alive.
Bu hapishanede hayatta kalmak istiyorsan kötü biri olmak zorundasın.If you wanna survive in this prison, you'll have to be a badass.
Leyla umutsuzca Sami'yi hayatta tutmaya çalıştı.Layla desperately tried to keep Sami alive.
Leyla inanılmaz bir biçimde hayatta kaldı.Incredibly, Layla survived.
Bir adım geri at, neyin önemli olduğunu değerlendir ve hayattan keyif al.Take a step back, evaluate what is important, and enjoy life.