Onlar hayatta değil.They are not alive.
Fakat o hâlâ hayatta.But he is still alive?
Hayatta kalmak istiyorsun, değil mi?You want to stay alive, don't you?
Televizyonda gerçek hayatta göründüğümden daha büyük görünüyorum.I look bigger on television than I do in real life.
O üç savaş hayatta kaldı.She has survived three wars.
Falcıya göre, ben başka bir hayatta sözde bir prenstim.According to the fortune teller, I was supposedly a prince in another life.
Hayatta olmak iyidir.It's good to be alive.
Hayatta hiçbir şeyin garantisi yoktur.There are no guarantees in life.
Evren sadece hayattan dolayı vardır ve yaşayan her şey kendini besler.The universe exists only because of life, and everything that lives feeds itself.
Hayatta bir şey başarmak istiyorum.I want to achieve something in life.
Tom'un karısı hâlâ hayatta.Tom's wife is still alive.
Onlar hayatta olduğu için şanslı.They're lucky to be alive.
Hiç kimse hayatta kalmayı başarmadı.No one succeeded to survive.
Amerikan emperyalizmi bu yüzyılın sonuna hayatta olmayacak.The American imperialism won't survive the end of this century.
Ben hayatta olmayı seviyorum.I love to be alive.
Bazen hayatta hayatı olduğu gibi kabul etmek zorundasın.Sometimes in life you have to take the rough with the smooth.
Ben hayatta kalmak zorundayım.I have to survive.
Keşke büyükbabam onu görmek için hayatta olsaydı.I wish my grandfather had been alive to see that.
Büyük annemin hâlâ hayatta olmasını diliyorum.I wish that my grandmother were still alive.
Hayatta kaldığına sevindim.I'm glad you survived.
Hayatta olduğum için kendimi şanslı hissediyorum.I feel lucky to be alive.
Onlardan kaç tanesinin hayatta kaldığı bilinmemektedir.It's not known how many of them survived.
Görünüşe göre, o hâlâ hayatta.Apparently, he's still alive.
Hapishanede hayatta kalamadım.I couldn't survive prison.
Görünüşe göre Tom hala hayatta.Apparently, Tom is still alive.
Hayatta yapmak istediğim birçok şey var.There are a lot of things I want to do in life.
Tom'un nasıl hayatta kaldığını düşünüyorsun?How do you think Tom survived?
Hayatta her şey görecelidir. Kafadaki bir saç fazla değildir; çorbadaki çok fazla.In life everything is relative. A hair on the head isn't much; in the soup it's a lot.
Tom hayatta olduğu için çok şanslı.Tom is very lucky to be alive.
Protestocu vuruldu ama hayatta kaldı.The protestor was shot, but survived.
Tom sadece hayatta kalmaya çalışıyordu.Tom was just trying to survive.
Hala hayatta olduğum için şansıma şükrediyorum.I thank my lucky stars that I'm still alive.
Şair genç öldü ama onun eserleri yüzyıllar boyunca hayatta kaldı.The poet died young, but his works survived for centuries.
Tom Mary'nin hayatta olduğundan emindi.Tom was sure Mary was alive.
Acımasız rekabet karşısında, bizim iş hayatta kalmakta başarısız oldu.In the face of ruthless competition, our business failed to survive.
Sadece bir adam hayatta kaldı.Only one man survived.
Senin yardımın olmadan hayatta kalamayacağız.We won't be able to survive without your help.
Biz sadece Tom'un hayatta olduğuna minnettarız.We're just grateful Tom is alive.
Ben hayattan ne istediğini bilmeyen bir olgunlaşmamış pislik değil, bir insan istiyorum.I want a man, not an immature asshole who hasn't figured out what he wants out of life.
Tom hayatta en şanslı adam.Tom is the luckiest man alive.
Hayatta olduğumuz için memnunuz.We're grateful to be alive.
Hayatta olduğumuza çok mutluyuz.We're very happy to be alive.
Hayatta olduğumuz için çok şanslıyız.We're very lucky to be alive.
Tom'un hala hayatta olması bir mucizedir.It's a miracle that Tom is still alive.
Orada hayatta mısın?Are you alive in there?
Keşke Tom şimdi hayatta olsa.I wish Tom were alive now.
Hayatta kalmak için ne heyecanlı bir zaman.What an exciting time to be alive.
Tom'un hayatta kalması şaşırtıcı.It's amazing that Tom survived.
Neyse ki Tom hâlâ hayatta.Fortunately, Tom is still alive.
Tom'un hâlâ hayatta olduğunu görebildim.I could see Tom was still alive.
Hayatta kalmam gerekmiyordu.I wasn't supposed to survive.
Su olmadan hayatta kalamayız.We can't survive without water.
Bu noktada, bu sadece bir yıpranma savaşı. Sadece sabırlı olanlar hayatta kalabilirler.At this point, it's just a war of attrition. Only those who are patient can survive.
Keşke bunun olduğunu görmeleri için annem ve babam bugün hayatta olsalardı.I wish my mom and dad were alive today to see this happen.
Hayatta her şeye sahip olamazsın.You can't have everything in life.
Tom'un hayatta kalması mucizevi kabul edildi.Tom's survival was considered miraculous.
Tom hayatta kalma şansına sahip değildi.Tom didn't have a chance of surviving.
Tom'un hayatta kalma şansı yoktu.Tom didn't have a chance of surviving.
Tom'un hala hayatta olduğunu sanmıyordum.I didn't think Tom was still alive.
Herkesin hayatta zorlukları var.Everyone has challenges in life.