Herkes hayattaydı.Everybody was alive.
Tom hapiste bir gün hayatta kalamazdı.Tom wouldn't survive a day in jail.
Leyla sadece hayattaki yolunu bulmaya çalışıyordu.Layla was just trying to find her way in life.
Leyla'nın telefondaki kişiliği, gerçek hayattaki kişiliğiyle tamamen eşleşti.Layla's personality on the phone totally matched her personality in real life.
Tom'un hayatta olduğuna çok memnunuz.We're so glad Tom is alive.
Leyla onu hayatta kalmak için yaptı.Layla did that to survive.
Leyla hayatta kalmak için kendi idrarını içti.Layla drank her own urine to survive.
Charles hala hayatta!Charles is still alive!
Tom bunu hayatta kalmak için yaptı.Tom did that to survive.
O zaman Tom hâlâ hayatta olmalıydı.Tom must've still been alive then.
Tom hayatta kaldığı için şanslı.Tom is lucky to have survived.
Tom, Mary'nin muhtemelen hâlâ hayatta olduğunu söyledi.Tom said Mary is probably still alive.
Tom'un hayatta olup olmadığını merak ediyorum.I wonder whether Tom is alive.
Gerçekten Tom'un hayatta olduğunu düşünüyor musun?Do you really think Tom is alive?
Tom'un hâlâ hayatta olduğundan şüpheliyim.I doubt that Tom is still alive.
Tom'un hâlâ hayatta olup olmadığını merak ediyorum.I wonder if Tom is still alive.
Tom, Mary'yi hayatta gören son kişi değildi.Tom wasn't the last person to see Mary alive.
Tom, Mary'nin hayatta olduğundan emin değildi.Tom wasn't sure Mary was alive.
O hâlâ hayatta mı?Is it still alive?
Sana yemin ederim ki hayatta tek bir amaçla yaşayacağım: seni mutlu etmek.I swear to you that I'm going to live with only one purpose in life: making you happy.
Tom Mary'nin muhtemelen hâlâ hayatta olduğunu söyledi.Tom said that Mary was probably still alive.
Tom, Mary'nin hâlâ hayatta olduğunu söylüyor.Tom says Mary is still alive.
Tom'un annesi hâlâ hayatta.Tom's mother is still alive.
Uçak kazasından hayatta kalan tek kişi Tom'du.Tom was the only person who survived the plane crash.
Tom hayattan nasıl zevk alacağını bilmiyor.Tom doesn't know how to enjoy life.
Boston'a hava kararmadan hayatta varamayız.We'll never get to Boston before dark.
Tom ve ben hayatta kalan kişilerdik.Tom and I were the only ones who survived.
Tom'un hayatta olduğunu sanmıyorum.I don't think Tom is alive.
Burada tek başıma hayatta kalamam.I can't survive here alone.
Sadece Tom ve ben hayatta kalan kişileriz.Tom and I are the only ones who survived.
Sami hayatta kaldı.Sami survived.
Sami sakin bir hayattan zevk alıyordu.Sami was enjoying a leisurely life.
Sami hayatta kalmak için yardıma ihtiyacı olduğunu itiraf etmek zorunda kaldı.Sami was forced to admit he needed help to survive.
Sami hayattan zevk alıyordu.Sami enjoyed life.
Sami iyi hayattan hoşlanıyordu.Sami liked the good life.
Sami, Leyla'nın hayatta olduğuna inanamadı.Sami couldn't believe Layla was alive.
Sami hayattan uzaktadır.Sami is away for life.
Sami'nin ilk hedefi hayatta kalmaktı.Sami's first goal was to stay alive.
Sami o gece hayatta kaldı.Sami survived that night.
Sami hayattan büyüktü.Sami was larger than life.
Sami hayattan tamamen zevk alıyordu.Sami enjoyed life fully.
Sami hayattaydı ama zar zor nefes alıyordu.Sami was alive but barely breathing.
Sami kendisini gerçek hayattan bir korku hikayesinin içinde buldu.Sami found himself in the middle of a real-life horror story.
Sami hayatta kalacak.Sami will survive.
Sami hayatta ve iyiydi.Sami was alive and well.
Sami, Leyla'ya insanlara Ferit'in hala hayatta olduğunu söylemesi için talimat verdi.Sami instructed Layla to tell people that Farid was still alive.
Sami hayatta kalmayı başardı.Sami managed to survive.
Onu hayatta kalmak için yaptım.I did that to survive.
Hayatta herhangi bir amacınız yoksa sadece ölmeyi bekliyorsunuzdur.If you don't have any goal in life, you're just waiting to die.
Hayatta amacı olmayanlar, sadece ölmek için yaşarlar.Those who have no goal in life, live only to die.
Sami, Facebook arkadaşlarını gerçek hayatta tanımıyor.Sami doesn't know his Facebook friends in real life.
Annen ve baban hayatta mı?Are your parents alive?
En azından Tom'un hâlâ hayatta olduğunu biliyoruz.At least we know Tom is still alive.
Saldırıdan hayatta kalan tek kişi sensin, değil mi?You're the only one to survive the attack, aren't you?
Tom ve Mary hayatta oldukları için şanslılar.Tom and Mary are lucky to be alive.
Hayatta bir amacın var mı?Do you have a life goal?
Hayatta bir gayen var mı?Do you have a life goal?
Tom arabasını sana hayatta satmaz.Tom would never sell you his car.
Büyükanne ve büyükbabalarımın dördü de hâlâ hayatta.All four of my grandparents are still living.
Hâlâ hayatta olduğun konusunda hiçbir fikrim yoktu.I had no idea that you were still alive.