Tom ve babası hayatta ve iyi.Tom and his father are alive and well.
Mary, uçak kazasından sonra tek hayatta kalandır.Mary is the only survivor of the plane crash.
Hayatta kalanları bulmak için büyük bir arama vardı.There was a massive search to find any survivors.
Askerler ve hayatta kalanlar helikoptere bindi ve adadan ayrıldı.The soldiers and the survivors boarded the helicopter and left the island.
Hayatta kalanlar açlıktan ölmek üzereyken bir adada bulundu.The survivors were found on an island, dying of starvation.
Ben onları hayatta tutmaya çalışıyorum.I'm trying to keep them alive.
Ben onu hayatta tutmaya çalışıyorum.I'm trying to keep him alive.
Onu hayatta tutmaya çalışıyorum.I'm trying to keep her alive.
Şimdi Tom'un hayatta olduğunu biliyoruz, ya sonra?Now that we know that Tom is alive, what's next?
Dan araba kazasında hayatta kaldı.Dan survived the car crash.
Dan bir pitbull saldırısından hayatta kaldı.Dan survived a pitbull attack.
Tom araba kazasında hayatta kaldı.Tom survived the car crash.
Dan hâlâ hayattaydı.Dan was still alive.
Dan Linda'nın hala hayatta olduğu konusunda umut besledi.Dan nourished the hope that Linda was still alive.
Sensiz nasıl hayatta kalacağım?How am I going to survive without you?
Polis şefine göre hayatta kalan yoktu.According to the chief of police, there were no survivors.
Kazada kimse hayatta kalmadı.No one survived the crash.
Büyükbaba ve büyükannelerin hala hayatta mı?Are your grandparents still alive?
Tom'un hâlâ hayatta olduğundan emin misin?Are you sure Tom is still alive?
Tom'un hâlâ hayatta olabileceğini gerçekten düşünüyor musun?Do you really think Tom might still be alive?
Hava tükenmeden burada ne kadar hayatta kalabiliriz?How long can we survive in here before we run out of air?
Hayattaki en önemli şey anlardır.The most precious thing in life is moments.
Dan hayatta başarmak istediği şeylerin bir listesini yaptı.Dan made a list of things he wanted to achieve in life.
"Ah. Hayatta mısın?" "Evet. Herkes nerede?" "Bilmiyorum.""Oh. You're alive?" "Yes. Where is everyone?" "Dunno."
Mary nasıl dinleneceğini ve hayattan nasıl zevk alacağını bilmiyor.Mary doesn't know how to relax and enjoy life.
O, hayattaki tek tutkum.He is my only passion in life.
Hayatta ne kadar acı çekersen, o kadar merhametli olursun.The more you suffer in life, the more compassionate you become.
Hayatta olduğum sürece.So long as I live.
Yiyecek hayatta kalmak için gereklidir.Food is essential for survival.
Neyseki Tom hayatta kalanlar arasındaydı.Luckily, Tom was among the survivors.
O hâlâ hayatta olsa, şimdiye kadar çok yaşlı olurdu.If he's still alive, he'd be very old by now.
Tom yaşadı, Tom hayatta, Tom yaşayacak.Tom lived, Tom is alive, Tom will live.
Herkes hâlâ hayatta mı?Is everyone still alive?
Herkes hayatta.Everybody is alive.
Nasıl hayatta kalırız?How do we survive?
Sağlıkçılar oraya daha hızlı gelseydi, Tom hayatta kalabilirdi.Tom might have survived if the paramedics had gotten there faster.
O hayatta olmaz.That happens in life.
Tom'un hayatta kaldığını umuyorum.I hope Tom survives.
Tanrıya şükür hayatta kaldım.Thank God I survived.
Hayatta kalabilirim.I can survive.
Tom üç deniz kazasından hayatta kaldı.Tom survived three shipwrecks.
Sadece üç kişi hayatta kaldı.Only three people survived.
Bu çalışma benim hayattaki amacım.This work is my purpose in life.
Hâlâ hayatta olmam şaşırtıcı.It's amazing I'm still alive.
Üç insan hayatta kaldı.Three people survived.
Bir sanayi adamı hayatta başarılı olacaktır.A man of industry will succeed in life.
İnsanın hayatta bir amacı olmalı.We need a goal in life.
Bunu hayatta kaçırmam.I wouldn't miss it for anything.
Bu cümle, dünyanın sonuna kadar hayatta kalacak mı diye kendime sorarım.I ask myself if this sentence will survive till the end of the world.
Tom'un hâlâ hayatta olduğuna hiç kimse inanmıyor.Nobody else believes Tom is still alive.
Tom olmadan hayatta kalamazdım.I couldn't survive without Tom.
Tom hayatta kalmayacak.Tom won't survive.
Hayatta kalma olasılığı nedir?What is the likelihood of survival?
Emniyet kemerini takıyor olsaydı Tom hala hayatta olacaktı.Tom would still be alive if he had been wearing his seat belt.
Tom mazisine bakıp, hayatta başarı gösterdiği bir şeyler olup olmadığını düşündü.Tom looked back on his life and wondered if he'd actually accomplished anything.
Hayatta hiçbir hedefin yok mu?Don't you have any goals in life?
Tom hayatta çözemez bunu.Tom will never figure this out.
Kazanın tek hayatta kalanı bir bebekti.The accident's only survivor was a baby.
Gemideki 1962 yolcu ve mürettebatın yalnızca 764'ü hayatta kaldı.Only 764 of the ship's 1,962 passengers and crew survived.
Sabah olduğunda Prenses onun hala hayatta olup olmadığını görmek için geldi.When morning dawned, the Princess came to see if he was still alive.