Ana içeriğe geç
Sözlük

hayatta ile cümle

hayatta kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Layka öngörülenin aksine 10 gün değil yalnızca birkaç saat hayatta kalabildi.あいも長くて10ヶ月程度しか生きられない。
Bugüne kadar merhamet ettik de hala hayatta kalabiliyorsun.”それを憐れんだ主様に命を分け与えられて生き返り、今日に至る。
Aradaki fark günlük hayatta mutlak bir sonuç doğurmamıştır.しかし、彼はそんな日々の生活に何か足りないものを感じていた。
Bu yemekler düğünlerde yapıldığı gibi günlük hayatta da tüketilir.日常食される他に、結婚式などの祝いの時にも調理される。
Ama hayatta kalmayı başarır.なんとか生き残る。
Hayatta kalabilmek için kazanmak zorundadırlar.長生きすることが勝ちなんだと思わないと。
Artık hayatta her şeye geniş bakıyorum.生活全般の世話もしている。
Arapça, günlük hayattaki önemini yitirerek yerine Portekizce geçmiştir.失った故郷の代わりに東ドイツで頑張ろうと、日々を懸命に生きている。
Şehirler gerçek hayattakinin aynısı gibi tasarlanmıştır.寿命は現実世界の人間と同じ。
Hayatta olmak bir ünsiyettir.生前は著名であった。
Sekiz çocuğun üçüncüsüydü ve hayatta kalan en büyük çocuktu.11人兄弟の8番目であり、男は5人だったが幼児期を生き延びた中では最年長だった。
Buna ek olarak gerçeğe en yakın hayatta kalma hikâyesini yaratmak istediklerini belirtti.まだまだ真実の記録を残すために活躍してほしかった。
Hayattaki en büyük korkusu canlı olarak gömülmesi olmuştur.彼の人生の残りは歴史の中に埋もれた。
Sezar hayatta kaldığı için şanslıydı.幸い賈姫は無事だった。
Hagop ile Akabi arasındaki aşk günlük hayattan kaynaklanan engellerin gücü yüzünden ümitsizdir.ハードジェルは、アクリルスカルプチュアと同様に硬化後には硬さがあるため、日常の負荷による自爪からの剥離が起こりやすい。
Birgöl, Yakup Satar'ın ölümünden sonra hayatta kalan son İstiklal Savaşı gazisiydi.一年戦争以後、ザビ家の血統で唯一生き残った人物。
Eğer hayatta olsaydı bu aynı zamanda onun 50. doğum günü olacaktı.受賞当日は自身の15歳の誕生日でもあった。
Hayatta kalan takım puanı kapıyor.生き残った組織の掃討に乗り出した。
Böylece kalan üç hayattan ikisini öder.2人以上のときは、他が2人以上に支払う。
Patlamanın ardından hayatta kalanlar oldu.残りは爆発した。
Cassius Marcus'un apaçık hayatta olduğu haberini almasına rağmen isyanı devam ettirdi.マルクスが生存していたのを知った後も、カッシウスは引き続きマルクスへの反乱を収めなかった。
Hayatta en sevdiği insan annesi ama Pepee’ye de hayran.京都が大好きな女の子で、舞妓さんに憧れている。
Gerçek hayatta bu kadar çok rol modeliyle karşılaşmazsınız.生真面目な性格であまり感情を表に出さない。
Kremlin'deki hayatta kalan en eski binadır.これは、モスクワ州全体で残っている最も古い建物である。
Davros'u hayatta tutan yaşam gücü budur.ディケイドを庇ったクウガを意識不明に陥らせた程の威力を持つ。
İşgal döneminde Gajda siyasi hayattan uzaklaşacaktır.亡命生活では、彼は政治活動から遠ざかった。
Ancak tüm erkek çocukları ölmüş ve kızlardan sadece biri hayatta kalmıştı.仲間はすべて殺され、生き残ったのは彼女のみ。
Savaşçı Totec savaşta hayatta kalmayı başardı.聖戦はどうにか生き延びたもよう。
Ancak gerçek hayatta bu durum imkânsızdır.しかし実生活では不遇であった。
Kubo Sensei, sosyal hayatta oldukça utangaç bir insandır.メシュウェシュはリビュア人の有力部族である。
(Başka bir hayatta görüşürüz birader!))》、《英雄万岁!(英语:Hail, Hero!
Hala hayattasın."若更生然』。
Eğer kedi kurtulursa sadece hayatta olduğunu hatırlar.假若貓仍舊存活著,牠一直只記得牠存活著。
1933 yılında Almanya ve Avusturya’daki toplam 750.000 Yahudiden sadece çeyreği hayatta kaldı.1933年德国和奥地利的750,000名犹太人只有约1/4幸存。
Harald, Magda'nın hayatta kalan çocuklarından sadece biriydi.哈罗德是唯一一个存活的玛格达的孩子。
Oyunda amaç, mümkün olduğunca uzun süre hayatta kalabilmektir.此類遊戲的目標是生存若干時間或盡可能生存下去。
Sekiz çocuğun üçüncüsüydü ve hayatta kalan en büyük çocuktu.他在家里的八个孩子中排行第三,也是存活下来儿子中最年长的一个。
Rose, Jack'e kocasının uçağın kuyruk kısmında olduğu halde hala hayatta olduğunu söyler.露絲跟傑克說,他當時在飛機尾部的丈夫現在還在生。
Günlük hayatta en yaygın çözücü sudur.在日常生活中最普遍的溶剂是水。
Udo hayattadır; fakat ailesinden geriye kimse kalmamıştır.忠(阙九字)之道,克申於家国;仁义之风,不愆於出内。
Doğan çocuklarından sadece üç tanesi hayatta kalmıştır.只有三個孩子是倖存的。
David'in hâlâ aktif olan kafası Shaw'ı Mühendis'in hayatta olduğunu ve onun için geldiği hakkında uyarır.大卫的头部功能仍然正常,他警告肖那个工程师还活着。
Karısı Doreen Canaday Spitzer, dört çocuğu ve on torunu hayattadır.史匹哲的妻子是 Canaday Spitzer,有四名子女和十位孫輩。
Su pirelerinin içindeki larvalar dört aya kadar hayatta kalabilir.虫卵可在水蚤内继续存活长达四个月的时间。
Ancak bundan sonra bir daha hayatta iken vatanına dönemedi.經過改易後,並未能以高家的身份復活武衛家。
Bu hayatta bir kardeşimi kaybettim.我感到我失去了一位女儿。
Vahşi hayattaki su aygırları 30 ile 40 yıl yaşarlar.野生鴕鳥的壽命為30至40年。
Arapça, günlük hayattaki önemini yitirerek yerine Portekizce geçmiştir.阿拉伯语失去了在日常生活中的地位,而被西班牙语取代。
Hayatta kalanlar, Fidel Castro ve Raúl Castro da bu gruba dahildir, kısa süre içinde yakalandı.剩餘倖存的人包含菲德爾·卡斯特羅和他的弟弟勞爾·卡斯特羅等,不久之後便被逮捕。
Artık hayatta her şeye geniş bakıyorum.世間眼見萬物不斷。
Babası da annesi de hayatta değildir.(我那話兒又不是在你媽那裡。
Bütün gruplara hayatta eşit şans verilmelidir.所有的宗教獲得平等機會。
Av takımının hayatta kalan tek üyesidir.是女武神隊中唯一存活的成員。
(Bu kişilerden günümüzde, hayatta olan yoktur.)對曰:「今日之事,忠孝不並。
Fakat mucizevi bir şekilde hayatta kalabilmiştir.但是後來卻奇蹟似的活了過來。
İnönü sayesinde hayatta kaldık.值其母亡,遂留歲餘。
Eğer hayatta olsaydı bu aynı zamanda onun 50. doğum günü olacaktı.劫机那天正好是他的50岁生日。
Üç rahip hayatta kaldı.先後有三位君主。
Hayatta kalabilmek için kazanmak zorundadırlar.我必须工作,才能谋生。
Joshua karakteri diziye Tate Donovan ve Jennifer Aniston'nın gerçek hayatta çıktığı dönemde girmiştir.(PS:飾演者Tate Donovan和珍妮佛·安妮斯頓曾經交往過。
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod