Ana içeriğe geç
Sözlük

hayatta ile cümle

hayatta kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Amacı, hayatta kalmaktır.长征的目的在于求生存。
Günlük hayatta kullanılan tübeteyler nakışsızdır.一般日常生活的接觸是不具傳染性的。
Kız kardeşi için hayatta kalma mücadelesi verecektir.他的妹妹僥倖沒有受害。
Katakalon birkaç hayatta kalan ile kaçmayı başardı.是以进退之数有方,存亡之几可口。
O zamanki Nobel ödülleri ancak hayatta olan kişilere ödülün vermesine izin veriyordu.而诺贝尔奖是不颁给已去世的人的。
Taşındıklarında 5 çocukları vardı ama 3 tanesi hayatta kalabildi.他們共生了五個孩子,其中有三位存活下來。
Bu durumda, adjuvan kemoterapi uygulaması, hayatta kalma oranını %15 artırmaktadır.(例如肾上腺素剂量应减少75%。
Şehir uzun süre sonra düştüğünde sadece 400 kişi hayattaydı.城破后,剩下的百姓只有四百人。
Mantra için müstakil olarak kullanılan giyecek gündelik hayatta kullanılmamalıdır.變為人類姿態時頭上的帽子不會保留。
Oyunun amacı savaşta hayatta kalmaktır.游戏主要目标为生存。
Witten hayatta olan fizikçiler arasında en yüksek h index'e sahip.埃文斯也是H指数最高的十位在世生物学家之一。
Ama hayatta kalmayı başarır.但他活下来了。
Mageau hayatta kaldı ancak Ferrin hastanede hayatını kaybetti.不幸的是,只有朱莉安在空难中生还。
Çarpışmadan sadece iki yalcu hayatta kaldı.以消滅敵方只剩兩枚獲勝。
Adamlarından sadece birkaçı hayatta kalmayı başardı.然而,仍有少数存活了下来。
Afganistan’da yanıkları TVYA’nın %60’ını geçen hastalar nadiren hayatta kalabilmektedir.在阿富汗,灼伤总体表面积超过60%的人几乎不能幸存。
Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.應該是生命裡最快樂最無憂的歲月。
Aksine hayatta kalan ne kadar görgü tanığı var ise ortadan kaldırmaya gelmişlerdir.實是一場空難中的倖存者,雖然生存下來,卻失去視力。
Bu çalışması, o hayattayken kitap olarak basılan tek eseridir.這篇論文是唯一一篇他在世時便已出版成書的著作。
Tommy ise hayatta kalır.母親健在。
Kurşunun kalbini sıyırması nedeniyle hayatta kaldı.結果因为平底锅挡住了子弹而生還。
1998 yılında siyasi hayattan çekilmiştir.1998年,退出政坛。
Hayatta olup olmadığı bilinmemektedir.是否还在世,也不得而知。
Ağır bir yenilgi alan Müslüman ordusundan sadece çok az sayıda asker hayatta kalacaktır.那些逃離戰場的十字軍也只有少數倖存。
En nihayetinde Katniss ile Peeta, hayatta kalan iki kişidir.库丁和贝鲁西是最后被雇用的两位成员。
Bunlardan bit yeniği terimi mecazen deyim olarak gündelik hayatta hâlâ kullanılmaktadır.十分熱愛萌系相關的事物,就算是在日常生活中也會使用喵喵語。
Oysa Padme henüz hayattadır.不過最後蛋撻仍然復活了。
Biz ilhamlarımızı gökten ve bilinmeyen alemden değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz.우리 세자의 상변은 진실로 하늘에서 비롯된 것이 아니라 바로 사람의 짓이다.
Yüksekokulun 14 Yahudi öğretim görevlisinden yalnızca 3'ü hayatta kalabilmiştir.참고로 나치시대 14명의 유대인 학장 가운데 오직 3명만이 살아남았다.
Kazada sadece uçak mühendisi Alexander Sizov hayatta kaldı.당시 항공기의 항공 기관사인 알렉산드르 시조프만이 생존했다.
(Bu kişilerden günümüzde, hayatta olan yoktur.)그러나 오늘날 견씨는 보첩(譜牒)이 전하지 않아 계대(系代)를 상고할 수 없다.
Adamlarından sadece birkaçı hayatta kalmayı başardı.이들 중 한 명만 겨우 살아남았다.
Fakat mucizevi bir şekilde hayatta kalabilmiştir.개화당은 기적적으로 살아남았다.
Hala hayattasın."너는 너답게 살고 있어.”이다.
Çita yavrularının sadece % 5'i hayatta kalarak yetişkin olabilmektedir.태어난 치타 가운데 5%만이 완전히 성장할 때까지 살아남기 때문이다.
Steinhoff, 1939-1945 arası savaş dönemi boyunca hayatta kalabilen az sayıdaki Luftwaffe pilotundan birisidir.슈타인호프는 1939년부터 1945년까지 2차대전의 전 과정 동안 복무하면서 목숨을 건진 매우 극소수의 공군 조종사 중 한 명이다.
Ancak bundan sonra bir daha hayatta iken vatanına dönemedi.그는 이후로 완전한 기량을 회복하지 못하였다.
Ancak Anna ve Elizabeth hayatta kalabildi.그 후로도 캐서린 파와 엘리자베스는 서신을 주고 받았다.
Tommy ise hayatta kalır.마이클은 살아남.
İmparatorluğun Doğu'da hayatta kalışı, imparatorun Kilise işleri üzerinde aktif rol almasını garantiledi.동방에서 제국이 존속하면서, 황제는 교회의 일에 적극인 역할을 수행하였다.
1933 yılında Almanya ve Avusturya’daki toplam 750.000 Yahudiden sadece çeyreği hayatta kaldı.1933년의 독일과 오스트리아에서 사는 750,000명 중에 1/4의 생존자만 있었다.
Amacı, hayatta kalmaktır.간은 생존에 필요하다.
Üç rahip hayatta kaldı.세 성직자는 함께 감옥에 갇혔다.
Bunun sebebi, bu hayatta ne yaparsa yapsınlar karşılığını burada aldığına inanmalarıdır."그리고 그 믿음을 얻게 되면 그 얻은 믿음을 가지고 설교하시오."라고 말해주었다.
Hayatta her şey su gibi akışkandır.통발은 여러해살이풀로서 물 속에서 생활한다.
(Başka bir hayatta görüşürüz birader!)형님!(큰세계) 살이 있네~ (큰세계) 야!
Aşağıdaki 13 kule hayatta kalır.아래는 그 중 13가지이다.
George’un hayatta vazgeçemediği bir diğer şey ise sevgili köpeği Timothy.태어나서 아버지와는 한번도 같이 있어본 적이 없는 어린 월트가 의지하는 것은 리트리버 종 개 빈센트이다.
Oysa Padme henüz hayattadır.하지만 정우는 살아있었다.
Bu dünyada herkes ölmüş ve sadece bu dörtlü hayatta kalmıştı.모두가 참혹한 모습으로 죽었고 겨우 14명만이 살아남았다.
Udo hayattadır; fakat ailesinden geriye kimse kalmamıştır.시호를 이(夷)라 하였고, 아들이 없어 봉국은 폐지되었다.
Ama gerçek hayatta biraz daha farklıyız.현실에서는 차이가 굉장히 많이 존재한다.
Çünkü hayattan hiçbir beklentisi, hiç umudu yoktur.하지만 희망이 없다면 인생은 살 가치가 없습니다.
Canlılar hayatta kalabileceğinden çok daha fazla yavrular üretir.생물은 더 많은 자손을 번식하여 생존한다.
Fakat Bane hayatta kaldı.그러나 갤러해드는 살아남았다.
Hayatta kalanlar için büyük bir ödül vardır.사망자가 앞서가 남겨진 산 사람에는 고독이 남겨진다.
Oyunun amacı savaşta hayatta kalmaktır.이 게임의 가장 큰 목표는 전쟁이 끝날 때까지 생존하는 것이다.
Ben şarkılarımda yaşadığım şeyleri yazıyorum, söylediğim her şey gerçek hayattan.음반에 담긴 노래들은 유재하 본인의 실제 이야기를 바탕으로 만들어졌다.
Oyun aksiyon rol yapma/hayatta kalma türlerindedir.평안동(坪安洞)은 경기도 안양시 동안구의 행정동이다.
Sadece ölmemek, hayatta kalabilmek için çabalarlar.나는 죽기 위하여, 여러분은 살기 위해서.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod