Ana içeriğe geç
Sözlük

hayatta ile cümle

hayatta kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bu koşullar, canlılar arasında hayatta kalma ve üremeye dair rekabete yol açar.Ezen viszonyok életbenmaradási és szaporodási versengéshez vezetnek az élőlények között.
Hala hayattasın."Az "Élsz-e még?"
Toplu intihardan sadece 2 kadın ve 5 çocuk hayatta kalmıştır.Csak két nőt és 5 gyereket találtak életben.
Afganistan’da yanıkları TVYA’nın %60’ını geçen hastalar nadiren hayatta kalabilmektedir.Afganisztánban a testfelszínük több mint 60%-án égett betegek ritkán élik túl sérülésüket.
Canlılar hayatta kalabileceğinden çok daha fazla yavrular üretir.Az élőlények több utódot hoznak világra, mint amennyi túlélni képes.
Su pirelerinin içindeki larvalar dört aya kadar hayatta kalabilir.A vízi bolhában lévő lárva négy hónapon keresztül marad életben.
Babası çileli hayattan sonra eve döndükten sonra, yerel bir okulda İngilizce öğretti.Miután hazatért, egy helyi iskolában angolt tanított.
Bu anlamda daha orta ağırlıktaki bebekler daha sık hayatta kalırlar.Így a közepes felé hajló tömegű kisbabák nagyobb számban maradnak életben.
Hayatta kalabilmek için, ölen arkadaşlarının cesetlerini yemeye karar verdiler.Az életben maradottak, túlélésük érdekében halott társaik húsát ették.
Bu durumda, adjuvan kemoterapi uygulaması, hayatta kalma oranını %15 artırmaktadır.Az adjuváns kezelés 15%-kal is növeli a túlélés esélyét.
Şu an hayattadır.Még jelenleg is él.
Eğer hayatta olsaydı bu aynı zamanda onun 50. doğum günü olacaktı.A klub fennállásának ekkor volt az 50. évfordulója.
Oyunun amacı savaşta hayatta kalmaktır.A játékmód célja a túlélés.
Gebelik süresince insanın hayatta olması gerekir.Ebben a kegyelmi állapotban az embernek meg kell maradni.
Bu dünyada herkes ölmüş ve sadece bu dörtlü hayatta kalmıştı.A világ megmenekült, de már csak négyen maradtak.
Bu arada Buffy ise hayatta kalır ve bundan sonra hep arkadaşlarının yanlarında olacağını söyler.Lily megnyugtatja, hogy mindennek ellenére barátok maradnak majd.
Adamlarından sadece birkaçı hayatta kalmayı başardı.A védők közül csak néhányan maradtak életben.
Hayatta kalma oranları düşmüştür.A subsistentia fajai.
Sosyal hayatta aktif rol alır.Aktívan részt vesz a közéletben.
Hayatta kalanlar Bizans gemileri ile Konstantinopolis'e geri taşındılar.Az életben maradt fehérek hajókon menekültek Konstantinápoly felé.
Başrolü oynayanlardan hiçbiri hayatta değil.Az eredeti színészek közül senki sem játszotta volt szerepét.
2011 yılında hayatta kalan üyeler yeniden bir araya gelmiştir.2015-ben a megmaradt tagok újból turnéztak.
Şarkı, Jackson'ın hayattayken sızdırılan son şarkısı olmuştur.Ez volt az utolsó új dal, ami Jackson életében megjelent.
Hayattayken, paralara resmi basılan ilk Yeni Zelandalıdır.Cserelapként az első természetes lap lesz felütve.
Hagen ve Gunther dışında hiçbir burgnd hayatta kalmamıştır.A csapatból csak Gunter és Hagen maradt életben.
Fakat bu verilen rakamlar bettanın hayatta kalabildiği uç noktalardır.E rések valószínűleg a már lefejtett barlang kürtőmaradványai.
On the Beach (Kumsalda) (1959) ise bir nükleer savaş sonunda hayatta kalanlarla ilgili düşündürücü bir dramdı.Az Esőerdő megye (1957) a legendás Elfújta a szél (1939) nyomdokain haladó, nagyszabású polgárháborús dráma.
Ama hayatta kalmayı başarır.De sikerül elmenekülnie.
Bunlardan bazıları gerçek hayattan alınmıştır.Egyes részeket a valódi élet inspirált.
Kremlin'deki hayatta kalan en eski binadır.A legrégibb fennmaradt épület.
Günlük hayatta kullanılmaya başlandı.Mérgek a mindennapi életben.
Çünkü hayattan hiçbir beklentisi, hiç umudu yoktur.Úgy tűnik, nincs remény a túlélésre.
Sadece en küçük ve en iyi uyum sağlayanlar hayatta kaldı.A náluk kisebb, és jobban alkalmazkodó övesállatok azonban megmaradtak.
Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.Életem legjobb pillanatában érzem magam.
(Başka bir hayatta görüşürüz birader!)(Carry on Screaming!) (1966) Ég veled, drágám!
Siyasi hayatta ise genellikle çok partili ve parlamenter rejimler benimsenir.A parlamenti vitákon gyakran hangsúlyozzák a jogállam és a parlamenti eljárások szerepét.
Tahminen toplam 500 ile 1200 arasında kakadu hayattadır.A jelenlegi összegyedszám 500 és 1200 egyed közötti nagyságú lehet.
Bize teslim olanlar hala hayattadırlar.Az életben maradt kalózok gyorsan megadták magukat.
Ailesinin hayatta kalan tek erkek çocuğu olarak ailesinden kalan arazilerin başına geçti.Családjából egyedül ő élte túl a haláltáborok borzalmait.
Çiftin dokuz çocuğu oldu, dört kızları ve üç oğulları hayatta kaldı.Kilenc gyermekük született, közülük 3 fiú és 4 leány maradt életben.
O da hayatta kalmak için bu gruba girmiştir.Azért léteznek, hogy felülkerekedjenek rajtad.
1998 yılında siyasi hayattan çekilmiştir.1998-ban visszavonult a politikától.
Tiye uzun bir hayat yaşamış ve kocası III. Amenhotep'in ölümünden sonra hayatta olduğu belgelenmiştir.Tusratta, Mitanni királya írta, és utal benne a III. Amenhotep halálát követő gyászra.
John Adams, 1825 yılında, henüz hayattayken, oğlu John Quincy Adams'ın ABD'nin 6. Başkanı oluşuna şahit oldu.Fia, John Quincy Adams, 1825-től 1829-ig az USA hatodik elnöke volt.
Tanrı kültleri günlük hayatta da oldukça yaygındı.Éppen ezért az isteni teremtmény neve lassan megjelent a mindennapi életben is.
175 hayatta iken 153 kişi olayda öldü.Legalább 535 ember halt meg, így csak 371-en maradtak életben.
Hayatta olup olmadığı bilinmemektedir.Nem hittem volna, hogy tudja, hogy létezem.
Ancak bu mücadeleyi kazanırsa hayatta kalma seçeneği olacaktır.Ha a kutya megéri a reggelt, van esélye a túlélésre.
Üç çocuğu şu an hayatta, eşi 2007 Ekim'inde vefat etti.Egy bátyja és egy húga van, édesanyja 2007 júliusában hunyt el.
Ancak tüm erkek çocukları ölmüş ve kızlardan sadece biri hayatta kalmıştı.Meghaltak fiai is, számos gyermeke közül csak egy lánya élte túl a költőt.
En nihayetinde Katniss ile Peeta, hayatta kalan iki kişidir.Megölik mivel hagyta, hogy Katniss és Peeta mindketten életben maradjanak.
Hayattayken kendisi için anıt mezar olarak yapılan bina, bugün spor salonu olarak kullanılmaktadır.Körülötte ma is használatban levő temető található, így ma temetőkápolnaként működik.
Onun zamanında büyüdü rağmen, Miyosen geçmiş hayatta değildi.Agglegény élete ellenére Haydn nem volt magányos.
Kondor genel olarak hayatta kalır ve salıverilir.Ezt általában túlélik a kondorok, aztán szabadon eresztik őket.
Savunma ve hayatta kalma giderek zorlaştı.Ez gyakorlatilag azt jelentette, hogy az ellátás és a fizetés egyre bizonytalanabbá vált.
Fakat Bane hayatta kaldı.Mózes életben maradt.
Tüm karşıtlıklara rağmen hayatta kal, biz senin kefiliniz Libya, Libya, Libya!Elä halki vastoinkäymisten, me olemme sinun vaalijasi, Libya, Libya, Libya!
Hala hayattasın."Sä elät sittenkin!”
Parker, diğerlerinin hayatta kalabilmesi için içlerinden birini öldürüp yemeyi teklif eder.Parker ehdottaa silloin, että yksi heistä surmattaisiin ruoaksi, jotta muut pysyisivät hengissä.
Bu koşullar, canlılar arasında hayatta kalma ve üremeye dair rekabete yol açar.Nämä olosuhteet tuottavat eliöiden välistä kilpailua selviytymisestä ja lisääntymisestä.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod