Ana içeriğe geç
Sözlük

hayatta ile cümle

hayatta kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Bunlardan bazıları gerçek hayattan alınmıştır.Některé z nich jsou důležité pro přežití.
Bir tatil gezisi, artık bir hayatta kalma savaşına dönüşmüştür.Několikadenní putování se stane jeho bojem o přežití.
Fakat Bane hayatta kaldı.Maul však přežil.
Bu evlilikten olan 4 çocuklarından ikisi hayatta kaldı: Jesse James Jr. (d.Z manželství se narodili dva následující synové: Jan Jiří IV.
Hayatta kalma oranları düşmüştür.Následný pád přežil.
Ama gerçek hayatta biraz daha farklıyız.Ve skutečností je pravda někde jinde.
Ailenin hayatta kalabilen tek çocuğuydu.Byla jejich jediným žijícím dítětem.
Uçaktaki 9 kişide hayattadır ancak adada mahsur kalmıştır.Zahynulo přitom 9 námořníků, kteří jsou pohřbeni na ostrově Hoy.
Ama hayatta kalmayı başarır.Podařilo se jí přežít.
Buradaki hiç kimse hayatta bırakılmadı; ne kadınların ne çocukların hayatını bağışladılar.Nikdo se spolu nebavil, nikdo neutěšoval plačící ženy, nikdo nezastavoval vzlykání dětí.
Kişinin hayatta oluşunun göstergesi.Pouhý odraz naší bytosti v hlavách jiných.
Gücünü hayatta kalmak için kullanır.Pokouší se použít svou sílu k tomu, aby je našel.
Tom hayatta mı?Je Tom naživu?
Sadece en küçük ve en iyi uyum sağlayanlar hayatta kaldı.Doar cele mai mici și mai adaptabile au supraviețuit.
Su pirelerinin içindeki larvalar dört aya kadar hayatta kalabilir.În interiorul puricilor de apă, larvele pot supraviețui chiar și patru luni.
Edo döneminde 234 atlayış kaydedilmiş ve bunların % 85.4'ü hayatta kalmıştır.În perioada Edo au fost documentate 234 de încercări, din care 85,4% au supraviețuit.
Sekiz çocuğun üçüncüsüydü ve hayatta kalan en büyük çocuktu.El a fost al treilea copil din opt și fiul care a supraviețuit cel mai mult.
Eğer kedi kurtulursa sadece hayatta olduğunu hatırlar.Dacă pisica supraviețuiește, ea își amintește că a fost mereu vie.
Billy'nin ağır yaralanmasına rağmen hala hayatta olduğunu keşfederler.Află că Billy, care a fost grav vătămat, este încă în viață.
Öykü daha sonra, Poe hayattayken sadece bir defa daha yayımlandı.Povestirea a fost publicată încă o dată în timpul vieții lui Poe.
Buradaki hiç kimse hayatta bırakılmadı; ne kadınların ne çocukların hayatını bağışladılar.Niciunul dintre ei nu au fost lăsați în viață; nu au fost cruțați nici femeile nici copii."
Doğan çocuklarından sadece üç tanesi hayatta kalmıştır.Doar trei scrisori ale cuplului au supraviețuit.
(Başka bir hayatta görüşürüz birader!)("Până la victoria eternă!").
Bu durumlar hayatta kalanlar arasında %15 oranında görülebilir.Acestea apar la aproximativ 15% dintre supraviețuitori.
55 mürettebatın içinden sadece o hayatta kalmıştır.Doar 5 oameni au supraviețuit din întreg echipajul.
Fakat mucizevi bir şekilde hayatta kalabilmiştir.În mod uimitor, el a supraviețuit.
Konusu gerçek hayattan alınmıştır.Argumentarea e folosită în viața reală.
David'in hâlâ aktif olan kafası Shaw'ı Mühendis'in hayatta olduğunu ve onun için geldiği hakkında uyarır.David o avertizează pe Shaw că „inginerul” a supraviețuit accidentului și vine după ea.
Roma'dan hayatta kalanlar kıyıdaki daha uygun alanlara, adalara ve dağlara çekildi.Supraviețuitorii romani s-au retras în poziții mai favorabile pe coaste, pe insule și în munți.
Günlük hayatta da sıklıkla kullanılmaktadır.Cu adevărat, așa e dumneaei în viața cotidiană.
Bunlardan bazıları gerçek hayattan alınmıştır.Aproape toate persoanele sunt, de asemenea, luate din viața reală.
Yaşadığı hayattan kurtulup bir kente göç etmek için para biriktirmeye çalışır.În loc să facă acest lucru, ea fuge din oraș cu banii.
İki gruptan oluşan 22 kişinin hayatta kalma mücadelesi konu alınmıştır.Există un număr de 22 de supraviețuitori al catastrofei aviatice.
Hala hayattasın."El va supraviețui.”
Hayatta olduğum için çok şanslıyım." demiştir.El a declarat: ”Sunt norocos să fiu în viață!”.
Direnişçiler hayatta kalabilmek için yerel halka bağımlıydılar.Luptătorii din rezistență au trebuit să obțină sprijinul populației civile pentru a supraviețui.
Ancak bu mücadeleyi kazanırsa hayatta kalma seçeneği olacaktır.Acum că avem mingea, să profităm de această șansă!
Katakalon birkaç hayatta kalan ile kaçmayı başardı.Enea a reușit să scape masacrului împreună cu încă câțiva oameni.
Artık hayatta her şeye geniş bakıyorum.El penetrează toate aspectele vieții noastre.
Udo hayattadır; fakat ailesinden geriye kimse kalmamıştır.Dumnezeu este atemporal, timpul este în afara Lui dar și în el căci fără Dumnezeu nu exista nici timpul.
Eski dünyanın yetiştirdiği bilginler yavaş yavaş yok olmuştur ama birkaçı hala hayattadır.În următoarele zile inginerul nu mai mănâncă aproape nimic, dar, cu toate acestea, continuă să crească.
Ailenin hayatta kalabilen tek çocuğuydu.A fost singurul fiu rămas în viață.
Konular günlük hayattan alınır.Subiectele puse în discuție vizează aspecte ale vieții de zi cu zi.
Bir gece, bilinçli olarak arabasıyla duvara çarpar ve kıl payı hayatta kalır.Pe jumătate intenționat, într-o noapte, a intrat cu mașina sa într-un zid.
Gerçek hayattaki Joseph Stalin'dir.Jane Austen a fost destinul meu.
Artık tek amacı hayatta kalmaktır.De aici înainte, nu îi rămâne decât să supraviețuiască.
Ancak yaşadığı hayattan çok da memnun değildi.Ea a devenit treptat nemulțumită de viața pe care o are.
Eğer hayatta olsaydı bu aynı zamanda onun 50. doğum günü olacaktı.Sub conducerea ei, trupa și-a sărbătorit cea de-a cincizecea aniversare a existenței sale.
Hayatta kalma şansını artırmak için en kısa zamanda müdahale edilmesi gerekiyor.Să instaurăm cât mai repede cursul nou al vieții.
Hayatta kalanlar için büyük bir ödül vardır.Victoria este a supraviețuitorilor.
Hikâye ölümden sonraki hayatta geçmekte.Cartea se ocupă cu cercetarea vieții după moarte.
Gammaz Yürek, Poe hayattayken birçok defa yeniden basıldı.Acest gest a venit după ce Mbia l-a faultat în repetate rânduri.
Dolayısıyla buradaki Celal daha doğal hayattan, daha doğal bir oyunculukla izleyeceğimiz bir karakter.Este, prin urmare, vorba mai mult de un companion decât un real satelit natural.
Her ikisi de hayattalar.Ambele sunt în viață.
Birçoğu bu hastalık yüzünden hayatta kalmaz.Mulți nu supraviețuiesc din cauza acestei boli.
Hayatta kalan yok.Nu există supraviețuitori.
Filmin konusu, gerçek hayatta yaşanmış bir olay çıkışlı yerel bir türküden alınmıştır.Subiectul filmului are la bază o baladă populară locală inspirată de un eveniment real.
Gerçek hayatta bu herhâlde 8 saat sürerdi." diye açıkladı.A való életben ez valószínűleg 8 órát venne igénybe.”
Ebeveynlerinin hala hayatta olup olmadıkları bilinmemektedir.Nem tudni, hogy élnek-e még a szülei.
1078 yılında öldüğü muhtameldir ama bazı kaynaklar 1096'ya kadar hayatta kaldığını bildirmektedirler.Valószínűleg 1078-ban halt meg, bár tartja magát a nézet, hogy egészen 1096-ig életben volt.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod