Ana içeriğe geç
Sözlük

hayatta ile cümle

hayatta kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Direnişçiler hayatta kalabilmek için yerel halka bağımlıydılar.As pessoas dependiam deste local para sobreviver.
Rose, Jack'e kocasının uçağın kuyruk kısmında olduğu halde hala hayatta olduğunu söyler.Rose diz a Jack que seu marido, que estava na cauda do avião quando ele se desfragmentou no ar, está vivo.
Ve ona Başka hayatta görüşmek üzere dostum demiştir.Encontro você em outra vida.
Hayatta istediği her şeye sahip gözükmektedir.Ela tinha tudo o que sempre quis na vida.
Zaten hayattaki en güçlü tutkusu da müziktir denebilir.Minha maior paixão será sempre a música.
Ligocka, kurgusal benzerinin aksine hayatta kalabilmiştir.Ligocka, ao contrário de sua contraparte, sobreviveu ao Holocausto.
Hayattakı diğer bir amacı ise annesini bulmaktır.A única coisa que quer da vida é encontrar sua filha.
Bu olaylar sırasında Theodora'nın hala hayatta olup olmadığı belli değildir.Se Teodora ainda estava viva durante os eventos, não se sabe.
Gerçek hayatta Yeşil ile benzeştirilmektedir.Ele enxerga a vida em vermelho vivo.
Hayatta kalanlar, bir gece önceki aylak saldırısının sonuçları ile boğuşmaktadır.Os sobreviventes estão lidando com as consequências do ataque dos zumbis na noite anterior.
Ben şarkılarımda yaşadığım şeyleri yazıyorum, söylediğim her şey gerçek hayattan.Tudo o que Smith diz a meu respeito é verdade.
Burada, bir zamanların güçlü Sartanları hayatta kalmak için mücadele etmeyi sürdürmektedir.Enquanto isso as sociedades tradicionais lutam por sobreviver.
Seçilim değerini artıran özelliklere örnek, daha iyi hayatta kalma ve artış gösteren doğurganlıktır.Exemplos de características que podem aumentar a aptidão são sobrevivência melhorada e aumento da fecundidade.
Oysa Padme henüz hayattadır.A Terra mesma está viva.
Hayatta kalanlar, çoğunlukla parti seçkinleri ve yakınları, trenin ön tarafındaki daha güvenli vagondaydılar.Os guardas dessa composição, por alguma razão, estavam todos no último vagão.
Bristol-Myers ve Squibb 1989 yılında, nominal hayatta kalanlar olarak Bristol-Myers ile birleşti.Em 1989 a Bristol-Myers e Squibb foram unidas para formar a Bristol-Myers Squibb.
(Başka bir hayatta görüşürüz birader!)«See You Again» (em inglês).
Hayatta kalmak istiyorlarsa karşı atağa geçmelidirler.Isto é essencial se vocês quiserem sobreviver.
Bir zehir almıştır ve kendini hayatta zor tutmaktadır.Ele vem te ajudar, tu que deves suportar uma pesada penitência.
40 gün hayatta kaldılar.As negociações duraram 40 dias.
"Only Love Survives" (Türkçe: Sadece aşk hayatta), Ryan Dolan tarafından seslendirilen şarkı.Only loves survives é uma canção do cantor Ryan Dolan.
Hayatta kalanlar yardım beklediler.Os demais acompanhantes sobreviveram.
Ama ikizler hayattaydı.Dois outros filhotes estavam mortos.
Hayatta kalabilmek için, ölen arkadaşlarının cesetlerini yemeye karar verdiler.Os sobreviventes tiveram que comer a carne de seus companheiros mortos para permanecerem vivos.
Annesinin teşvikiyle Vespasian, sosyal hayatta büyük kardeşi Titus Flavius Sabinus II'u takip etmeye başladı.A pedido da sua mãe, Vespasiano seguiu a carreira política do seu irmão Tito Flávio Sabino.
Dora hayattadır fakat babası bir Alman askeri tarafından vurularak öldürülmüştür.Lance foi morto com um tiro disparado por um policial do FBI.
Yaşama Saygı, hayatta emin olduğumuz tek şeyin yaşadığımız ve yaşamımızı sürdürme isteğimiz olduğunu söyler.Uma vez mais, aprenderão que tudo o que buscamos na vida, está sempre dentro de nós.
Bazı öykülerde yazar, gerçek hayatta gittiği yerleri ve karşılaştığı gerçek insanları anlattı.Em seus romances, o escritor retrata pessoas que encontrou e lugares onde viveu.
Canlılar hayatta kalabileceğinden çok daha fazla yavrular üretir.Os organismos produzem mais descendentes do que podem sobreviver.
Ariadne uyandığı zaman hala hayatta bulunmasını lanetler.Em uma outra versão do mito, Ariadne desespera-se, ao acordar sozinha.
Metagaming: Gerçek hayatta herkesin ismini bilmezsiniz.Irmã de Spaak: seu verdadeiro nome nunca é revelado em toda a série.
Amacı, hayatta kalmaktır.O Problema da Sobrevivência.
Taşındıklarında 5 çocukları vardı ama 3 tanesi hayatta kalabildi.Eles tiveram 5 filhos, dos quais apenas 3 sobreviveram.
Metro Exodus hayatta kalma-korku ve gizlilik öğeleri barındıran birinci şahıs nişancı tarzında bir oyundur.Metro Exodus é um jogo eletrônico de tiro em primeira pessoa com elementos de survival horror e stealth.
Bu faktörler dünya üzerinde yaşamın devamı için hayatta kalma ve üremeye katkıda bulunur.Isto garante qualidade e durabilidade ao longo do ciclo de vida da obra .
1078 yılında öldüğü muhtameldir ama bazı kaynaklar 1096'ya kadar hayatta kaldığını bildirmektedirler.No entanto, algumas fontes indicam que terá falecido em 1086.
Newman'ın eserleri, kendisi hayattayken çok fazla övgü konusu olmamışlardır.O trabalho de Hargrave no entanto, não foi suficientemente reconhecido enquanto ele ainda era vivo.
Konusu gerçek hayattan alınmıştır.Os casos são baseados na vida real.
Enkazdan yüzer bir takım parçalar üzerinde hayatta kalan 13 kişi 5-6 gün sonra kurtarılmıştır.Os seis tripulantes sobreviventes do avião foram resgatados 13 dias mais tarde.
Mahkumları hayatta tutabilmek için birçok ayrıntılı hileler geliştirdi.Realizou inúmeras expedições para subjulgar os cumanagotos.
Ancak bu mücadeleyi kazanırsa hayatta kalma seçeneği olacaktır.Quando o inimigo é derrotado, você possui uma escolha.
Akademik hayattan 1992 yılında emekli oldu.Ele se aposentou da vida acadêmica em 1995.
Daryl, Beth'in hâlen hayatta olduğuna ısrar eder.Bruce também descobre que Betty ainda está viva.
Sadece Diana'nın koruma görevlisi, Trevor Rees-Jones hayatta kaldı.O guarda-costas de Fayed, Trevor Rees-Jones, foi o único ocupante do carro que sobreviveu ao acidente.
Fakat mucizevi bir şekilde hayatta kalabilmiştir.Durante a vida foi agraciado com um milagre.
Onun zamanında büyüdü rağmen, Miyosen geçmiş hayatta değildi.Ele viveu durante o tempo de vida de Maomé, mas nunca se encontraram pessoalmente.
Oyunun amacı savaşta hayatta kalmaktır.É uma questão de sobrevivência no jogo.
Ancak tüm erkek çocukları ölmüş ve kızlardan sadece biri hayatta kalmıştı.Todos os agentes são mortos e apenas ela sobrevive.
Yedi Krallıktaki çetin mücadelelerde hayatta kalmayı başaranlar, emelleri için yeni savaşlara girişir.Os Sete Reinos sofrerão duramente aquilo que está por vir.
Ebeveynlerinin hala hayatta olup olmadıkları bilinmemektedir.Nada se sabe de seus parentes, se existem ou se estão vivos.
Hayatta kalan İsaurialılar ülkelerinin dağlık yerlerine sığınarak, savaşı devam ettirdiler.Os isauros sobreviventes se refugiaram nas fortalezas nas montanhas em sua terra natal e mantiveram a guerra.
Fırlatma koltuğunun amacı pilotun kaza sırasında ve sonrasında hayatta kalmasıdır.Sua função é impedir que durante um acidente o pescoço do piloto sofra com o impacto.
Hayatta kalma mücadelesi konu alınmıştır.Minha luta pela sobrevivência.
Sadece on resimi ve 35 çizimi hayatta kalmıştır.Foram disputadas doze modalidades e 35 finais.
Patlamanın ardından hayatta kalanlar oldu.Poucos moradores sobreviveram à explosão.
Bir tatil gezisi, artık bir hayatta kalma savaşına dönüşmüştür.O que começou por ser uma alegre reunião torna-se numa luta pela sobrevivência.
Fakat Bane hayatta kaldı.Apenas Brody sobrevive.
Ancak bundan sonra bir daha hayatta iken vatanına dönemedi.Hij trok zich nochtans niet volledig uit het openbaar leven terug.
Oran'daki bazı Yahudiler Ladino dilini 19. yy'la kadar hayatta tutmayı başardılar.Sommige Joden in Oran bleven tot in de 19e eeuw Ladino spreken.
Radames'in Nubiyalı hizmetçisi Mereb, Mısır'da hayatta kalmanın yollarını öğrenmiş bir genç erkektir.Radames' Nubische bediende Mereb is een jonge man die de trucs van overleven in Egypte heeft geleerd.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod