Hayatta kalan madenciler Salt Lake City'ye ulaşır.في الربيع، يصل جول وايلي إلى سولت ليك سيتي.
Bu hastalarda cerrahinin hayatta kalma süresine etkisi olduğu gösterilememiştir.من غير الواضح إذا كان للجراحة دور في علاج تلك الحالة.
1950'den sonra siyasi hayattan çekildi.وبعد الاستقلال عام 1956 انسحب الرجل من الحياة السياسية.
Doğal hayattaki kızıl aynakların ömrü yaklaşık 15 yıl kadardır.يمتد أمد حياة الأيل الأسمر الفارسي لحوالي 15 سنة.
Amacı, hayatta kalmaktır.والذي يعني البقاء.
Kariyeri boyunca, Brennan'a gerçek hayatta olduğundan daha yaşlı gösteren roller verilmiştir.خلال مهنته، كثيرا ما لعب برينان أدوار أكبر سنا منه.
Hayattaki önceliklerini önce iş sonra kendisi sonra hayatındaki kadın şeklinde sıralamıştır.وبعد شرب الخمر والتدخين معه، حصل شيء لي أول مره في حياتها في شقته.
Tommy ise hayatta kalır.أدوبي سيستمز.
Ama hayatta kalmayı başarır.بل فكر في أنك ستستطيع النجاة.
Eğer hayatta olsaydı bu aynı zamanda onun 50. doğum günü olacaktı.بعد وفاتهما، حصل مي أخيرا على رخصة وهو في سن الـ50.
Hatem (Mamuka Kikaleyşvili) hayatta şanssızdır.فإن نجاح الصدفة لا يعيش ..
Dora hayattadır fakat babası bir Alman askeri tarafından vurularak öldürülmüştür.كان أبوه من الطلقاء وقد قُتل في غزوة بدر.
Euter(pes) oğlu Seiklios (bunu) henüz hayatta iken (yaptırdı).وثقه ابن حبان وأخرج في " صحيحه " حديثه عن مجاهد عن جابر في النهى عن استقبال القبلة ببول أو غائط.
Tahminen toplam 500 ile 1200 arasında kakadu hayattadır.تتراوح التقديرات لعدد الهبيوت ما بين الـ 500 إلى الـ 1200 .
Özel birliklerde görev yaptığı sırada doğada hayatta kalma uzmanı unvanını almıştır.سمو رئيس الوزراء يزور قوات الامن الخاصة في سافره...
Gitar, gitarcının yaşamını ve hayatta kalabilmesi iç tek umudunu sembolize etmektedir.يأتي الغيتار لتمثيل عالم عازف القيثار والأمل الوحيد للبقاء على قيد الحياة.
Bu durumlar hayatta kalanlar arasında %15 oranında görülebilir.هذه الاعاقات تحدث في 15% من الأطفال الناجين.
Bu benim gerçek hayatta olmamı sağlıyor" demiştir.أعتقدُ بداخلي أنَّ هذهِ فعلاً قصتي".
Bunun ardından, Poe'nun hayatta olduğu süre boyunca, yazarın izniyle sadece iki defa daha basıldı.وأعيد نشرها بإذن من بو مرتين فقط خلال حياته.
Tom hayatta kaldı.نجا توم.
Şans, hayatta önemli bir rol oynar.يلعب الحظ دورا هاما في الحياة.
98 yolcudan ancak 3'ü hayatta kaldı.بقي 3 مسافرين من 98 مسافر فقط على قيد الحياة
Eğer kedi kurtulursa sadece hayatta olduğunu hatırlar.Se o gato sobreviver, isso lembra que ele está apenas vivo.
536 yılında kesinlikle hayattaydı çünkü Konstantinopolis'te bir Synod'a katıldı.Ele estava certamente vivo em 536, pois participou de um sínodo em Constantinopla naquele ano.
Brown gerçek bir insan olmasına rağmen Cameron gerçek hayatta yaptıklarını yansıtmamayı tercih etti.Apesar de Brown ter sido uma pessoa real, Cameron escolheu não mostrar suas ações da vida real.
Tüm karşıtlıklara rağmen hayatta kal, biz senin kefiliniz Libya, Libya, Libya!Sobreviver a tudo, nós somos o seu resgate Líbia, Líbia, Líbia!
Hala hayattasın."Ele está vivo!".
86 Taliban mahkûmu hayatta kaldı, yaklaşık 50 Kuzey İttifakı askeri öldürüldü.86 talibãs sobreviveram e cerca de 50 soldados da Aliança do Norte foram mortos.
55 mürettebatın içinden sadece o hayatta kalmıştır.Da tripulação de 54 pessoas apenas ele sobreviveu.
Adamlarından sadece birkaçı hayatta kalmayı başardı.Apenas alguns de seus homens chegaram a sobreviver.
Bölümde, hayatta kalmaya çalışan grup Hershel Greene'in (Scott Wilson) evine taşınır.No episódio, o grupo de sobreviventes se muda para a casa de Hershel Greene (Scott Wilson).
Radames'in Nubiyalı hizmetçisi Mereb, Mısır'da hayatta kalmanın yollarını öğrenmiş bir genç erkektir.O servo núbio de Radamés, Mereb, é um jovem que aprendeu os truques de sobrevivência no Egito.
Don't Starve, Klei'nin hayatta kalma türündeki oyunlara ilk adımıdır.Don't Starve foi o primeiro jogo da Klei do gênero sobrevivência.
Ölümü, kendisinin hayatta iken yapamadıklarının gerçekleşmesini sağlamıştır.Sua morte, porém, não lhe permitiu realizar o intento, o que foi feito posteriormente, por particulares.
Edo döneminde 234 atlayış kaydedilmiş ve bunların % 85.4'ü hayatta kalmıştır.234 pulos foram registrados no período Edo e desses, 85,4% sobreviveram.
Ayrıca çok ciddi bir hastalık geçirdi ve hayatta kalabilmek için ameliyat olması gerekti.Ele também ficou doente e teve que passar por uma operação para sobreviver.
Doğan çocuklarından sadece üç tanesi hayatta kalmıştır.Apenas três de seus filhos sobreviveram.
Katakalon birkaç hayatta kalan ile kaçmayı başardı.Catacalo conseguiu escapar com alguns sobreviventes.
Roma'dan hayatta kalanlar kıyıdaki daha uygun alanlara, adalara ve dağlara çekildi.Romanos sobreviventes retrocederam para locais mais favoráveis na costa, ilhas e montanhas.
Klei'in hayatta kalma macera oyunu Don't Starve 23 Nisan 2013 tarihinde yayımlandı.O jogo de aventura e sobrevivência da Klei, Don't Starve, foi lançado em 23 de abril de 2013.
Bu durumlar hayatta kalanlar arasında %15 oranında görülebilir.Estas sequelas ocorrem em cerca de 15% dos sobreviventes.
Aşk, ölüm ve hayatta kalma gibi temalar "Beside the Dying Fire"da sıklıkla işlenen temalardır.Temas como romance, morte e sobrevivência prevalecem em "Beside the Dying Fire".
Bu benim gerçek hayatta olmamı sağlıyor" demiştir.E é desse jeito que eu sou na vida real."
Mücadelem ve sabrım ile Düşmanları ve aksilikleri kovala, Ve hayatta kal!Com a minha luta e minha paciência Afugentar inimigos e percalços, E sobreviver!
Artık tek amacı hayatta kalmaktır.O objetivo é ser o único a sobreviver.
Hayatta kalanlar, Fidel Castro ve Raúl Castro da bu gruba dahildir, kısa süre içinde yakalandı.Os sobreviventes, entre eles Fidel Castro e seu irmão Raúl Castro Ruz, foram capturados pouco depois.
En sevdiği yemek domatestir, hayatta en güvendiği şeyin domates olduğunu defalarca vurgulamıştır.Sua comida favorita é tomate, e ele mesmo diz que confia mais nos tomates do que qualquer coisa no mundo.
Hayatta kalmayı başaran Wesley, gruptan dışlanır."O Wesley chega para fechar o nosso grupo.
Bu eserin, sanatçının hayattayken satabildiği tek resim olduğu düşünülmektedir.Esta foi a única peça vendida pelo artista em vida.
2000 yılında Hardy Boyz gerçek hayattan arkadaşı Lita'yı menajeri yaptı.Em 2000, os Hardy Boyz encontraram uma nova gerente de vida real e amiga Lita.
Bu koşullar, canlılar arasında hayatta kalma ve üremeye dair rekabete yol açar.Estas condições geram competição entre organismos para a sua sobrevivência e reprodução.
1933 yılında Almanya ve Avusturya’daki toplam 750.000 Yahudiden sadece çeyreği hayatta kaldı.Dos 750 mil judeus na Alemanha e na Áustria em 1933, apenas cerca de um quarto sobreviveu.
Polanski'nin annesi Auschwitz'te öldürülmüştü ve Polanski Kraków Gettosu'nda yaşamış ve hayatta kalmıştı.A mãe de Polanski morreu em Auschwitz, e ele viveu no Gueto de Cracóvia.
Gerçek hayatta bu kadar çok rol modelle karşılaşmazsınız.Você não vive através de modelos na vida real.
Hayatta kalan tek okul Theravada'dır.Desses dois troncos, a única escola remanescente é a Theravada.
This War of Mine 2014 yapımı, savaşta hayatta kalma video oyunudur.This War of Mine é um jogo de 2014 de sobrevivência no meio de uma guerra desenvolvido por 11 bit studios.
15,000 çocuk kamptaki çocuk yurtlarında kalıyordu, bunlardan sadece 93'ü hayatta kalmayı başardı.Das 15 mil crianças que havia anteriormente, apenas 93 estavam vivas quando o campo foi libertado.
Ancak bir süre sonra hayatta kalmak için zombilerden kaçmaya başlayacaklardır.Novamente, eles terão de sair vivos, se quiserem se salvar.
Hayatta kalmak daha zordur.Porém, é mais difícil sobreviver dessa maneira.
Bu zorlu yetişme koşullarında, birkaç bitki hayatta kalabilir.Neste período mais quente alguns seres vivos conseguem se desenvolver.