Şu günlerde hayattan keyif almıyorum.Я не наслаждаюсь жизнью в эти дни.
Hayatta mısın?Ты жив?
Hayatta kalan var mı?Есть выжившие?
Hâlâ hayattasın.Ты ещё жива.
İtfaiyeciler hâlâ hayatta kalanları arıyorlar.Пожарные до сих пор ищут выживших.
Böyle şans hayatta birkez gelir.Такой шанс выпадает раз в жизни.
Son günlerde çok meşgulüm, hayattan bezdim.В последние дни я очень занят, устал от жизни.
Sami hayatta ve iyiydi.Сами был жив и здоров.
Ancak bundan sonra bir daha hayatta iken vatanına dönemedi.Поэтому возвратиться к мирской жизни после него было невозможно.
Biz, ilhamlarımızı, gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz.На посту же нашем, унаследованном от солнца небесного, должно владыке пребывать и править.
Ama gerçek hayatta biraz daha farklıyız.В реальной жизни всё по-другому.
Hala hayattasın."Ты будешь жить».
Fakat mucizevi bir şekilde hayatta kalabilmiştir.Она чудом осталась жива.
(Başka bir hayatta görüşürüz birader!)Увидимся позже, Боб.»
55 mürettebatın içinden sadece o hayatta kalmıştır.Из 55 членов экипажа выжил только один.
Mary Astell’in hayatından birkaç belge hayatta kalmayı başardı.Уцелело всего несколько записей о жизни Мэри Эстел.
Artık evleri olduğuna göre Artyom diğer hayatta kalanları bulma vaktinin geldiğine karar verir.Теперь, когда у них есть дом, Артём решает, что пришло время искать других выживших.
Hayattaki tek amacı kaybolan annesini bulmaktır.Там они находят свою мать, оставшуюся в живых.
Ölümü, kendisinin hayatta iken yapamadıklarının gerçekleşmesini sağlamıştır.Он отказывается от Даров Смерти, оставляя только свою мантию-невидимку (принадлежавшую его предкам).
Witten hayatta olan fizikçiler arasında en yüksek h index'e sahip.Виттен обладает самым высоким h-индексом (индексом цитирования) среди ныне живущих физиков.
Amacı, hayatta kalmaktır.Задача — выжить.
Oyunda amaç, mümkün olduğunca uzun süre hayatta kalabilmektir.Целью игрока является прожить как можно дольше.
Videodaki sevgilisini, gerçek hayatta kuzeni olan Chad oynamaktadır.Оказывается, её любовный интерес сидит рядом с ней, его сыграл её настоящий кузен Чад.
Kazada sadece uçak mühendisi Alexander Sizov hayatta kaldı.Выжить в катастрофе смог лишь бортинженер Александр Сизов.
Radames'in Nubiyalı hizmetçisi Mereb, Mısır'da hayatta kalmanın yollarını öğrenmiş bir genç erkektir.Слуга Радамеса, Мереб, - нубиец, научившийся выживать в Египте.
Oyunun amacı savaşta hayatta kalmaktır.Главной целью игры является пережить войну.
(Bu kişilerden günümüzde, hayatta olan yoktur.)В этот день не делали много жертвоприношений.
Ancak tüm erkek çocukları ölmüş ve kızlardan sadece biri hayatta kalmıştı.Все они были убиты, выжила лишь работница.
Mücadelem ve sabrım ile Düşmanları ve aksilikleri kovala, Ve hayatta kal!Моя борьба и моё терпение Отогнать врагов и несчастья, И выжить!
This War of Mine 2014 yapımı, savaşta hayatta kalma video oyunudur.This War Of Mine — симулятор выживания в блокадном городе.
Riau'da ise yalnızca 9 alanda 350 kadar fil hayatta kalmıştır.В провинции Риау жило лишь около 350 слонов в 9 отдельных популяциях.
Yavruların çoğu daha büyük balıklar tarafından yenilir ve sadece ufak bir azınlığı hayatta kalmayı başarır.Большинство пойманных акул выбрасывают в море, но, вероятно, процент выживаемости невелик.
Edebî hayatta iştirak etmedi ve kendisini edib sanmadı.Он забывал о пище, совершенно не заботился о себе.
Hayatta olup olmadığı bilinmemektedir.Неизвестно, выжила она или нет.
Ama hayatta kalmayı başarır.Но ему удаётся выжить.
Hayatta kalabilmek için, ölen arkadaşlarının cesetlerini yemeye karar verdiler.Чтобы выжить, они были вынуждены есть тела погибших пассажиров.
2000 yılında Hardy Boyz gerçek hayattan arkadaşı Lita'yı menajeri yaptı.В 2000 году у Hardy Boyz появился новый менеджер — их общий друг Лита.
Adliyede ve günlük hayatta başına gelenler yaşanmaktadır.Женщины сталкиваются с насилием в правовой сфере и в повседневной жизни.
Ailenin hayatta kalabilen tek çocuğuydu.Был единственным выжившим ребёнком в семье.
Bir gece, bilinçli olarak arabasıyla duvara çarpar ve kıl payı hayatta kalır.Однажды ночью он врезался на своём автомобиле в стену и чудом остался жив.
Fakat Bane hayatta kaldı.Бени выживает.
Doktor hâlâ hayatta olduğu için sevinir.Он приходит в восторг от того, что жив.
Ocak 1865’e gelindiğinde hayatta kalan Çerkeslerin sayısı sadece 300 kişi idi.К концу лета 1863 года в полку осталось всего 85 человек.
Udo hayattadır; fakat ailesinden geriye kimse kalmamıştır.Они чередуют службу в течение их жизни и никто не может занимать место кроме них.
Hayatta kalabilmek için kazanmak zorundadırlar.Им приходится зарабатывать себе на жизнь.
Eğer Hortkuluk'un sahibinin bedeni yok olursa kişi hayatta kalmaya devam eder.Если тень вернуть хозяину, то человек оживает.
Ayrıca hapishanede hayatta kalan mahkûmlarla karşılaşmışlardır.В кафетерий тюрьмы они встречают выживших заключенных.
Kalan askerler, hayattaki savaş esirleriyle beraber Barbados'a gönderilir.Бартлетта располагают вместе со всеми остальными военнопленными.
Carlisle, hayatta kalan en son bilinen "WAMPAS Baby Star" unvanına sahiptir.На момент смерти была последней звездой из списка «WAMPAS Baby Stars».
Bazı öykülerde yazar, gerçek hayatta gittiği yerleri ve karşılaştığı gerçek insanları anlattı.В своём сочинении упоминает о том, с кем встретился.
Sekiz çocuğun üçüncüsüydü ve hayatta kalan en büyük çocuktu.Был третьим из восьми детей и старшим среди сыновей.
Film setinde her şey gerçek hayatta olduğu gibi çalıştı.Фильм снимается так, будто всё происходит на самом деле.
Siyasi hayatta ise genellikle çok partili ve parlamenter rejimler benimsenir.Мы против политических партий и всякого рода парламентаризма.
Renfield hayatta kaldı.Хартнелл остался в живых.
Genellikle taşımacılıkta ölen kişi sayısı hayatta kalan esirlerin sayısını aştı.Потери противника убитыми во много раз превышали число захваченных пленных.
Araç içerisindeki üç kişilik mürettebat ise hayatta kalmıştır.Все находившиеся на его борту 3 члена экипажа выжили.
Adamlarından sadece birkaçı hayatta kalmayı başardı.Выжить удалось лишь нескольким его охранникам.
202 kişiden 176'sı hayatta kaldı, 26'sı öldü.В Чудове монастыре умерло 182 человека, в живых осталось 26.
Hayatta kalmak daha zordur.И станет проще жить.
Aslına bakılırsa bu ayrım gerçek hayattaki gelişmelerle de paraleldi.Это отчасти совпадало с их ситуацией в реальной жизни.