Ana içeriğe geç
Sözlük

hayatta ile cümle

hayatta kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Japon hükümetinin verilerine göre 31 Mart 2011 itibarıyla 219.410 Hibakusha halen hayattadır.Al 31 marzo 2011, 219 410 hibakusha erano ufficialmente riconosciuti come tali dal governo giapponese.
Kız kardeşi için hayatta kalma mücadelesi verecektir.Cercherà in tutti modi di sovrastare la sorella.
Gerçek hayatta, Nicholson ve Walter yakın arkadaşlardı.Fuori dal ring, Kevin e Chris erano grandi amici.
Doğan çocuklarından sadece üç tanesi hayatta kalmıştır.Solo tre dei figli dei genitori sopravvissero in buona salute.
Akademik hayattan 1992 yılında emekli oldu.Si è ritirato dalla vita accademica nel 1992.
Ancak gerçek hayatta bu durum imkânsızdır.Tuttavia, questa leggenda non è riscontrabile nella realtà.
Cinayet kurbanlarından ikisi hayatta kalmıştır.Due tra le vittime dell'attentato morirono.
Hayattayken şiirlerini bir araya getirip yayınlamamıştır.Mentre è in vita impedisce la pubblicazione delle sue poesie.
Bu durumlar hayatta kalanlar arasında %15 oranında görülebilir.Nulla ci dice su cosa succederà nel restante 5% dei casi.
İyi sonda, Artyom hayatta kalmayı başarır.Nonostante ciò, il Consiglio delle Arti riesce a sopravvivere.
Sosyal hayatta aktif rol alır.È molto attiva nel sociale.
Hayattaki tek zevki televizyon seyretmektedir.Principalmente il suo hobby è guardare la Tv.
Edebî hayatta iştirak etmedi ve kendisini edib sanmadı.Felice entrò nella disputa senza pensarci.
Minimo, tarayıcısından önce hayatta olan projedir.Questo è l'ultima cosa che fa prima di spirare.
55 mürettebatın içinden sadece o hayatta kalmıştır.Dei cinque membri dell'equipaggio solo due sopravvissero.
Günlük hayatta da sıklıkla kullanılmaktadır.La eseguono spesso anche dal vivo.
I. Charles ile Elizabeth'in ilk ve hayatta kalan çocuklarındandır.È il primo e attuale supervisore di Philip ed Elizabeth.
Şu an hayattadır.È tuttora vivente.
Burada Nick Fury hayattadır ve plan yapmaktadır.Nick Fury non può fare a meno di sorridere.
Buna ek olarak gerçeğe en yakın hayatta kalma hikâyesini yaratmak istediklerini belirtti.Egli dunque si pone come obiettivo la ricerca della verità circa la storia della sua famiglia.
Fakat Bane hayatta kaldı.In realtà, Corben era ancora vivo.
Hayatta kalmak için şafak vaktine kadar savaşmak zorunda kalırlar.I sopravvissuti dovranno continuare a tenere duro fino a quando non arrivano i rinforzi all'alba.
Karısı ve iki çocuğu hala hayattadır.Sua moglie e i suoi due figli furono solo feriti.
Babası da annesi de hayatta değildir.Solo la madre era ancora viva.
Bu sebeple, hayatta kalanın denetlenmesi şarttır.E di conseguenza il segreto dei superpoteri rimane tale.
Üç kez evlilik yaptı ancak öldüğü sırada ailesinden hayatta olan kimse yoktu.Lì morì senza che vi fossero ulteriori rappresentanti della casata.
Burada, bir zamanların güçlü Sartanları hayatta kalmak için mücadele etmeyi sürdürmektedir.I reggimenti Imperiali dovranno battersi duramente per sopravvivere questa volta.
Süre biterse, daha fazla hayatta kalan oyuncusu olan takım kazanır.Allo scadere del tempo, vince la squadra con più vite rimanenti.
İki gruptan oluşan 22 kişinin hayatta kalma mücadelesi konu alınmıştır.22 stati membri dell'UE partecipano alla cooperazione rafforzata.
Glenn ise Maggie'nin hayatta olmasının, onun duygularından daha önemli olduğunu söyler.Diane sembra più preoccupata di come dirlo a Maggie che della gravità della patologia riscontrata.
Haziran 1793 tarihinde Paris'i terkedip, zamanla siyasi hayattan çekilmiştir.Nel giugno 1793, un tempo imprigionato come monarchico, si allontana da Parigi e della vita politica.
Hayatta kalan tek çocuğu olan kızı Muhsine’den üç torunu oldu.Da lei ebbe tre figli, di cui solo Susann sopravvisse fino all'età adulta.
Hayatta olup olmadığı bilinmemektedir.Non si sa se è ancora viva.
Türkçe ismi "Sabah Güneşi" olan şarkının sözlerinde yer alan "Her zaman hayattan daha fazlasını istedin.La versione in italiano della canzone Ever Ever After è intitolata Splende sempre il sole.
Ancak bu mücadeleyi kazanırsa hayatta kalma seçeneği olacaktır.Se riesce, la vittoria è sua.
Hayatta her şey su gibi akışkandır.Nel taiso tutto è movimento.
(Kieran gerçek hayatta Macaulay Culkin'in kardeşidir).Archetipo della vita indistruttibile di K. Kerenyi).
Av takımının hayatta kalan tek üyesidir.È anche assieme a noi l'unico sopravvissuto del commando.
Leninizm terimi, Lenin hayattayken pek kullanılan bir terim değildi.La risposta di Lennon non fu tardiva.
Filogenetik ve relikt bir tür olarak, kendi takımının hayatta kalan tek üyesidir.Perfect e Bravo furono gli unici sopravvissuti del loro team.
Adamlarından sadece birkaçı hayatta kalmayı başardı.Almeno uno di loro è sopravvissuto.
Ama II. Richard'ın hayatta kalmasının İV.Il piacere di vivere, RAI 2.
Bu hayatta bir kardeşimi kaybettim.Almeno una persona perse la vita in questa circostanza.
Savaşçı Totec savaşta hayatta kalmayı başardı.Questo capitano Price sopravvive alla guerra.
Ben şarkılarımda yaşadığım şeyleri yazıyorum, söylediğim her şey gerçek hayattan.Scriviamo canzoni riguardanti le cose che accadono durante la vita.
Nuhbe'nin ilk Osmanlıca baskısı daha Vehbî hayatta iken yapılmştır.Il primo giorno di Novruz si alzano presto.
Bu eserin, sanatçının hayattayken satabildiği tek resim olduğu düşünülmektedir.È l'unico dipinto che riuscì certamente a vendere durante la sua vita.
Hayatta kalan son Dalek olduğu sanılan Dalek ise Dalek bölümünde kendini yok etmiştir.Con la flotta Dalek spostata altrove, l'unico Dalek rimasto uccise il controllore distruggendo Alvega.
Bazı öykülerde yazar, gerçek hayatta gittiği yerleri ve karşılaştığı gerçek insanları anlattı.Inoltre, egli sceglie spesso di scrivere riguardo a luoghi e persone realmente esistiti.
Taşındıklarında 5 çocukları vardı ama 3 tanesi hayatta kalabildi.Ebbero 5 figli, di cui solo 3 sopravvissero.
En nihayetinde Katniss ile Peeta, hayatta kalan iki kişidir.Katniss e Peeta possono essere entrambi considerati interdipendenti.
Bu tür giysiler daha eski zamanlarda erkekler tarafından günlük hayatta da giyilirdi.Quel ragazzo si vestiva così anche nella vita di tutti i giorni?
Gerçek hayatta görünür olmasına rağmen Newton, yerçekimi konusunda çok çalışıyordu.Oltre a dimostrare il modello eliocentrico, Newton sviluppò inoltre la teoria della gravitazione.
O hâlâ hayatta.Он всё ещё жив.
Bütün hayatta kalma umudundan vazgeçtim.Я оставил всякую надежду выжить.
Hayatta herkes başarılı olmaz.Не каждому дано преуспеть в жизни.
O, uçak kazasında hayatta kaldı.Он выжил в авиакатастрофе.
Hayattaki amacı bir film yıldızı olmak.Цель её жизни — стать кинозвездой.
Tom hayatta mı?Том жив?
Hayatta kaldık.Мы выжили.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
hayatta ile cümle - Sayfa 32 - hayatta kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App